Yoksun
YOKSUN

YOKSUN

Daha çok küçükken tanıdım seni.
Kaçtı yahu sen söyle 10 yaşında mıydım? Çocuktum daha. Hep seni seyrederdim uzaktan ve merak ederdim hayatımda sen olsan nasıl olur hep bilmek isterdim.

İlk zamanlarımızı hatırlıyorum da nasılda içimi yakıyordun. Zordu seninle olmak, ama bir o kadar da baş döndürücü. O kadar kısa bir sürede alıştım ki sana, sensiz olamaz yapamaz olmuştum. Biliyorsun…
İlk zamanlar çocukça bir istekti belki ama beni ve yaşadıklarımı biliyorsun. Ben çabuk büyümek zorunda kaldım neredeyse her anıma sen şahitsin işte. Yalnızlığımın kalabalık nefes alış verişleri arasında tek sığınacak kapımdın sen benim. Neşemde ve sevincimdeydin, gecemde ve gündüzümde.
Herkes, kanımdan canımdan olanlar dahi gün oldu bağırıp çağırdı yargıladı beni, herkes gün oldu kendi işine gücüne baktı ve devasa spotların altında tek başıma kaldım. Ama sen ne yaptın? O anım dahil hep yanımda değil miydin? Hep benden yanaydın, masumca. Her istediğimde, her istediğinde...

Kaçamak buluşmalarımızı hatırlıyorsun değil mi o ilk zamanlardaki? Kimse bilmemeliydi bizi. Ayırırlardı, canımızı yakarlardı. Bazı şeylerin yerli yerine oturması zaman alıyor öyle değil mi?

Seninle olmanın bana zarar verdiğini biliyorum. Ben senin gibi değilim. Senin kadar sıcak olamam, her dibe vuruşumda tekrar kaldığım yerden başlayamam. Bende sana zarar veriyorum bunuda biliyorum, ilişkimiz başlayış ve bitişlerden ibaret farkındayım.

Peki her şeyin sonunda ben bu sadakatine karşı ne yaptım. Adice bıraktım seni. Bir çift güzel göz için. Ama bir başka bakıyordu o bana be. Ayın pırıltısı saklıydı o bir çift gözle mühürlenmiş gülümsemede. Ama ne olursa olsun karaktersizliğim dağlarca tepelerce öyle değil mi? Ama ben sana muhtaç olmaktan korkuyordum bunu biliyor musun? Kendi ayaklarım beni taşıyabilir mi en azından bunu görmek istedim. Bilmek istedim. En azından artık eminim sana gücümün yetmeyeceğini biliyorum. Acıda olsa öğrendim. Çok ama çok özür dilerim.
Ben...
Ben sanmıştım ki sensiz yapabilirim. Ben sanmıştım ki...

Ne kadar salak olduğumu biliyorum. Evet bıraktı gitti işte bir çift güzel göz dediğin ne ki. Bu benimkisi bir yaramazlıktı de affet lütfen. Ben sanmıştım ki birisi beni sevebilir. Sevdi de. Ama senin gibi değil. Ben sanmıştım ki lanet olsun biliyorsun sende biliyorsun seninle ömrümüz çok azdı biliyorsun sana olan tutkumun beni eritip tüketeceğini.

Denemek istedim aptalca çocukça belki evet ama denemek istedim. Görmek istedim ne kadar değer verebilir bir insan bana bilmek istedim birileri için ne ifade edebilirim bir ışık gördüm takip ettim. Merak etme be öğrendim, ışığın sonu hep karanlık.

Kimse senin gibi olamaz bunu biliyorum artık, ciğerlerimde hissediyorum. En aptal anımda, en mutlu anımda, en bitik anımda sarılacağım, arayacağım isteyeceğim tek şeysin sen bunu artık biliyorum. Bir daha ayrılmayacağız. Seni asla ama asla bırakmaya çalışmayacağım. Her şeyin farkındayım. Olmamak için aptal olmak gerekiyor zaten. Aptalım ama o kadar da değil. Üşüyorum, ağlıyorum, yarından umudu kesmişim hatta ölüm geliyor aklıma, ne köy olur bundan ne kasaba kıymetindeyim ama sen yine de yanımdasın ve sensizliğin o dayanılmaz hissine beni bırakmıyorsun.

Keşke sorularıma cevapta verebilseydin? Her ihtiyacım, geriye kalan tek istek ve ihtiyacım sensin ama yine de bazen sende bazı cevaplar ver istiyorum. En azından şunu söyle.
Tek sorum;
Sana verecek param kalmadığında...
Ya da param olmadığında...
Başkalarının eskitip attığı...
Söylemeye bile dilim varmıyor...

Başkalarının içip attığı izmaritleri mi toplayacağım içmek için?
Nasıl buluşacağız söyle bana. Cebimde sadece 20 lira var söyle. 20 liraya 2 paket sarma sigara daha ve 5 saat daha zamanımız var o kadar mı ?

Nolur söyle, lan bir kez olsun konuş işte be, bir kerecik bir şey de sessizliğin ciğerimi yaralıyor...


Erdem İlker hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Erdem İlker kimdir?
Hakkımda bilmek istediğiniz her şey, duymak dahi istemediğiniz her şeyle birlikte bu hikayelerin, kitapların içine dağılmış durumda. Buraya onlarla alakalı damıtılmış bir özet çıkartıp yazmak sizi kolaycılığa yönlendirmek olur. Buraya gelenlerin tek bilmesini istediğim sizler için aldığım riskler. Karanlık hikâyeler anlatmak, garip öyküler yazmak, fantastik, gerilim ve korku dünyasında olmak zihni türlü düşünce yapılarına girmeye, olguları sorgulamaya, dünyayı ve hayatı başka bir gözle bakmaya itiyor insanı. Hem de metrobüse canhıraş bir şekilde binmeye çalışan magandanın arkadan çılgınca içeriye doğru itmesi gibi. Bunun sonucu olarak da ortaya hikâyelerle birlikte bazen monolog beyin fırtınaları da çıkıyor. İşte bu noktada ben, bizzat kendim, şahsım ve ötekilerim ile fikir birliğine vardığımız şu oldu. Bazı karalamaları, bazı hikâye ve kitapları paylaşalım ve ben olmayanlar da okusun. Okusun ve her kitap ya da hikâye ya da makale ile bir yolculuğa çıksın. Karanlık, kasvetli, içinde yabancı hissedip keşfetmeye bazen korkacağınız, bazen sabırsızlanacağınız dünyalara yolculuğunuzda kolay gelsin. Merakına engel olamayanları ve belasını arayanları tüm yolların kesiştiği o soğuk yerde bekliyor olacağım.

Etkilendiği Yazarlar:
stephen king, j.r.r tolkien, isaac asimov

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.