..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yalnızca sevgiyi öğret, çünkü sen osun. -Anonim
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gerilim > Barış Ünlü




29 Aralık 2009
Ölü Katilin Öyküleri - 7  
Barış Ünlü
Eskiden kalmış bir arkadaşlık ve bu arkadaşlığın ölü katil tarafından sonlandırılması.Ayrıca Ölü katil ile başkomiser Celal’in karşılaşması.


:ADHI:
ÖLÜ KATİLİN HİKAYELERİ

7.ÖYKÜ

(Eskiden kalmış bir arkadaşlık ve bu arkadaşlığın ölü katil tarafından sonlandırılması.Ayrıca Ölü katil ile başkomiser Celal’in karşılaşması.)

Necmi ile Kazım’ın ölümünün üzerinden 2 haftaya yakın bir zaman geçmişti.Bu süreç içerisinde Ölü katil durmak niyetinde değildi.Ve de öyle oldu.Ölü katil etmiş olduğu yeryüzündeki bütün günahkarları silme yeminini sürdürmek için seri cinayetlerine devam etmişti bu günlerde de.Ve iki hafta sürecinde iki canı daha almıştı.Ölenlerden birisi karısını defalarce aldatan bir eş ve ölümü hadım olarak gerçekleştirdi Ölü katil.Diğer kişi de hırsızlıktan aranan azılı soygunvunun biriydi ve onunda sonu bir yol kenarında cesedi bulunarak gerçekleşmişti.Adamın cesedinin bulunasıya kadar geçen 3 günde ceset iyice kokmuş ve böcekler tarafından yağmalanıyordu.
Bu olaylardan sonra Ölü katil, kimsenin bilmediği bir yerdeki evinde bilgisayarının başındaydı.Ülkede olup bitenlere ve de ülkedeki olay çıkartıp günah işleyenleri okuyordu internetteki haber sitelerinden.Ama arada kendisi üzerine çıkan haberleri de kontrol etmiyor da değildi.Bu haberlere artık sıkılmış olacak ki pekte itibar etmiyordu.Kimi gazeteler Ölü katil kim diye sorarken kimileri de tarihte bundan önce böyle gizemli bir seri katil var mıydı diye araştırmalar yapıyor. Ölü katil artık bunlardan sıkılmıştı.O artık ettiği yemini gerçekleştirmek ve hep gizemli kalmayı istiyordu ;ama görsel ve yazılı basın buna pekte izin vermeyeceğe benziyor gibiydi.
Yine böyle günde başına geçtiği bilgisayarında bazı yaşanmış olayları inceliyordu.Bunlardan birisini görüp duraksar. Haber ise Beşiktaş’ta bir otele yapılan fuhuş baskınından ve yakalanan hayat kadınlarıyla onlarla yatan erkeklerden bahsediyordu.Ölü katil bu yaşananı görerek kendi Kendine
‘’Bunlarda ne oluyor artık ülkede arz namus kalmadı...’’diye içerler ülkesinin içinde olduğu durumu.
İnternette bir de yapılan baskında kameralara yansıyan fotograflara bakmak kimlerin bu işe bulaştığını merak ederek fotografların bulunduğu klasörü açar.Klasörü açtığında karşısına 7 fotograf çıkar.Tek tek her fotografı açıp bakarken fotografların 6.cısında durup kalır bir anda.Gördüğü fotograftaki bir şey kendisini duraklatmıştı ve kendisini çekmişti sanki.Meraknı gidermek adına fotografı büyütüp ayrıntılı bir şekilde büyütüp bakmak ister.Fotografta ise iki hayat kadını polislerin arasında polis otosuna bindiriliyorlardı.Bu yaklaştırmadan da bir şey anlamayıp fotografı bir kez daha büyütüp son bir defa daha bakar.
Ve acı gerçeği tanıdığı bir yüzü görür karşısında Ölü katil.Bu kişi Ölü katilin, Ölü katil olmadan önce kaldığı son yurt olan yerde çok çok yakın olduğu birisine aitti.O kişi ise Ölü katille aynı yemeği paylaşan hatta aynı yerleri gezip beraber dolaştığı kişi olan Zarife’ydi.Ölü katil ilk bakışlarında tanıyamasa da Zarife’yi en son büyütmede fark eder.Ve arkadaşının hatta bir zaman sevdiği kadının gençlik aşkı olan kadının ne hallere düştüğünü görerek birden gözlerinden hiç yaş gelmeyen Ölü katil az da olsa gözünden birkaç damla da olsa yaş düşer masanın üzerine.Anında fotografı eski haline getirip sonra da haber sayfasını kapatır.Ardından bilgisayarı da kapatıp oturduğu sandalyeden kalkıp biraz rahat nefes almak için evinin balkonuna çıkar.
Biraz hava almanın kendisine iyi geleceğini düşünür.Arada sigarasını yakmayı da unutmaz.Ve bir zamanlar sevdiği kadın olan Zarife’yi ve onunla yaşadıklarını düşünmeye başlar.Anılar arasında kaybolarak dalar Zarife’yle olan bir anısına.

