"Bütün ölüler gibi, ben de yaşadım. Ama ne işe yaradı?" ― Samuel Beckett"

Pelesenk

Yaşamın ulu çınarı dillendi Anlamamıştı kimse inatla Kavak yellerine kapılmış sürüklenirken zamanda

yazı resim

Yaşamın ulu çınarı dillendi
Anlamamıştı kimse inatla
Kavak yellerine kapılmış sürüklenirken zamanda
Çam ormanlarının kokusu
Gökleraşırı parfüm,
Meşe hışırtıları serenad olmuştu
Rüzgarın sıkıştırdığı bulutlara
Ölümler kustuk kızılcık dedik
Zaman unutturur sandık
Kırdığımız cevizleri
İncecik bir çizgiydi hayat
Dile pelesenk şarkılardan
Dut yemiş suslara...
Kopardık salkımından söğütleri
Maun sevdaları harmanladık
Hızar talaşlarıyla
İçtikçe zehirlendik gizli gizli
Kabus oldu akasya kokuları
Yataklarımızdan fırlatan, ter ile
An geldi,
Çitlembik patladı acıyla
Özü alınmış gül dalı patlangoçlarda.
Zaman durdu...
Badem gözlüsüydük artık
Başucu zebanisi selvimizin
Ve
Başa dönmek yoktu artık...

erol başçı
]

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön