..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Olgunluğa erişmemiş şairler ödünç alır, olgunluğa erişenler çalar. -George Eliot
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Sanat > Mahsun YİĞİT




19 Mart 2008
Bir Tanem  
Tek Kişilik Piyes

Mahsun YİĞİT


Bir tanem yine aldım elime sazımı ve senin için sana bir parça çalacağım. Sever misin bir tanem eski parçaları, mesela Mıradé Kıné den sana uzun bir hava çalsam. Sesim o kadar güzel değil bir tanem. Ama önemli değil, benden başka kimse duymuyor zaten. Senin resim de konuşmuyor benimle bir tanem. Bir haftadır uğramadığım çalışma odama çocuklar girmiş, sazın akordunu bozmuşlar be bir tanem. Akordunu düzeltirken sana “Séva Hacıya” hikâyesini anlatayım bir tanem.


:AIIE:
"Acı ve Bir Resimden başak bana hiç bir hatıra bırakmayan Evin Tunç'a ithafla"

BİR TANEM;
(Tek kişilik piyes)
     
     Bir tanem yine gecenin sessizliği başladı.
     Ve sen yoksun…

      Aktör : Oyuncu sahneye girer; sahne yarı aydınlık.
Dekorda : Sahnenin ortasında büyükçe bir bayan resmi ve fotoğrafın çerçevesine dayanmış bir saz. Oyuncu o fotoğrafa bakar, biraz bekler ve konuşmaya başlar.
Dip müzik : Arkadan bir kaval sesi hafiften gelir.

     Bir tanem aldatmak sadece birinin yatağına girmek mi sanıyorsun. Öyle değil…
     Aha geldim bir tanem yine çalışma odasındayım ve sen yoksun. Dolaptan yine senin resmini çıkarıp bakıyorum be, bir tanem. Her gece olduğu gibi bir tanem resminle konuşuyorum. Biliyorum sorularıma cevap vermez. Biliyorum sesimi duymazsın. Biliyorum belki de bu yazdıklarımı da okumayacaksın. Ama neyleyim bir tanem, sensiz yapamıyorum işte. Seni sensiz düşünmek o kadar zor ki be bir tanem. Yazsam satırlar yetmez. Bağırsam senden başka kimse anlamaz.
Bir tanem yıllardır düşünüyorum da, ailenin bazı fertlerine elimden olmadan, içimdeki acılara dayanamayarak ağır sözler söyledim be bir tanem. Ama sen bana kızmadın. Nedenini sana sorma şansım dahi olmadı be bir tanem.
Bir tanem biliyor musun? Sen sinirlendiğinde bana söylediğin o iğneli sözler, sevgiden uzak, bana olan aşkını inkâr ettiğin tavırların bir tanem. İnan yerimde kim olsaydı belki bu acılara dayanmazdı, kalpten ölecekti. Bir tanem senin yerinde bir başkası o sözleri söyleseydi bana, inan onu yaşatmazdım. Ama sana kızamıyorum be bir tanem.
Bir tanem şanslı mıyız, yoksa şanssız mıyız, bunu anlayamadım ama bildiğim tek şey var ikimizde bir birimizden ayrı yaşayamıyoruz.
Bir tanem yine aldım elime sazımı ve senin için sana bir parça çalacağım. Sever misin bir tanem eski parçaları, mesela Mıradé Kıné den sana uzun bir hava çalsam. Sesim o kadar güzel değil bir tanem. Ama önemli değil, benden başka kimse duymuyor zaten. Senin resim de konuşmuyor benimle bir tanem. Bir haftadır uğramadığım çalışma odama çocuklar girmiş, sazın akordunu bozmuşlar be bir tanem. Akordunu düzeltirken sana “Séva Hacıya” hikâyesini anlatayım bir tanem. Ama uzun belki sıkılırsın, başka bir şey mi anlatayım. En iyisi Hakkı buluttan bir parça sana mırıldanayım. Biliyor musun senden sonra birçok insanı sevdim ve birçok insandan da nefret ettim. Nefret ettiklerimi anlatmayayım da, sevdiklerimin arasında Hakkı Bulut da var bir tanem. Bir tanem bak ne güzel duygularıma tercüman olmuş.