Yıllar öncesiydi Ölü katil daha 15 yaşında genç bir delikanlıydı.Hayatın kendisine getirdiği acılara inat devam ettiriyordu yaşamını.Ve son kalacağı yurt olan çocuk esirgemedeydi.Yeni bir sabaha uyanmış, kahvaltısını etmiş ve bahçeye çıkmıştı.Bu gün hafta sonuydu ve dersi de yoktu.Bu yüzden biraz bahçede oturmanın vakti diyerek salmıştı kendini yetimhanenin daraltıcı havasından kurtulmak için bahçeye.Bahçede otururken birden yurda dün bulunup getirilmiş sorunlu birisinin yurt kapısından içeriye girdiğini görür.Gördüğü bu kişi kızın birisydi.Ve görünüşte pek te sorunlu değilmiş gibi geliyordu her insana.Ama Ölü katil yurda her yeni geleni tanımak için kalkar oturduğu yerden ve yaklaşır kapıya doğru.Görevlilerin aralarında geçen konuşmaya şahit olur.İki görevliden kısa boylu ve yaşlıca olanı, genç görevliye diyordu ki
‘’Bu kız çok sorunlu diyorlar.’’
‘’Sen nereden duydun ki bunu?’’
‘’Geldiği yurttaki arkadaşım dedi.’’
‘’Başka neler dedi sana arkadaşın?Yani sorunlu derken ne demek istedi sana?’’
‘’Vallahi ben onun yalancısıyım.O bana dedi ki bu kız bir kez yurdu yakmak istemiş.Sonra da hocalarına türlü belalar açarmış.Müdürlere falan kafa tutarmış demişti.’’
‘’Eğer arkadaşının dediği gibiyse vay halimize.’’görevlilerin aralarında geçenleri duyduktan sonra Engin yani nam-ı değer Ölü katil, bu kızın tam kendisine göre birisi olduğunu ve onunla arkadaş olması gerektiğini düşünerek görevlilerin arasında yurda sokulan Zarife’ye bakar.Zarife ise birden başını yana çevirdiğinde görevlilerin arasından zor da olsa kendisine bakanı görür.Çocuğun kendisine dik dik baktığı görüp şaşırır olduğu yerde.Çocuğun aklından zoru falan mı var diye düşünür ve öylece içeriye sokulup müdürün yanına götürülür.Ölü katil ise kızın kendisine baktığını görüp sinirlenmesine sevinir.Çünkü bilerek dik dik bakıp kızın dikkatini çekme fırsatı bulmuştu.
Bu bakışma olayının üzerinden 10 gün kadar sonra yemekhanede yemek yiyen Zarife’nin yanına birden elinde yemek tepsisiyle oturur hiç de izin almadan Ölü katil.Zarife bu beklenmedik ziyaretçinin ne yapmak istediğini merak ederek
‘’Ne istiyorsun benden?’’
‘’Ne olabilir sadece yanına oturup yemek yiyeceğim hepsi bu kadar.’’
‘’Lütfen gider misin yanımdan?’’
‘’Giderim de niye bu kadar çok kızıyorsun ki yanına oturmana.Baksana bir etrafına...’’diyerek yemekhanedeki topluluğu gösterir Ölü katil, Zarife’ye.Zarife ise topluluğa baktıktan sonra
‘’E! Ne olmuş etrafa?’’
‘’Ne olacak herkes kızlı erkekli oturuyor.Kimse buna bir sakınca göstermezken sen kalkıp bana bağırıyorsun ;ama ben yine de centilmence davranıp saygımdan kalkıyorum.’’der ve hemen kalkar Zarife’nin yanından.Zarife’de bu ilginç ve edebi konuşan çocuğun ne yapmak istediği kendince çözerek
‘’Sen ne istiyorsun benden?’’
‘’Hiçbir şey...’’
‘’Ama ben senin ne istediğini biliyorum.’’Ölü katil kızın ona dair hislerini anlmamasını dileyerek
‘’Ne istiyormuşum senden ben?’’
‘’Beni...’’
‘’Seni mi?’’
‘’Evet.Buraya geldim geleli kaç gündür peşimde olduğunu, beni izlediğini ve benimle tanışmak için sürekli yakın davranmaya çalışmanı anlamadım mı sanıyorsun sen.’’
‘’Şey ama...’’
‘’Aması falan yok benimle ilgilenip sonra böyle bir şey yok diyorsan şimdi git ve benimle sonsuza dek konuşma; ama eğer beni istediğini söyleyeceksen yanımda kal ve otur.Şu yemeği de berbat etme.’’Ölü katil kızın bu kadar da çabuk kendisine olan niyetini anlamasına şaşarak denileni yapar ve kızı kaybetmek istemeyerek oturur Zarife’nin yanına.Zarife ise yanına oturan erkeğin neler istediğini bilmenin gururuyla dönüp bakar
‘’Sen nasıl birisin ya?’’Ölü katil bu beklenmedik soruyla ne diyeceğini şaşırarak
‘’Gördüğün gibiyim.’’
