..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"İçtenlik bütün dehanın kaynağıdır." -Boerne
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Suçbilim > Türk Şad Köktürk




21 Eylül 2006
Suç ve Ceza İlişkisi Bakımından İdam Cezası  
İdam cezası üzerine kriminolojik ve sosyolojik tahliller

Türk Şad Köktürk


Para cezası, hafif veya ağır hapis cezası, müebbet hapis cezası ve idam cezası… Bütün bunlar suçun içeriğine göre verilmelidir. Çünkü bütün bu cezaların var olmasının sebebi bu cezaları gerektirecek suçların varlığıdır. Bu suçlar yok olmadıkça bu cezalar da ortadan kalkamazlar.


:FBCF:
Devlet, asayişi sağlamak ve halkının can ve mal güvenliğini korumak amacı ile kanun koymaya, bu kanunlar çerçevesinde suç saydığı fiilleri işleyenleri yargılamaya ve cebren cezalandırmaya yetkilidir. Suçluları cezalandırmak yüzyıllar önce yalnızca “kötülüğe karşı koymak” maksadı ile gerçekleştirilirdi. Ancak ilerleyen zaman suç ve ceza bilimi olan “kriminoloji”yi ortaya çıkarmıştır. Bu bilim suçu, suçluyu ve cezayı incelemekte ve toplumda suçun nasıl engellenebileceğini araştırarak toplumsal huzurun kurulmasına yardımcı olmaktadır. Kriminoloji açısından kesin olan bir şey vardır ki bu da cezanın suça göre belirlenmesi gerektiğidir. Bir suçlu cezalandırılırken suçlunun özellikleri, hangi suçu neden ve nasıl işlediği, topluma kazandırılmasının mümkün olup olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Buna göre günlerce aç kaldığı için bir ekmek çalan kişi ile kişisel eğlence anlayışı için bazı nesneler çalan kişilerin ikisi de hırsız olsa da bunlara verilecek cezalar farklı olmalıdır. Aynı şekilde tahrike uğrayan ve ani bir cinnet sonucu karşısındaki kişiyi tabanca ile vurarak öldüren kişi ile vahşî bir şekilde bir kişiyi işkence ederek, yavaş yavaş öldüren sapık ruhlu insanın aynı kefeye konulması imkansızdır. Bu kişilerin ikisi de suçludur ve katildir. Ancak alacakları cezalar arasında fark bulunması zarurîdir. Verdiğimiz bu örneklerle anlatmak istediğimiz husus şudur ki cezalar suçlara göre belirlenirler. Para cezası, hafif veya ağır hapis cezası, müebbet hapis cezası ve idam cezası… Bütün bunlar suçun içeriğine göre verilmelidir. Çünkü bütün bu cezaların var olmasının sebebi bu cezaları gerektirecek suçların varlığıdır. Bu suçlar yok olmadıkça bu cezalar da ortadan kalkamazlar. Oysa bazı AB ülkelerinde ve buna paralel olarak Türkiye’de idam cezasının kaldırıldığını görmekteyiz. Suçbilimsel olarak baktığımızda idam cezasının kaldırılmasının yanlışlığını birkaç basit şekilde anlamak mümkündür. Bunun için yukarıda anlatmış bulunduğumuz üzere idamı gerektirecek suçları incelememiz gerekecektir.

İdam, suçlunun hayatına son verilmesidir. Şu durumda idam cezası verilen kişi, düzelme imkânı bulunmayan, topluma kazandırılması imkânsız kişidir. Örneğin bakkaldan ekmek çalan bir çocuk henüz gelişimini tamamlamamıştır ve bu çocuğun idamı topluma fayda sağlamaz. Verilecek uygun cezalarla bu çocuk zaman içerisinde düzeltilebilir ve topluma kazandırılabilir. Ancak kriminolojide “doğuştan suçlu” olarak tabir edilen kişiler vardır ki bunların düzeltilmesi olanaksızdır. Bunlar sapık ruhlu insanlardır. Herhangi bir sebep bulunmasa dahi suç işlerler. Zevk için adam öldürenler, seri katillerin birçoğu bu gruptandırlar. Bu tip insanların düzelip topluma kazandırılması olanak dahilinde değildir. Para cezası bu şahısları suç işlemekten alıkoymayacağı gibi hapse atılmaları durumunda hapiste de suç işlemeye kalkışacaklar ve hapisten çıktıktan sonra kaldıkları yerden devam edeceklerdir. Bu sebeple bu tip şahıslara verilecek ceza “idam” cezası olmalıdır.

