..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Küle değil, ateşe üflemelidir." -Divanü Lügat-it Türk, Savlar
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yüzleşme > FUNDA BİLGİLİ




1 Ağustos 2007
Mazinin Silgisi Yok  
FUNDA BİLGİLİ
Kendine gelebilmesi için, bazen kendini tokatlaması gerekiyor insanın. Bunun için ellerine ihtiyacı yok üstelik. Zamana dair algıları kaybolduğu an, soyutluğun o muhteşem, kendine özgü gerçekliğinde bunu kolayca başarabiliyor. Hiçlik ve gerçeğin o sınır ötesi zıtlığı mıknatıs gibi çekiyor insanı kendine. İşte o zaman, yüzüne patlatmak istediği tokat için ellerine ihtiyaç duymuyor insan oğlu ve insan kızı.


:BFJB:
Kendine gelebilmesi için, bazen kendini tokatlaması gerekiyor insanın. Bunun için ellerine ihtiyacı yok üstelik. Zamana dair algıları kaybolduğu an, soyutluğun o muhteşem, kendine özgü gerçekliğinde bunu kolayca başarabiliyor. Hiçlik ve gerçeğin o sınır ötesi zıtlığı mıknatıs gibi çekiyor insanı kendine. İşte o zaman, yüzüne patlatmak istediği tokat için ellerine ihtiyaç duymuyor insan oğlu ve insan kızı.

Kendini kandırmış ve hatta hala kandırıyor olmanın o mide bulandıran görüntüsü gelip oturdu mu gözlerinin önüne; tüm dürüstlüğünü koyup önüne yeni baştan yaşamak istiyor insan hayatı. Mazinin silgisi yok ne yazık ki! Üstelik bellek de inanılmaz acımasız. Süpürüp atmaya çalışsan da ruhunu acıtan hatıraları; geçmişe ait bir koku ya da bazen bir ses, tüm gerçekliğiyle bir toz bulutu halinde kaplıyor bugününü. Zaafları, zayıflıkları, almayı umarak verdikleri kol kola girip halay çekiyorlar karşısında. Birbirlerinden beslenen, birbirleriyle güçlenen, kan yerine yaşam enerjini emen eciş bücüş yaratıklar ordusu. Aciz hissediyorsun kendini. Çünkü hepsi senden, geçmişinden, kişiliğinden bir parça bugün. Onları reddetmek, kendini reddetmek olacak. Hala çalışmakta direnen beynin bunu sana hatırlatmakta ısrarcı.

Kendini irdeleyebilmek, sorgulayabilmek, kendi dışına çıkıp içini görebilmeye çalışmak oldukça zor bir durum insan için. Adalet kavramı ile özgüveni zedelememe duygusu öyle bir çarpışıyor ki böyle anlarda, ortaya çıkan gürültü ürküp geri kaçmasına neden olabiliyor dürüstlüğün. Hele de görmek istedikleri ile gördükleri arasında doldurulamayacak boşluklar, derin uçurumlar varsa sadece görebilmek bile çok zor olabiliyor. Çocukluğunun korunaklı, sevecen sorumsuzluğunda yeniden konumlanmak isterken, aslında çocukluk sandığı zaman diliminin belki de sadece düşlerinde var olduğunu hissedip ürperiyor. Kaçabileceği hiçbir an, hiçbir anı kalmayan sahipsiz bir varlığa dönüşüveriyor bir anda. Sığınacağı masum çocukluğu da elinden alınırsa bir insanın, varın siz düşünün gerisini artık! Bilinmez yollarda kimliğini yitiren insanın hep bir dönüş noktası vardır. Ya da çıkış noktası diyelim. Çocukluğunu yitiren bir insan, bu tek çıkış noktasını da yitirmiştir. Bedenin hızlı bir değişimi, gelişimi vardır yaşam sürecinde. Ruhun çapraşıktır gidişi. Kimi zaman geride bırakır bedeni, kimi zaman sürüne sürüne yakalamaya çalışır maddesel yansımasını. Ama böyle kara giyinmiş gecelerde anlıyor ki insan; ruh bedenden hızlı tüketiyor kendini…