“Karardı Hayatım umutsuzluk sindi / Gözlerimden akan yaşlar henüz dinmişti.
Yıllar sonra arayan bu yabancı kimdir./ Unuttuğum unutmadım dedirme bana.
Ömrümün baharı uğrunda söndü. / Mutluluğa giden yollar, hasrete döndü.
Belki yaşıyor ama kalbimde öldü. / Yaşamıyor, yaşamıyor söyle sen ona.”

Bir tanem beğendin mi, ah bir tanem bilemezsin sana sorular sorduğum da, sen suskun kalıyorsun ya, bana ne kadar acı verdiğinden habersizsin. Aha sazımın akordu düzeldi. Sana bir uzun hava mı okuyayım. Yoksa eskilerden kalma bir hikâye mi sana anlatayım bir tanem. Öyle masum bana bakma be, öylece sen baktığında sana ne anlatacağımı unutuyorum. Bakalım sazım bize ne okumamızı önerecek. Aha notalar gelmeye başladılar. İbrahim Tatlıses den “Saçlarını Yol Getir” umarım beğenirsin bir tanem.
“Tabip sen elleme benim yara mı? / Beni bu dertlere salanı getir.
Kabul etmem bir gün eksik olursa. / Benden bu ömrümü çalanı getir.
De git ara bul getir, saçlarını yol getir.
Bir kör oldu gömülüyor özümde. / Name name iniliyor sazımda.
Dünyayı verseler yoktur gözümde. / Dili bülbül kaşı kemanı getir.
De git ara bul getir, saçlarını yol getir.
Merhamet etmiyor güzüm yaşına. / Sen derman arma boşu boşuna.
Ölür isem mezarımın başına. / Hayatıma sebep olanı getir.
De git ara bul getir, saçlarını yol getir.”

Bir tanem beğendin mi? Umarım beğenmişsindir. Bu sana yakındı, bak aklıma başka bir parça geldi onu sana okuyayım bir tanem. Kawa’yı tanıyorsun. “Hücre tari” kaç kere senin için okumasını istedim. Ama bir defa dahi olsa dinlemedin be bir tanem. İşte sana okuyorum.
Hucra Tarî                (Karanlık Hücre)
Ketim hucra res û tarî      (Girdim karanlık hücreye)
Min dî li min valaye      (Baktım ki bom boştur)
Heyfa çavên res û belek      (Ne yazık ki Karakaş, gözler)
Lê çi bi halê wefaye      (Yorgun ve kimsesizler)
Pistî çavên res û belek      (Karakaş, gözlerinden sonra)
Çibikim ji malê dunyayê      (Neyleyim dünya malına)

Çaxa min xwe dî li vê dinê      (Dünyada kendimi gördüğümden)
hertim li min belaye      (Her zaman benim için viranadır)
Xweda ma qey kesek tune • (Tanrım başka kimse yok mu)?
Ji xêynî min li vê dunyayê      (Benden başka bu dünyada)
Çi dinakî derewîne           (Ne yalancı dünyadır)
Çima dawî lênayê           (Neden sonu gelmiyor)(Neden oturacak heves yoktur)

Dikim qêrîn, dikim gazî      (Yalvar, yakar haykırıyorum)
Kes li hawara min nayê      (Neden kimse yardıma gelmiyor)
Ewê ketî kes lêtune      (Düşenin dostu yokmuş)
Tukesî dest nedayê           (Düşene kimse el uzatmıyor)
Tenê mame li vê dinê      (Bu dünyada yalnız kaldım)
Min ne dost û biraye     (Ne dost nede akraba)