Devletin varlığı ve bütünlüğü aleyhinde suç işleyen kişilerin zamanla düzeldiği görülmemiştir. Hapis cezası bu kişiler üzerinde etki yaratmaz. Çünkü yıllarca içlerinde barındırdıkları devlet düşmanlığı bilinçlerinden öte bilinçaltlarına işlemiştir. Bu kini oradan söküp atmak mümkün değildir. Bu tip suçlular psikolojik yöntemlerle dahi düzeltilemezler. Çünkü psikolojik tedavi ile netice almanın ilk şartı hastanın bunu arzu etmesidir. Oysa devlet düşmanlarının devlete yönelik suç işleme arzusu tamamen kendi iradeleri ile ortaya çıkmıştır. Devleti yıkmak, bölmek, başka bir devletin egemenliğine sokmak vb. amaçları güderler. Bu kişiler seri katillerden ve sapıklardan çok daha tehlikeli bir suçu işlemeyi kafaya koymuş canilerdir. Bir seri katil beş yahut on kişiyi öldürmüş olabilir. Oysa bir devlet düşmanı milyonlarca kişinin oluşturduğu ve bu milyonlarca kişinin güvenliğini sağlayan devleti yıkmak gayreti göstermekle, bütün millete karşı suç işlemektedir. Dağa çıkmış bulunan terörist, bir askerimize kurşun sıktığında, o askere karşı “kasten adam öldürme” suçunu işlediğinden başka milyonlarca Türk’e karşı da taksirle suç işlemiş olmaktadır.

Devlet sırlarını yabancı devletlere ifşa eden bir kamu görevlisi açıkça vatan ihanet suçunu işlemektedir. Bu kişi ya şahsî menfaati dolayısıyla, yahut da başka bir ırka mensup olmanın verdiği duyguyla Türk devletine zarar verecek bu eylemi gönül rahatlığı ile gerçekleştirmektedir. Böyle kişilerin de hapse atılarak yahut para cezasına çarptırılarak topluma kazandırılması elbette mümkün değildir.

Devlet ve millet aleyhinde suç işleyenler, vatan hainleri ve düzelmesi mümkün görünmeyen caniler topluma kazandırılamayan kişilerdir. Bu kişiler yaşadıkları süre boyunca topluma zarar vermektedirler. Zarar veremedikleri vakitlerde de sadece tüketmektedirler. Şu hâlde bu tip suçluların yaşamasının yararı değil, aksine zararı vardır. Bunlara müebbet hapis de verilemez. Çünkü müebbet hapis cezası verilen kişinin düzelme olanağının bulunmadığı devletçe de kabûl edilmiş olur. Toplumun nefretini üstüne çeken ve düzelmeyeceği devlet tarafından da kabûl olunan vatan haini suçluların müebbet hapiste dahi olsa yaşaması halkın devlete güvenini zedeler. Adalete olan inancı kırar. Bu durum insanları umutsuzluğa sevk edeceği gibi “kendi adaletini kendi sağlama” yoluna da kaydırabilir. Bütün bunlar bir devlet için korkunç sonuçlardır. Bu sonuçlarla karşılaşmamak için tek çıkar yok bulunmaktadır. Canilere ve bilhassa vatan hainlerine idam cezası!