İçindeki şeytanla barış anlaşması imzalamak ister ya hani insan bazen, öyle bir an şu an yaşadığım. Kötülüğe dair hiçbir yanımı törpülemek istemiyorum. Örselenmesin şiddet bu gece ruhumda. Kopup gideyim tenimden, içimdeki insanlığa, iyiliğe dair tüm acıları acıta acıta… Vahşi bir hayvan gibi yağmalayayım geçmişimi. Bir vaiz konuşsun geleceğe dair, ölümün gölgesini giydirip söylevine. Tüm bunlar olurken ben hala dışımda olayım içimi görmeyi özleyip. Sonsuz bir aykırılıktan oluşan parmaklarımı kapanmayan yaralarımı çağrıştıran duvarlarımdaki kapanmayan deliklere sokayım. Nasıl ki iki tan arasına sığar gün, öylece iki nefes arasında yakalar insanı ölüm. An şimdi mi bilmiyorum, yarın var mı takvimimde bilmiyorum… Tek bildiğim bu gece; dışardan gözlediğim içim ertelenmişliklerle dolu bir kördüğüm…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yüzleşme kümesinde bulunan diğer yazıları...
Otuzlarında Bir Kadın...
Canımın Ötesi Annem / Mektup (Iı)
Kendine Yolculuğun Arifesindeki Kadın
Sevginin Büyüttüğü Bebekler Hep Gülümserler Evrene... Damlam'a...
Yaşamın Yolları Tıkalıdır Kimi Zaman!
Canımın Ötesi Annem Mektup III
İyi ki Doğdum :)
Canımın Ötesi Annem / Mektup I
İzin Verir misin Anneciğim?

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Seni, Seninle Paylaşamayacak Kadar Çok Seviyorum...
Tensiz Sevişmeleri Bilir misin Birtanem?
Hangi Kışın Karını Haziran'a Sakladın?
Sakın Seni Seviyorum Deme Bana!
Ben Seni Hiç Sevmedim Ki…
İyi ki Doğdun Üzüm Gözlüm
Aşkı Tanıyan Bir Kadın Asla Aşktan Azına Razı Olmaz
Eksik Sevdaların Sabıkalısı
Hesapsız Aşkların Kadını
Çilingiri Yok Aşkın

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sana Uyandım Bu Sabah [Şiir]
Nasıl Borçluysan Beni Yaşamaya, Öyle Mecburum Seni Yaşamaya [Şiir]
Konuşulmayan Bir Dil Gibisin Coğrafyamda... [Şiir]
İzmir'e Sığmayan Aşk... [Şiir]
Rüya Kaçkınım [Şiir]
Sökmüyor Çivi Çiviyi... [Şiir]
Aşk Doğdu [Şiir]
İki Gülücüğün Kırmızı İzi [Şiir]
Darmadağın [Şiir]
O Adam [Şiir]


FUNDA BİLGİLİ kimdir?

www. fundabilgili. com fundabilgili@hotmail. com MİNİK BEBEĞİM “İMZAMI BIRAKTIM TENİNDE” KİTAPÇILARDA! Yazan insanların yazmaktan aldıkları en büyük haz; okuyan insanların yüreklerine dokunmayı başarabildiğini düşünmektir. İzedebiyat’ta yıllardır yazıyorum. Her yazı eklediğimde aynı heyecanı yeni baştan yaşıyorum. Yeni paylaşımlar, yeni yorumlar, dokunulan yeni yürekler… Türkiye’nin en iyi yazar ve okur kitlesinin buluştuğu bu site benim bir parçam haline geldi zamanla. Eksik hissettim kendimi satırlarım buradaki gözlerle buluşmayınca. Şimdi yeni bir gündoğumunda kelimelerim. İki kızımdan sonraki üçüncü çocuğumun doğum sevincini yaşar gibiyim. “İmzamı Bıraktım Teninde” adını verdiğim minik bebeğim artık kucağımda. Bu güzel doğumu paylaşmak istedim sizlerle. Çünkü beni destekleyen, bana yazma gücü veren dostlar sayesinde kavuştum bu kitaba. Okuduğum, beni okuyan, yorum yapan, yazılarımı kütüphanesine alan tüm İzedebiyat dostlarına teşekkürler!


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © FUNDA BİLGİLİ, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.