"Yazmak, aslında hiçbir zaman yazmamayı dilemekle geçen bir ömürdür." - Samuel Beckett"

Adı Umut

Görünen oydu ki; / Yansıması için uğraşırken bir sevinin, / Biçare düşen hayatlar resim veriyordu sadece

yazı resim

Güneş solgun,
Güneş üzgündü bugün.
Dünya,
Sanki dönmeden asılı kalmıştı
Öylecesine ortada.
Yılmıştı ümitler
Ve, en az
Güneş kadar salmıştı kendini.

Çıkıp sıyrılmak vardı
Saplantıların batağından,
Sorumluca kaçmak
En güzeliydi belki de
Bomboş kurulan hayallerden.

Ve güneş hiç ısıtmadı.
Yalnızca –ben buradayım- dercesine
Parladı.
Ama soğuktu dünyaya vuran yüzü.

Hayat sevmekte yaşarken
Sevmeler hayatı usanmadan
Oyuna getirip, bitirmiyor muydu?
İşte bu, acımasızlığın
Aynadaki tek resmiydi.

Görünen oydu ki;
Yansıması için uğraşırken bir sevinin,
Biçare düşen hayatlar resim veriyordu sadece.
Yok oluyordu bir zamanlar var olanlar.
Hayır!
Aslında
Hiçbir şey eksilip, yok olmuyordu.
Yalnızca bizlere öyle geliyordu.

Güneş hiç bu kadar
Üşütmemişti beni ve sevgimi.
-Belki yarın- diye bekleyişler
Vardı ya,
Adı “umut”tu
Ve en güzeliydi....

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön