..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir zaman karakterlerimin hüzünlü olduklarını düşünmedim. Tersine yaşam dolular. Trajediyi seçmediler, trajedi onları seçti. -Juliette Binoche
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Pop Kültür > Mehmet Sinan Gür




16 Kasım 2009
Orhan Gencebay Trt1'de  
Mehmet Sinan Gür
TRT bunun gibi birçok sanatçıya, müzisyene yasak uyguladı. Hele bir tanesi var ki ibrettir. Bir türk batı müziği şeklinde söylenen ‘Sultan-ı Yegâh’ta geçen ‘ı’ harfi ‘i’ olacakmış. Bu nedenle tek kanal radyoda ve tek kanal TV’de yayınlanmıyordu.


:BEFD:
Funda ve Kıraç 16 Kasım Pazar günü TRT1’de Gölgeler programında Orhan Gencebay bestelerinden oluşan bir konser verdi. Peşpeşe harika besteleri harika bir yorumla sundular. Kendi yorumlarını yaklaşık 40 yıldan beri Orhan Gencebay tarafından üretilen bestelere kattılar. Funda da Kıraç da çok iyiydi ama ya besteler? Her biri emek ve düşünce ürünü ve üzerinden 40 yıl geçtikten sonra birçok anının izini taşıyordu.

Ben Orhan Gencebay’ın bilinen besteleri kadar bilinmeyenlerni de çok severim. Orhan Gencebay bestelerini sevmeyen yok gibidir. Bir ara oyuncu Levent Kırca bir Orhan Gencebay parodisi yapmıştı. Orhan Gencebay sahnede şarkı söylüyor, masalarda çeşitli düşünce (genellikle siyasi) ve farklı müziklerden hoşlanan insanlar oturuyordu. Herkesi toplamıştı yani. Bir masa da boş duruyordu. Bu masa yanılmıyorsam klasik müzikten hoşlananlarındı ama yakından bakınca o masanın da dolu olduğu, utandıkları için Orhan Gencebay’ı masanın altından dinledikleri anlaşılıyordu. Evet klasik müzik dinleyicilerinin bile Orhan Gencebay’ın arabesk müziğinden hoşlandıkları bir gerçektir. Neden derseniz, doğu müziği olduğundan daha çok güzel olduğu içindir ve bizim karakterimize, duygularımıza çok iyi hitap eder. Peşinden onu taklit eden birçok arabeskçi çıktı ama hiçbiri onun gibi olamadı. Onda bir farklılık vardı. Şarkıları arabesk olarak nitelense bile ilk zamanlarında kullandığı ana müzik aleti sazdı. Asıl bu özelliği onu başkalarından farklı yaptı. Ünlü olduğu zamanlarda Türkiye’de sağ sol çatışmalarının olduğu dönemdi. Bestelerinde bundan da etkilendiğini kabul etmek gerekir. Aynı zamanda karşılık görmemiş sevgileri de bestelerinde dile getirdi. Bu iki etkiyi birlikte ele alınca ortaya zengin, üst sınıf insanlardan çok ezilmiş, sıradan insanlara hitap eden bir müzik çıktı. Şimdi gelelim asıl konuya.

TRT Kurumu yıllarca Orhan Gencebay’ı ve şarkılarını Türk müziği değil diye yasakladı, engelledi ve bastırmaya çalıştı. Biz onu yıllarca 45’lik 33’lük plaklardan, kasetlerden dinledik. Radyodan çalınması yasaktı. Evet, kurum müziği iyi ve kötü olarak değil, arabesk, türk, batı müziği, klasik müzik diye ayırıyordu. Sonra ne oldu? TRT bunu yapmakla ne kazandı? Yavaş yavaş bu yasak delinmeye başladı. Orhan Gencebay önce yılbaşı geceleri bir iki parça çalmak üzere TRT Tv ekranlarında görünmeye başladı. Özel kanalların çıkmasından sonra yasakların pek bir anlamının olmadığı anlaşıldı. Çünkü iyi olan şeyleri insanlara unutturmak mümkün olmuyordu. Ve şimdi, 2009 yılında, bir Kasım ayının bir Pazar günü TRT1’de bütün bir program ona ayrılıyor. Bütün dünyadan programı izleyenler mesajlar gönderip programa katılıyorlar. Orhan Gencebay da telefonla programa bağlandı. Orhan Gencebay ve TRT… Bu ikisini 40 yıl önce bir arada düşünmek bir hayaldi.

TRT bunun gibi birçok sanatçıya, müzisyene yasak uyguladı. Hele bir tanesi var ki ibrettir. Bir türk batı müziği şeklinde söylenen ‘Sultan-ı Yegâh’ta geçen ‘ı’ harfi ‘i’ olacakmış. Bu nedenle tek kanal radyoda ve tek kanal TV’de yayınlanmıyordu. Doğru ya, ülke güvenliğini korumak için radyomuz ve TV’miz de tek kanaldı. Orhan Gencebay’ı da dinlemek kültür yozlaşması olarak görülüyordu. Böyle olmasının kaynağı ta Atatürk zamanına gider. Yani 1938 öncesi. Bir yıl boyunca radyolarda Türk müziği çalmak yasaklanmış. Bunun bir etkisi de saz aşıklarına uygulandı. Radyoda ve Tv’de tek saz ile türkü söylemek yasaktı. Yani Aşık Veysel’in radyoya çıkması ve türkülerini söylemesi olanağı yoktu. Orhan Gencebay, artık yaşayan efsane olmuştur. O da Aşık Veysel gibi –ama arabesk ile birlikte- Anadolu’dan yetişmiş bir saz şairi oldu. Belki bir de bu nedenle diğer saz şairlerinden korkulduğu gibi ondan da korkuldu ve bastırılmaya çalışıldı.

Hepsinin ne kadar boş korkular olduğunu şimdi çok daha iyi görüyoruz.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın pop kültür kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kitap - Martı Jonathan Livingston
Neanderthal İnsanı
Film - 2001: Bir Uzay Efsanesi

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gizemli Mısır - Tek Tanrılı Firavun Akhenaton
Müzik - Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz
İnsan Neden Sanat Yapar?
Yeni Bir Vatandaş Tanımı 2
Google Earth - Moskova'da Bir Araştırma Öyküsü
Kitap - Suyu Arayan Adam - 1
Antakya’da Bir Çiftlik ve İzlenimler
Nuh Tufanı
Zaman Çizgisi
Milliyetçilik Üzerine

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Nazım Hikmet'ten Çanakkale Şiiri [Şiir]
Ateş ve Ölüm (Bütün Şiirler 16. 07. 2009) [Şiir]
Seni Seviyorum Bunalımı [Şiir]
İncir Ağacı [Şiir]
Bir Dosta E - Mektup [Şiir]
Sevgisizlik [Şiir]
10 Ağustos 1915 Anafarta Ovası [Şiir]
Mor Çiçekler [Şiir]
Eskiden [Şiir]
Bir Ruh Çağırma Operasyonu [Öykü]


Mehmet Sinan Gür kimdir?

Yazmayı seviyorum. Bir tümce, bir satır, bir sözcük yazıp altına tarihi atınca onu zaman içine hapsetmiş gibi oluyorum. Ya da akıp giden zamanı durdurmuş gibi. . . Bir fotoğraf, dondurulmuş bir film karesi gibi. Her okuduğunuzda orada oluyorlar ve neredeyse her zaman aynı tadı veriyorlar. Siz de yazın, zamanı durdurun, göreceksiniz, başaracaksınız. . . . Savaş cinayettir. Savaş olursa pozitif edebiyat olmaz. Yurdumuz insanları ölenlerin ardından ağıt yakmayı edebiyat olarak kabullenmiş. Yazgımız bu olmasın. Biz demiştik demeyelim. Yaşam, her geçen gün, bir daha elde edemeyeceğimiz, dolarla, altınla ölçülemeyecek bir değer. (Ancak başkaları için değeri olmayabilir. ) Nazım Hikmet’in 25 Cent şiiri gerçek olmasın. Yaşamı ıskalamayın ve onun hakkını verin. Başkalarının da sizin yaşamınızı harcamasına izin vermeyin. Çünkü o bir tanedir. Sevgisizlik öldürür. Karşımıza bazen bir kedi yavrusunun ölümüne aldırmamak, bazen savaşa –yani ölüme- asker göndermek biçiminde çıkar. Nasıl oluyor da çoğunlukla siyasi yazılar yazarken bakıyorsunuz bir kedi yavrusu için şiir yazabiliyorum. Kimileri bu davranışımı yadırgıyor. Leonardo da Vinci’nin ‘Connessione’ prensibine göre her şey birbiriyle ilintilidir. Buna göre Çin’de kanatlarını çırpan bir kelebek İtalya’da bir fırtınaya neden olur. Ya da tam tersi. İtalya’daki bir fırtınanın nedeni Çin’de kantlarını çırpan bir kelebek olabilir. Bu düşünceden hareketle biliyorum ki sevgisizlik bir gün döner, dolaşır, kaynağına geri gelir. "Düşünüyorum, peki neden yazmıyorum?" dedim, işte böyle oldu. .

Etkilendiği Yazarlar:
Herşeyden ve herkesten etkilenirim. Ama isim gerekliyse, Ömer Seyfettin, Orhan Veli Kanık, Tolstoy ilk aklıma gelenler.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Mehmet Sinan Gür, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.