‘’Bu kadar mı yani?’’
‘’Ne diyebilirim ki?’’
‘’Ne diyeceksin kendini tanıt bana.Ne yersin, ne içersin, nelerden hoşlanırsın bana bunları anlat da tanıyayım seni.’’Ölü katil birden bu kızın tanıdığı tüm kızlardan farklı olduğunu düşünerek başlar Zarife’ye kendisini tanıtmaya.Ve böyle başlar Ölü katil ile Zarife’nin aşkı.İlk tanışma da ve yan yana oturmada her şey hallolmuştu.
Birden girdiği hayalden çıkıp balkonda yaptığı sigara keyfine geri döner.Ve düşünür tanıdığı ve aşık olduğu kızın yıllar sonra nasıl böyle bir hale düştüğünü.Ruhunda şaşkınlık ve değişik düşünceler içinde ne yapacağını düşünür. Ve gökyüzüne bakıp söz verir kendi Kendine ve der ki
‘’Zarife eğer bu işlere kendi isteğinle başlamışsan seni o girdiğin pisliğinde öldüreceğim.Ama eğer seni zorla birileri bu bataklığa düşürdüyse seni bağışlayacağım Zarife’m.Her şeyden ve her kızdan daha çok sevdiğim güzel.’’sonra birden içeride açık bıraktığı televizyondan sesler gelir.Ve televizyondan gelen ses kendisine birisine hatırlatır.Bu ses başkomiser Celal’e aitti.Sesi duyduğu gibi odaya dönüp ayakta durup oturmayı dahi düşünmeden bakar öylece.Televizyonda ise başkomiser Celal’in gazetecilere Ölü katilin son cinayetinde yaptıklarıyla ilgili ve Ölü katil hakkında konuşuyordu.
Gazetecilerden birisi sorar.
‘’Efendim bu Ölü katil ne zamana kadar yakalanacak?Daha kaç kişi ölecek Ölü katil yakalanasıya kadar?’’başkomiser Celal ise kendisine sorulan bu can alıcı soru üzerine
‘’Bu adamı ant içtim ki yakalayacağım.Ve Türk halkının önüne atacağım bu her şeyden yoksun olan katili.Ve herkes görecek en yakın zamanda bu katil yüzünden ağlayan anneler ve babalar sonsuza dek gülecek.O pis katile buradan sesleniyorum ki benden ve polislerimden kork Ölü katil denen herfi...’’çokça ağır konuşan başkomiser Celal konuşmasından sonra yardımcısı Kamil’le birlikte ekip otosuna binip ayrılırlar.Bu konuşma dün gece geç saatlerde öldürüp yol kenarında cesedi bulunan olayla ilgili olay yerinde yapmıştı bu konuşmayı. Ölü katil ise duydukları üzerine sinirlenip televizyonu düğmesinden kapatıp hemen koltuktaki ceketini giyinip der başkomiser Celal’e
‘’Çokça ağır konuştun başkomiser Celal...’’sonrasında da tam kapıyı açıp gidecekken arkasına dönüp duvarda asılı olan Celal’in bakıp son olarak
‘’Biraz daha rahat yaşa komiser Celal.Senden önce birisinin ifadesini alacağım.Ondan sonra seni benden uzak tutacak hamlemi yapacam Celal...Herkes dediğinin ve yaptığının bedeli öder sen de ağzını tutamanın bedelini ödeyeceksin.’’diyerek kapıyı sertçe çarpıp çıkar evden ve apartmanın önünde duran arabasıyla birlikte gider yıllar öncesinden tanıdığı birisine ve artık tek amacı sevdiği kadının ya hayatını alacaktı ya da onu girdiği bataktan kurtaracaktı.

Bir saate yakın bir zaman geçmişti.Ölü katil, polis baskınından sonra Salı verilen ve çalıştığı geneleve geri dönen Zarife’nin adresini aramıştı bu bir saatte.Ve aradığını da en sonunda bir arkadaşının yardımıyla bulmuştu.Ölü katilin bu arkadaşı Ölü katilin her işinde bilgi ve istihbarat desteği sağlayan kişiydi.Ve dinleme yapmasından ötürü ikilinin arasında geçen konuşmalar hiçbir zaman dinlememişti en azından şu ana değin.Ve bu konuşma sonrası arkadaşından aldığı adresle hiç vakit kaybetmeden Zarife’nin çalıştığı yere gider.
Kuytu bir yerdeydi Zarife’nin çalıştığı yer.Mekanın giriş kapısına geldiğinde kendisini iki çam yarması herif karşılar. Ölü katil onlara aldırmadan içeriye girmek isterken durdururlur.Adamlar bu ani ve ilginç hareket karşısında hemen tavır almıştı.Ölü katil is vaktinin dar olduğunu ve hemen Zarife’ye ulaşmak istediğinden adamlara bakıp
‘’Bıraksanız da içeriye girsem.’’