Bir tanem benimle konuşmadığından dolayı, okuduğum parçalar hoşuna gidip gitmediğini bilemiyorum. Aslında sana anlatmak istediğim kısa hikâye başkaydı be bir tanem. Bilir misin bir tanem Tilki ile yılanın hikâyesini. Hatırlıyor musun bir tanem sana bir ara anlatmıştım. Tekrar anlatayım bir tanem bu sefer iyi dinle.
“Tilki ile Yılan; arkadaş olmaya kadar vermişler. Tilki bu arkadaşlık yolculuğunda kendi kurnazlığına güvendi, yılanda zehirli dişlerine güvenerek birlikte yol alamaya başladılar. Bir nehir kenarına geldiklerinde karşı tarafa geçmeleri gerekiyordu. Yılan boğulmaktan korktuğunu söyleyip, tilkinin sırtına binmiş. Nehrin ortasına geldiklerinde Yılan’ın yılanlığı tutmuş Tilkiye sokmak istemiş. Tilki sormuş; kardeş sen ne yapmaya çalışıyorsun. Hemen Yılan cevap vermiş, boğazını sıkacağım, seni öldüreceğim, demiş. Tekrar Tilki sormuş, bunu nehrin diğer tarafında yapsak olmaz mı?. Yılan hayır demiş. Tilki derinden düşünmeye başlamış. Sonunda tek ama son şansı olduğunu bildiği bir çare bulmuş tilki. Tilki demiş, kardeş madem beni boğacaksın, son bir kez yüzünü göster. O güzel gözlerini göreyim. Sonra beni ne yaparsan yap demiş. Yılan hemen gözlerini Tilkiye göstermiş. Tilki hiç zaman kayıp etmeden, Yılan’ın başını ısırmış ve öldürmüş. Tilki nehrin diğer tarafına geçtikten sonra, boynundan Yılanın halkaları çıkarmış. Sıcak kumun üstüne düzgün bir şekilde bıraktıktan sonra Yılana bakmış. İnan kardeş, arkadaşlık yalan dolanla olmaz. Dost doğru olmayan arkadaşlığın sonu böyle biri mutlaka cansız yatmaktır.”
Bir tanem sen o Yılandan faksız değilsin. Biliyor musun bir tanem, sensiz kaldığım günlerde ve seninle böyle oturduğum her gece. Susuz kalıyorum, çoğu zaman aç kaldım. Bazen de babanın köpekleri tarafından dehtik edildim. Hatta bazen ölüm ile burun buruna geldim be bir tanem. Sana olan içimdeki ne nefret nede aşk silindi. Halen yüreğim sıcak bedenim yanıyor bir tanem.
Bir tanem seninle daha fazla kalmak isterdim, ama dışarıda horozlar ötmeye başladır. Demek sabah olmuş, ben gideyim, benden istenilen işler var be bir tanem. Hayatımda senden başak canılar da var bir tanem. Yapmam gereken işler var bir tanem. Senin için yapılacak işlerim var.
Sahna: Işıklar yavaşça kararır ve oyuncu sahnede görünmez.
Ses      : (oyuncunun sesi duyulur) Bir tanem yine gecenin sessizliği başladı.
     Ve sen yoksun…     
Mahsun YİĞİT 16.03.2008



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Geceye Sordum Seni [Şiir]
Bekledim [Şiir]
Yapraklar Sarardı (Sen Yoksun) [Şiir]
Her Şey Güzel Olacak mı? [Eleştiri]
Her Şey Güzel Olacak mı? - 2 [Eleştiri]


Mahsun YİĞİT kimdir?

Bazen çok duygusal, bazende katı olabiliyorum. Her şeyden önce Edebiyat'le yaşamayı seviyorum. Tabi ki, yaşadığım şartlar gereği; siyasettende uzak duramıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Yılmaz Güney. Marquez. Ahmet Altan.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Mahsun YİĞİT, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.