Avrupa devletlerinde idam cezasının kaldırılmış olmasını Türkiye’ye medeniyet örneği gibi gösterenler var.. Bunlar ciddiye alınacak iddialar değildir. Bugün Avrupa Birliği devletlerinde idam cezası yoktur ancak Avrupa’dan çok daha gelişmiş bulunan Amerika Birleşik Devletleri’nde vardır. Üstelik bu sembolik bir varlık değildir. ABD’de birçok suçlunun idam cezası ile cezalandırıldığını ve bu cezaların infaz edildiğini haberlerde sıkça görüyoruz. Buna bakarak kim kalkıp da ABD’nin çağdışı bir devlet olduğunu söyleyebilir? İngiltere’de dahi bir çocuk katili için idam cezasının geri getirilmesi günlerce basın-yayında tartışılmıştı. Türkiye’de vukû bulan terörizm hadisesi gibi bir durumun İngiltere’de gerçekleşmesi hâlinde İngiltere Krallığı’nın idam cezasını hızla geri getireceğinden ve suçluları idam edeceğinden şüphe duymak mümkün müdür? Peki bu durumda hâlâ terör belâsını başından atamamış olan Türkiye’de idam cezasının kaldırılması hangi gerekçe ile izah edilebilir? Adını anarak sayfalarımızı kirletmek istemediğimiz o mâlûm terörist başı kürdün yaşamasının Türk Devleti’ne ne gibi bir yararı vardır? Çıkıp da bunu açıklayabilecek bir babayiğit yok mudur?

Lafı dolandırmadan söylemek gerekirse, idam cezası Türkiye için gereklidir. İdamın kaldırılmasının medeniyetle, çağdaşlıkla, insan hakları ile ilgisi yoktur. Bu olsa olsa körü körüne taklîdin ürünüdür. Yasama organı bu durumun farkına varmalı ve yeni hazırlanmış Türk Ceza Kanunu’na idam cezasını eklemelidir. Bunu söylerken gerekliliği bilmekten başka, arzumuzun gerçekleşeceğine dair bir umut da taşımak isterdik. Ancak maalesef böyle bir umudumuz da, mevcut yönetimler sağ olsun, bulunmamaktadır.

Suç ve ceza ilişkisinde ırkın rolü ve ırklara göre suçlar konusu da idam cezasının uygulanmasında göz önünde bulundurulması gereken bir unsurdur. Zira farklı ırkların farklı suçlara yatkın olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak bu konuyu daha sonra farklı bir yazıda ayrıntılı olarak ele almak üzere bahsi burada kapatıyoruz. Dileğimiz Avrupa’yı maymun misâli taklit eden yöneticilerle değil de kararlı, azimli, cesur ve hepsinden önce “akıllı” devlet adamları ile yönetilen bir Türkiye’de yaşamaktır. Çok şey mi istiyoruz?

.Eleştiriler & Yorumlar

:: merhaba
Gönderen: zümrüt tanrıöven / Eskişehir/Türkiye
4 Kasım 2007
Bugün sayfaları gezinirken özellikle ismine takılıp açtım ve isminizin ahengine kapıldım:) yalnız ne de iyi bir şey yapmışım. tamamiyle a'sından z'sine sizinle aynı fikirdeyim bu yazıda ve ne yazıktır ki bunu anlayamamlarının acı gerçekliğini izlemek beni her dakika daha da sinirli bir insan haline getirdi:( Bunun için çok şey söyleyebilir ama sadece bunu dile getirdiğiniz ve böylesine güzel bir yazıda ortaya serdiğiniz için teşekkür ederim.

:: korkunç
Gönderen: Özcan Doğan / Antalya/Türkiye
4 Kasım 2007
tek kelimeyle faşizm... insanları doğuştan suçlu saymak, bazı "ırk"ları doğal oalrak suça eğilimli görmek ancak faşist bir düşünceyle mümkün olabilir; ama geç kaldınız; elli yıl önce söylendi ve yapıldı bunlar; bunları söyleyip yapanların nasıl bir sona uğradıklarını da biliyoruz; faşizm heryerde faşizmdir...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Türk Duası [Şiir]
Çanakkale'de Erler [Şiir]
Atayurtta Sabahlamak [Şiir]
Mavi Ejder [Şiir]
Türk'ün Kaderi [Şiir]
Tarihin En Büyük Kahramanına [Şiir]
Sır [Şiir]
Üç Mayıs'ın Altmışıncı Senesi [Şiir]
Vurun Beni [Şiir]
O Günleri Özlemek [Şiir]


Türk Şad Köktürk kimdir?

Türk'üm Türkçüyüm Atatürkçüyüm

Etkilendiği Yazarlar:
-


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Türk Şad Köktürk, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.