‘’Müşteri misin yoksa başka bir şey mi adamım?’’Ölü katil kendisini gizlediği için adamlar kendilerinden emin bir hali ruhuviyeti içinde engel koyuyorlardı Ölü katile.Ölü katil ise bu iki adamı bir şekilde ayarlayıp içeriye girmek istiyordu.
‘’Buraya Zarife için geldim yok mu acaba?’’
‘’Yok...’’
‘’Nasıl yok?’’
‘’Basbaya yok dedik.’’
‘’Neden peki bari onu söyleyin işim var onunla.’’
‘’Beraber mi olacaksın ha!’’
‘’Sanane sen işine bak ve soruma cevap ver tamam mı?’’
‘’Vermezsem ne olur yer cücesi.’’Ölü katil yer cücesi olmasa da adam uzun ve kalıplı olduğundan bunun avantajını kullanıyordu.Ölü katil ise bu sözlere aldırmadan devam eder.
‘’Senden o cevabı alırım tamam mı uğraştırma beni.’’
‘’Al da göreyim yer cücesi.’’Ölü katil artık kavgadan başka bir çare olmadığını düşünerek aniden adama değil de etrafa bakınır.Adam ise
‘’Demek korkundan bana bakamıyorsun?’’dediği an döner tekmeyi suratında görerek yere yığılır.Yanındaki adam ise öne atılıp Ölü katile vurmak istese de ölü katil yere doğru eğilip bir ayağını açıp dönerek adama çelmeyi yapıştırır.Adam daha ne olduğunu anlamadan kendisini yerde bulur.Kalkmak istese de Ölü katil erken hamle yaparak ayağını adamın boğazına doğru bastırarak
‘’Zarife nerede?’’
‘’Bilmiyom...’’
‘’Bak bu cevap olmadı.’’diyerek diğer ayağıyla adamın karnına tekmeyi atar.Adam acıyla kıvranırken Ölü katil tekrar sorar ‘’Zarife nerede dedim sana ya söyle kurtul ya da söyleme öl.’’adam korkusu giderek arttığından kendini sağlama almak isteyerek
‘’O bu gün gelmedi.Dün yakalanıp serbest bırakıldığından patron izin verdi.’’
‘’Nerede bulabilirim onu?’’
‘’Galata tarafında Feri otel diye bir yerde kalıyor.İzin aldığında orada olur her zaman.’’
‘’İyi aferin sana.Canını çok seviyorsun böyle davrandığına göre.’’deyip ayağını adamın boğazından çekip hemen hiç durmadan Galata’daki Feri otele gider.Arabasına atladığı gibi basar gaza ve hemen yolunu alır Galata’ya doğru.

Yarım saat sonra Galata’daki Feri oteldeydi Ölü katil.Ölü katil recepsiyondan Zarife’nin kaldığı yeri öğrense ve odaya çıkıp işini halletse durumun anlaşılabileceğinden endişe duyar.O yüzden herhangi birisiymiş gibi davranıp otele yatmaya gelen bir müşteri gibi girer.Kapıyı geçtikten sonra eski olan otelin recepsiyon kısmına gelip recepsiyondaki erkeğe
‘’Acaba boş bir odanız var mı?’’Adam hemengelen müşteriyi görüp
‘’Olmaz mı efendim her oda sizin.’’
‘’İyi öyleyse bir oda ver bakayım bana.’’
‘’Kimliğinizi alayım efendim malum prosedür böyle.’’Ölü katil elini cebine ve cüzdanına atıp gerçek kimliği yerine her zaman yanında yedek olarak bulundurduğu sahte kimliğini verir recepsiyondaki görevliye.Görevli gerekli olan işlemleri yaptıktan sonra arkasına döner ve bir anhatar almak ister.Bu arada fırsatı kollayan Ölü katil recepsiyonda odaların ayarlandığı bilgisayara bakar birkaç saniye de olsa.Gözleri anında Zarife’yi arar.Ve en sonunda küçük otelin 3.katında 32 numarada kalan Zarife ismini görür.İsmi gördüğü gibi geri çekilip bekler öylece.Görevli ise anahtarı seçip arkasına döner ve 35 numaralı odanın anahtarını verir Ölü katile.Ölü katil ise yanında eşyası olmadığından anahtarı alıp çıkar tek başına 3.kata.
3.kata geldiğinde odasına geçip birkaç dakika içinde yanında getirdiği ufak tefek silahlarını geniş ve çok cebi olan ceketinin her cebine yerleştirip 35 numaralı odadan çıkıp hemen üç yandaki 32 numaralı odanın önüne gelip kapıyı iki kez tıklatır.O an içeride ise Zarife yarı çıplak vaziyette kendisini salmış dinleniyordu.Kapı tıkırtısını duyduğu gibi yerinden fırlayıp üzerine geceliğini geçirip kapıya gelir.
‘’Kimsiniz?’’diye seslenir gelene.Dışarıdaki ses ise
‘’Oda servisi hanımefendi.’’der.Zarife masum bir hareket davranıp kapıyı açar.Ve karşısında oda servisi yerine yıllar önceki sevgilisi olan Engin’i yani Ölü katili görür.
‘’Engin burada ne arıyorsun sen?’’
‘’Seni ne olacak?’’
‘’Ne zamandır görmüyordum seni bu ne güzel süpriz böyle.’’
‘’Hiç bir uğrayayım dedim.İstanbul’a yeni geldim burada olduğunu duydum ve bu otele yerleşip seni göreyim dedim.’’
‘’İyi yapmışsın buyursana içeriye.’’der Zarife ve ikili odanın salonuna geçerler.Zarife yatağına uzanıp bakar yıllar önce sevdiği adama.Engin’de diğer yatağa oturup bakar eski sevdiğine.Ama bu bakışmalar kısa sürer.Engin birden Zarife’ye
‘’Ee! Neler yapıyorsun.Yurttan çıktın çıkalı seni göremedim.Umarım iyi yerlerdesindir.’’Zarife bu ani suale ne yanıt vereceğini ararken Engin devam eder.
‘’Ben ise iyi yerlere gelmeye çalışıyorum bir şirkete falan geldim.Ee! ne yaparsın yetimhanede büyüyen en fazla bu kadar yükselir gibi.’’
‘’İyi olduğunu duymak sevindirdi beni.’’
‘’Ama ben senin nerelerde olduğunu neler yaptığını öğrenmek ve seni görmek için geldim.’’
‘’Şey...’’Engin, Zarife’yi can alıcı yerinden yakalamak için sorar
‘’Dur ben tahmin edeyim nerelerde olduğunu ve neler yaptığını olur mu?’’
‘’Olur tabi ki de.’’
‘’Şey tahminimce güzel bir eve yerleşmişsindir ve orada birçok erkeği görerek hatta tanıyarak mutlu oluyorsundur.’’
Zarife, Engin’in lafı nereye getireceğini merakla bekler.
‘’Sonra çok iyi güler yüzlü hanımefendi bir patronun var gibi.Çünkü sen kadınların patron olmasından yanaydın yurttayken.Sonra da son olarak her şeyin ana teması olarak sen bence bir genelevde çalışıyorsundur bedenini bana hiç göstermeyip başkalarına satıyorsundur.’’Bu ani gelen son cümle hem Zarife’yi hem de Engin’in kendisini bile şaşırtır. Zarife ise Engin’in her şeyden haberdar olduğunu düşünerek
‘’Gazeteleri mi okudun?’’
‘’İnternette boy boy baskın resimlerin var.Hepsini ve bilakis seni gördüm orada.’’
‘’Üzgünüm hayat beni buraya sürükledi.’’
‘’Kendin istedin yani her şeyi...’’Engin sorularıyla Zarife’yi köşeye sıkıştırıyordu iyice neden bu hallerde olduğunu da öğrenmek istiyordu.
‘’Şey...’’
‘’Ne saklama benden eski sevdiğinden ne isen söyle gocunmam ben senin gibi.’’
‘’Kendim seçtim bu yolu.’’bu cümle evet bu cümle yıkmıştı artık Zarife’yle olan tüm hayallerini Engin’in.Gerçek bu değilde beni zorla getirdiler buraya olsaydı belki yeniden sevebilirdi Sinem’i ne kadar çok sevip kalbinde yer verdiyse Zarife’ye de bir şans verebilirdi ama olmadı.
‘’Neden bari onu söyle?Sen bu yolları bilmezdim yurttayken.’’
‘’Ne yapayım arkadaşlarım bu mesleği yapıyordu hem de en yakın arkadaşlarım.’’
‘’Onlar yapabilir ama sen de illahi onlar gibi düşecek misin böyle batağa?’’
‘’Üzgünüm Engin benimle yaşadıklarını artık sileceksin biliyorum ;ama ne olur bana kızma.Söv, küfür et ama kızma.’’
‘’Sana kızamam ben ama yapacağım çok başka bir şey olacak.’’
‘’Nasıl yani?’’
‘’Hani sana demiştim ya ben çok iyi yerlerdeyim.’’
‘’Evet.’’
‘’Ben iyi bir şirkette çalışıyorum bu doğru ;ama benim başka bir mesleğim daha var.’’
‘’Nedir o?’’
‘’Katil olmak.İnsanların canına kıymak anladın mı?’’Zarife duydukları üzerine Katil olmanın bir meslek olamayacağını düşünüp der
‘’Hadi ben fahişelik yapıyorum bu meslekte katil olmak ne zamandan beridir meslek oldu Engin?’’
‘’Ölü katil çıkasıya kadar.’’
‘’Ölü katil mi?’’
‘’Evet ben ta kendisiyim hani şu gazetelerde boy boy ismimin geçtiği ve hala yakalanamayan adamım.Hatta bir başkomiser deli edercesine peşime takan adamım ben.’’Zarife birkaç defa okuyup görmüştü Ölü katil ismini gazetelerin baş ve 3.sayfasında.Ve şimdi en yakın olduğu hatta sevdiği kişi bir katile dönmüştü.Kendisi nasıl fahişe olup batmışsa sevdiği adamda insanları batırıyordu.Bir nevi aynı meslek olmasa da amaçları aynıydı.
‘’Demek o sensin Engin ya da Ölü katil mi desem?’’
‘’Ölü katili tercih ederim.’’
‘’Ne yapacaksın bana?’’
‘’Hiç ummadığın bir şeyi.’’
‘’Neyi yani?’’
‘’Sen bu fahişelikte hızlı yükseldin ve kendin istedin herhalde.’’
‘’Evet.’’
‘’Filmlerde de oynadın mı?’’
‘’Bazen.’’
‘’Öyleyse bu hızlı yükselişinin bedeli çabucak düşmek olacak.’’diyerek Zarife’yi yattığı yerden tutup kaldırıp odada bulunan tek pencerenin yanına gelip camı açar Ölü katil.Camı açtıktan sonra Zarife’ye bakıp
‘’Kusura bakma Zarife her yükselişin bir düşüşü var ;ama sen herhalde sert ve hızlı düşeceksin.’’diyerek kolundan tuttuğu Zarife’yi pencereden aşağıya atar.Zarife çığlıklar atsa da yardım edin diye bağırsa da yere aniden ve sertçe çakılıp ruhunu azraile teslim eder.Yukarıda ise pencerenin önünde duran Ölü katil aşağıya bakıp ölen sevdiğine bakıp
‘’Elveda Zarife.Sen de hayallerin gibi çabuk görüp, yaşayıp çabucak göçüp gittin bu dünyadan.’’deyip hemen pencereyi kapatıp odadan çıkıp kendi odasına döner.Yatağına uzanmak ister ;ama otele polislerin doluşacağından endişe ederek bir de çok önemli birisiyle bir randevusu olmasından dolayı odadan girdiği gibi birkaç dakika içinde çıkıp herkes gibi odasından çıkar ne oluyor diye.
Ve kalabalğın içine karışarak kaybolup gider.Tuttuğu odanın anahtarını da recepsiyona bırakır.Ama recepsiyonda görevli dışarı yere çakılan Zarife’nin cesedinin yanına gittiğinden bilgisayara ve sisteme girip tuttuğu odada kimsenin olmadığını göstererek anahtarı recepsiyonun arkasında duvara asılı olan anahtar dolabına asıp ardına bakmadan çıkıp gider.Recepsiyondaki adam ise birden yerine döndüğünde anahtar dolabına bakıp eksik bir şey var mı diye bakar ;ama fazladan 35 numaranın anahtarı vardı.Şaşkınlığından sisteme bakıp bir hata olduğunu anımsar.Ama ne yazık ki sistemde de 35 numaralı oda boş görünüyordu.Görevli üst üste yaşadığı iki şok üzerine
‘’Ya Allah’ım sen aklıma mukayet ol.Hayal miydi yan az önce ki adam.’’der kendi kendine
O an ise Ölü katil arabasına çoktan binmişti ve başkomiser Celal’a gidiyordu.Saat daha erken olduğundan Celal’in görevli olduğu karakola gider.Artık Celal’i korkutmaktan başka çaresi yoktu yoksa tüm işlediği cinayetler açığa çıkardı ve ömür boyu küçücük bir odada tıkılı kalabilirdi.

Zaman su akıp gidiyordu.Zarife’yi öldürdükten sadece 25 dakika sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğünün civarlarındaydı Ölü katil.Başkomiser Celal ise saat 21:30 itibariyle ekibinin bir kısmına izin verip bir kısmına da nöbet yazıp emniyet müdürlüğünden çıkmıştı.Kendisine de iyi bir dinlenme hediye etmişti.Emniyet binasından çıkıp hemen müdürlüğün karşısında bulunan araba garajının yakınına gelir.Garajın küçük ve açık olan kapısından içeriye girip arabasını bıraktığı yere gider.Arabasının yanına gelip arabasının kilidini açtıktan sonra ön sol kapıyı açıp şoför kapısına geçecekken arkadan kısa bir süreliğine bir karaltı görür.Karaltıyı merak ederek arkasına dönüp baktığında hiçbir şey göremez.
Arka kapılarıda baka onlarda kapalı halde duruyordu.İçini ferahlattıktan sonra arabasına binip durmayı pek de düşünmeden aklında az önceki karaltı ve ses olsa da arabasını çalıştırıp garaj kapısına doğru gelir.Kapıya geldiği sıra garaj kapısı kendi kendine otomatik bir biçimde açılırken.Tam bu sırada az önce gördüğü karaltı gibi bir şey belirir Celal’in arkasında ve arabanın arka koltuklarında.Başkomiser Celal ne oluyor diyemeden karaltı hafif öne gelip kendisini başkomiser Celal’in dikiz aynalarından görmesini sağlar.
‘’Sen de kimsin be adam?’’arka koltukta oturan bu gizemli adam ilk olarak susmayı tercih eder.Ve elinde tuttuğu silahı başkomiser Celal’e doğrultur.Celal tehlikenin farkına varır artık.Ya buradan sağ kurtulacaktı ya da canını burada teslim edecekti azraile.
‘’Sana kimsin demiştim yahu?’’
