"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"

yazı resim

Kumdan kaleler yaptık küçükken,
Mayolarımız soluk pembe, soluk mavi,
Sonra bir dalga devirdi hepsini,
Sular köpüklü, şakacı…

Kumdan kaleler gibi oldu anlar,
Tenlerimiz bronz, saçlarımız güneş açması,
Zaman aldı uçurdu hepsini
Dalgalar gibi çabuk, aceleci

Anıları yarattık böylece kumlardan,
Özendik bözendik bayram çocuğu gibi,
Karpuz kollar, askılı pantolonlar gıcır
Sanki hiç üstümüzden çıkmayacak gibi

Sonra bir de resmimizi çekti babamız, dayımız,
Dizildik yanyana boy sırasında,
Çoraplar dantel, panatolonlar ispanyol,
Sanki boy sırası hiç değişmeyecek gibi

Poz verdik böylece resimlere,
Öylece baktık objektife,
Arada bir kaçamak güldük babamıza, dayımıza
Sanki resme geçecek gibi…

Kaleler yıkıldı,
Elbiseler, soluk mayolar kim bilir nerede,
Resimler hafif solmuş güneşten,
Bakılmaktan yıpranmış albümlerde…

Bir tek anıları kalmış taptaze belleklerde,
Ne rüzgarın ne dalgaların gücü yeter
Sevgiyle tutkallanmış, yerinden memnun anıları alıp götürmeye….

KİTAP İZLERİ

Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt’un Vasiyeti: Kapadokya’da Bir Umut Destanı Bir yazarın son eseri, genellikle edebi bir vasiyetname niteliği taşır; kelimelerin ardında bir ömrün birikimi, son bir mesaj
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön