..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir şey yaşam kadar tatlı değildir. -Euripides
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - 1. Bölüm
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Krizantem Mevsim
Tayyibe Atay
Şiir > Aşk ve Romantizm

durmaksızın yırtıp sislerimi bir şiire yattım son dizesinde... (krizantem giyindim) sesinle çiziktirdim ilk harfini elini resimledim ilk hecesine (kokuna fesleğen iliştirdim...) durup dururken ilk sözcük ihanet etti imgelerime (sen sevişmeye gittin...) nehrin tam ortasına düştü kirpiğim ölü gözlü balıklar yapıştırdı göz kapaklarına aynasını sürmeledi suların, içmedin! .. oysa aşktı, temmuzdu biraz yaşamak istediğim şimdi

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Roman > 1. Bölüm
201 
 Göçe Göçe - Kızılpınar'da Çocuk Oyunları - 40  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Durumu anlayan ninem, hemen beni bir kolunun altına sıkıştırıp, ineklerin yanındaki nispeten temiz bir yere bıraktı. Sonra iki metre ileride, kotara adını verdiği etrafı tahtalarla çevrili eğreti bir yerin kapısını açtı. Oradan kara ineğin yavrusu, bir ok gibi fırladı, benim ayaklarımın dibinden hızla geçip annesinin memelerine sarıldı. Kıtlıktan çıkmış gibi, emiyordu memeleri. Ufacık, çok sevimli bir hayvandı. Temizdi, çünkü annesi o emerken her tarafını yalıyordu. İncecik beyaz-siyah karşımı tüylerine dokunmak istediysem de kara inekten korktum. Belli mi olur, bana bir boynuz atabilirdi.
202 
 Köpeğin Adı Badi - 66  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Tam petrol istasyonuna yaklaşmıştım ki arkamda bir arabanın motor sesini duydum, çok hızlı olduğunu tahmin ettim, döndüm baktım, yol boş olduğu halde üzerime doğru geliyordu, yani sağ şeritten sola geçmişti. Kaçmaya çalıştım, bana yetişti, arkama tamponu dokundu. Ani bir hareketle kendimi attım -ya da çarptı- da ileriye doğru alçaktan birkaç metre uçtum.
203 
 Köpeğin Adı Badi - 62  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Cesedin başında durup ne yapacağıma karar vermeliydim. Tabii cesedi yemek düşüncesi hiç aklımdan geçmedi, ama bu başka köpeklerin de aklından geçmeyecek demek değildi. Onun için orada bekleyip cesedin yenmesini engellemem gerekiyordu.
204 
 Köpeğin Adı Badi - 53  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Birkaç saat sonra beni yuvadan çıkardılar, serbet bırakacaklar sanıp sevindim. Boşunaymış. Ayaklarımı bağlayıp kulaklarımın ucunu kestiler. Çok acı verdi, böylesi bir acıyı daha önce tattığımı hatırlamıyorum. Ciyak ciyak bağırdım, adamlar ise ben bağırdıkça gülüyorlardı.
205 
 Göçe Göçe - Göçmenler Edirne'ye Yaklaştılar - 22  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Cisr-i Mustafa Paşa Kazâsı'na geldik. Burada Meriç nehri üzerindeki Sadrazam Çoban Mustafa Paşa'nın, Mimar Sinan'a yaptırdığı yirmi gözlü uzun bir köprüden geçerek, biraz sonra Yunan toprağına girdik.Yunanlıların nasıl davranacaklarını bilmediğimizden biraz gergindik.
206 
 Köpeğin Adı Badi - 45  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Bu adamın duygusallığı, sevgisi, insanlığı karşısında çok utandım. Hani derler ya bazı insanlar “keşke yer yarılsa da içine girseydim”, aynen öyle...
207 
 Göçe Göçe - Balkan Yollarındaki Türk Cesetleri - 18  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Yol kenarında insan cesetleri görünce önce şaşırdık, sonra sık sık cesetlerle karşılaşınca buna da alıştık. Demek ki göçen bu insanların o kadar acelesi vardı ki, ölülerini gömmeye bile zaman ayıramamışlardı. Ölülerin bazıları çürümüş olduğundan, yanlarından geçerken burnumuzu kapatmak zorunda kalıyorduk.
208 
 Köpeğin Adı Badi - 38  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Ahırı iyice incelemeden önce kapıdan girince sol duvarın yanındaki saman balyalarının arkasına saklandım. Saman balyaları ile duvar arasında bırakılan boşluk tam benim girebileceğim kadardı. Çok keskin bir gözün bile burada saklanan canlıyı görmesi zordu.
209 
 Demokratik Deliler Devleti - 25  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

“Hani seninle sözleşmiştik; birimiz darda kalınca diğerimiz bunu hissedip derhal yardıma koşacaktı! Ben sana gidemedim, sen de bana gelemedin. Her anımda ettiğimiz yemini, verdiğimiz sözü hatırlıyorum ve bekliyorum çaresizce. Desem ki sana, yeter artık! Ya sen gel bana, ya da yerini bildir...”
210 
 Çikolata - 5  (Ezgi Yavuz)

Kendi kendime tekrar ediyorum; 'Tamam, yarın yepyeni bir gün olacak.'
211 
 Demokratik Deliler Devleti - 11  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

-Nasıl ki doğuma hayret etmiyor ya da üzülmüyorsak, ölüme karşı da aynı tepkiyi vermeliyiz.
212 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 4  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Birkaç yüz metrelik yeri düşe kalka bir saatte katettiler. Baban birkaç kere de ebeyi sırtına almak zorunda kaldı.
213 
 Göçe Göçe - Karısını Kaybeden Bir Adamın İsyanı - 27  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Karamsarlığım had safhada. Beni ilgilendirecek, yeniden hayata bağlayacak bir şey olduğunu sanmıyorum. İsteksizim, umursamazım, ruhen halsiz/mecalsizim; hiçliğin sessizliği içinde yalnız bir hiçim artık ben...
214 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 10  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Üzümler olduğunda sırtlarında küfeler olan eşeklerin arkasından giden köylü kadınları, biz çocuklara birer salkım üzüm verirlerdi.
215 
 Göçe Göçe - Kızılpınar'da Domuz Avı - 36  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

-Ne madalyam ne de maaşım var. Biz madalya veya maaş için savaşmadık. Hem bunları hak edecek ne yaptım ki? Gözümün önünde şehit düşen, bir uzvunu savaşta kaybeden arkadaşlarımın yaptıklarının yanında...
216 
 Köpeğin Adı Badi - 61  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Tam o sırada arka arkaya üç patlama sesi duyuldu. Sanki patlamanın açıklaması orada yazıyormuş gibi herkes gözlerini açarak birbirinin yüzüne baktı. Bomba mı atıldı yoksa tabanca ile ateş mi edildi? Bu da seri katilin işi olabilir mi?.
217 
 Göçe Göçe - Kızılpınarlılar Dobromirka'yı Unutuyor - 39  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Ekmek karneye bağlandı ve biz ekmek alabilmek için karnemizle birlikte yıllarca Çerkezköy'e gidip geldik. Bizim burada pazıya benzeyen, ama tadı acımtrak lopuşka dediğimiz bir bitki vardır. Bazen günlerce bu bitkiden aş yapıp yemek zorunda kaldık.
218 
 Göçe Göçe - Balkanlarda Sel Felaketi - 17  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Top patlaması desem değil, yıldırım düştü desem değil... Sanki yan tarafımızdaki dağlar patladı, ya da bir volkan fışkırdı... Patlamanın hemen arkasından üç-dört metre yüksekliğinde sudan oluşmuş bir duvar gördüm. Bu çılgın su, dere içindeki iki arabayı önüne kattı götürüyor. Bizim taraftan ve karşıdan bu olayı gören insanların çığlıkları, selin sesine karışıyor. Arabalar birkaç saniye içinde gözden kayboldu, çok az sonra sadece gene bir-iki saniyeliğine iki öküz başı gördüm. Hepsi bu kadar...
219 
 Göçe Göçe - Kızılpınar'da İçi Altın Dolu Sandık Bulundu - 33  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Ninemin evindeki eşyaların hepsi bu kadardı. Ev kapısının ne içinde ne de dışında kilit vardı. Gündüzleri bir yere giderken çoğunlukla kapı açık kalırdı. Gece yatarken bazen ninemin kapının arkasına komislayı dayadığını görmüştüm.
220 
 Çapulcu Manyak - 4  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Benimkiyle bu dünya birbirinden çok farklı. Şu dünya iyi ya da bu dünya kötü, demiyorum. İkisi de iyi veya ikisi de kötü olabilir. Kavramlara anlam yüklemiyorum, algıların farklılığı bu kabule zorluyor beni.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17  Sonraki Sayfa




son eklenenler

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © , 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.