‘’Beni sen iyi bilirsin.’’
‘’İyi mi bilirim nasıl?’’
‘’3,5 aydır beni araştırıp duruyorsun adamım.’’
‘’Demek sen Ölü katil denen pisliksin.’’demesi üzerine Ölü katil sinirlenerek
‘’Buraya senden hakaret işitmeye gelmedim ben tamam mı sadece seninle konuşacağım.Eğer uslu durmayı becerebilirsen.’’
‘’Sen nasıl bir insansın ki başkalarının canını almayı kendine hak buluyorsun.’’
‘’Orasını da konuşacağız her şeyi de.’’
‘’Ne istiyorsan konuşabilirim seninle yeter ki anlat.’’
‘’Bak komiser ya da başkomiser mi desem?’’
‘’Ne dersen olur yeter ki konuş.’’
‘’Öyleyse bak komiser biz seninle aşağı yukarı aynı işi yapıyoruz.’’Başkomiser Celal bu duydukları üzerine şaşırıp der ki
‘’Ben adam mı öldürüyorum ki seninle aynı işi yapayım.’’
‘’Elbet öldürmüyorsun ama işlerimizin amacı aynı.’’
‘’Aynı mı?nasıl?’’
‘’Bak komiser sen günahkar olan yani suç işleyenleri yakalıyorsun ve hapse yolluyorsun.Ben de günahkarları yakalıyorum ama ben onların kafalarına sıkıyorum, yakıyorum, zehirliyorum.Yani içinde oldukları günahı onlara yaşatıyorum ben anlıyor musun komiser beni?’’Celal yavaş yavaş karşısındaki düşmanın araştırdığı adamın ne olduğunu ve hangi benlik duygusuyla cinayetler işlediğini anlar.
‘’Ama bak ben bunları söylüyorum ama bu dediklerimden sana hiçbir delil olmaz.’’
‘’Olmasın ben senin hangi piskoloji içinde olduğunu öğrendim bu da bana yeter Ölü katil.’’
‘’Öyleyse her şeyi anladın sanırım.Bir daha benim hakkımda orada burada konuşma.’’
‘’Neden?’’
‘’Nedeni var mı bu işin.Canınla oyun oynuyorsun komiser.Bak benim hiçbir kurbanıma acımam olmadı sana da olmaz bunu iyi bil.’’
‘’Ee! Beni de öldürmeye gelmedin mi şimdi?’’
‘’Öldürmek istesem kafana beş dakika önce sıkardım ;ama ben sana benden uzak dur demeye ve kiminle dans ettiğini göstermeye geldim.’’
‘’Göstermek diyorsun ama yüzünde maske var.Çıkar da düşmanım kimmiş bileyim.’’
‘’Bak hala düşman falan diyorsun sen yoksa ölmek mi istiyorsun?’’
‘’Ne fark eder ha şimdi ha sonra ölmüşüm.’’
‘’Seni bu gün öldürmeyeceğime söz verdim kendi kendime onun için daha fazla beni sinir etmeden kes şu çeneni.’’
‘’Ben çenemi kaparım da sen daha kaç masumu öldüreceksin?’’
‘’Öldürdüğüm kişilere sen masum mu diyorsun yani?’’
‘’Ne var ölen her insan masum olabilir senin gibi seri katil varken.’’
‘’Benim öldürdüklerimi sen daha iyi bilirsin.Ölenler silah satan, uyuşturucu alıp satan.Fahişelik yapanlar.Ve bir adamı kandırıp karısını öldürttürenler anlıyor musun yani kimleri öldürmüşüm.Sence bunları hangisi masum ha söylesene komiser söylesene.’’Ölü katil iyice sinirlenmişe benziyordu.Başkomiser Celal ise biraz daha kızdırıp dikkatini dağıtabilirsem işini hallederim diye düşünüyordu.
‘’Tamam kendine göre sen onları günahkar sayabilirsin ;ama Allah meleği azrail dururken sana kaldı can almak.’’
‘’Belki de azrailin yardımcısıyım olamaz mı?’’
‘’Sen kafayı yemişe benziyorsun demedi deme olur mu?’’Bu söz üzerine önceden de kendisine deli diyenlere dalga geçenlere karşı kötü şeyler yapmıştı ve şimdi de kafasındaki sigortalar atmış gibi başkomisere bakıp silahını da önüne alıp komisere doğrultup
‘’Sen de diğerleri gibi günahkar olmak istiyorsun herhalde komiser?’’
‘’Ben diğerleri gibi değilim sadece onlar günahkar tamam onlar suçlu ;ama onların yeri mezara girmek değil hapishaneye girip günahlarından arınmaları.’’
‘’Yapma komiser bunları duymamış olayım.Sen komiser misin imam ya da rahip falan mı ha söylesene komiser?’’
‘’İkisi de değilim sadece yaşadığım toplumun hem onlar gibi pisliklerden hem de senin gibi aşağılık katillerden arınmasını isteyen sade bir vatandaşım ;ama arada polislik yaparak bazılarınızı hapishane deliğine tıkıyorum o kadar.’’Ölü katil, komiserin cümlesini bitirmesini bekleyip cümle bittikten sonra
‘’Bana aşağılık demeyecektin.Sana burada kılına bile zarar vermek istememiştim.Seni iyi bir insan olarak bilirdim.Sadece yolumdan çekilmeni gidip fahişeleri, hırsızları ve benden başka diğer bütün katilleri yakalamanı istemiştim ;ama sen sandığım gibi değilmişsin.’’Başkomiser Celal en son kelimeyi pekte anlamayarak
‘’Ne demek istiyorsun?’’
‘’Bunu...’’diyerek silahını komiserin dizkapaklarınıa doğru ateşler.Başkomiser Celal ne olduğunu anlayamadan dizkapaklarından vurulmuş bir halde acı içinde bağırır bir biçimde kalır şoför koltuğunda.Ölü katil ise ardından arabadan çıkıp garaj tarafından emniyetin giriş kapısına doğru ateş açar.Ve birkaç polis hemen yerinden fırlayıp sesin geldiği yere koşarlar.Ölü katilde işini biraz fazla yaptığını düşünüp
‘’Kusura bakma komiser bunu sen istedin ben de yaptım.Ben hayatımda kimseyi kırmadım seni de kırmamışımdır umarım.’’der demez garajın içine doğru koşarak izini kaybettirir.Birkaç dakika sonra da Celal’in yanıbaşına gelen üç polis amirlerinin durumunun iyi olmadığını görerek birisi acilen ambulansı arayıp emniyete çağırır.Diğer iki poliste garajın iç tarafına giderler.Polislerden birisi garajın ön tarafının ışığını açar.Ama ortalıklarda arabalardan başka hiçbir şey yoktu. Ve böylece başkomiser Celal’e fazlasıyla uzak durma işaretini vermiş olur Ölü katil.
Ama Ölü katil bu arada polislerin olay yerine doğru koşarken birisinin dediğini anımsar o da şuydu
‘’Başkomiserin yanındaki adamın üzerinde uzun siyah mont var.’’bunu hatırladığı gibi bir çöp vidonunun önünde durup ceketini ceplerini boşaltmış bir halde çöp kutusuna atıp pantolonunun cebinde çıkardığı kibritini ateşler ve elbisesinin üzerine atar.Alev horrr! Şeklinde çıkıp elbiseyi yakarken Ölü katil birden az önce komisere yaptıklarını düşünerek
‘’Komiser umarım peşime takılmazsın.Gerçi bundan sonra yürüyebilir misin ve peşime takılabilir misin o da meçhul ya?’’diye dalga geçercesine gülüp elbisenin tamamen yanmasını beklemeden karanlık bir sokağa girip kaybolur ve izini her bir şeye kaybettirir.Başkomiser Celal ise acılar içinde ambulansla birlikte hastaneye kaldırılıyordu.Polis teşkilatı son 3,5 ay boyunca peşlerinde oldukları adam tarafından ağır bir darbe almıştı.Başkomiser Celal’in vurulması olayı emniyetin sınırları içerisinde olması emniyet yöneticileri tarafından artık içimizde bir sızmamı var diye düşünülecekti...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın gerilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ölü Katilin Öyküleri - 1
Ölü Katilin Öyküleri - 9
Ölü Katilin Öyküleri - 3
Ölü Katilin Öyküleri - 8
Ölü Katilin Öyküleri - 4
Ölü Katilin Öyküleri - 5
Ölü Katilin Öyküleri - 11
Ölü Katilin Öyküleri - 6
Ölü Katilin Öyküleri - 10
Ölü Katilin Öyküleri - 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İçinde Senin Olduğun Sevişmeler [Şiir]
Yakalım Bedenlerimizi [Şiir]
Hayallerdeki Sevişmelerimiz [Şiir]
Toprağa Düşen Yitik Hayatlar [Şiir]
Aç Kalbini Yüreğime Doğru Güzel Kız [Şiir]
Issız Yürek... [Şiir]
Bir Dost [Şiir]
Hayat [Şiir]
Kısa Bir Söz [Şiir]
Deniz Gözlüm [Şiir]


Barış Ünlü kimdir?

Ben Barış Ünlü. 1990'dan beridir hayatla bir olup yaşayıp gidiyorum. Herkesin yazar olması için destek olmaya ve de kendiminde yeteri kadar hatta yeterinden daha fazlasını yaparak sizlere ve bu siteye üye olan ya da olmayıpta bu sitede dolaşan herkese güzel şiirler, denemeler, öyküler ve de romanlar yazarak sizlere güzel şeyler yaşatmayı umuyorum. Bu yüzden buradayım ve de burada olmaya devam edeceğim. Ben sizlere ve sizin gibi okur severlere açılıp oradan da hayalim olan yazarlık serüvenine katılıp büyük ve adı her daim söylenen hatırda olan bir büyük yazar olmayı hedefliyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
ORHAN VELİ'DEN BAŞKASI ASLA


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Barış Ünlü, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.