Suriyeye Anayasa
anayasa olsun ki, cumhur başkanı Müslüman arap olsun. Başbakan hristiyan
Bakanlar değişik etnik grup ve değişik mezheplerden,
Başkan yardımcısı zenci, ve kadın
"Yazmak, aslında, 'Ben kimseye güvenmiyorum, o yüzden bunu kendim yapacağım' demenin kibar yoludur." – Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında, 'Ben kimseye güvenmiyorum, o yüzden bunu kendim yapacağım' demenin kibar yoludur." – Virginia Woolf"
anayasa olsun ki, cumhur başkanı Müslüman arap olsun. Başbakan hristiyan
Bakanlar değişik etnik grup ve değişik mezheplerden,
Başkan yardımcısı zenci, ve kadın
Bizim buralarda okulların açılma zamanı geldi mi, yaz sezonu biter. Yaz sezonunda kışlıkçılardan, bikinili lolitaları görmeye giden röntgencilerin dışında plaja pek giden olmaz.
İnsanların vecd dediğimiz, ilhamla birlikte kendinden geçtiği anlar vardır. Bu şiirlerimden biridir bana göre. Saygılarımla.
O kıza aşık olmasaydı, babasına küfür etmeseydi, hiç yaşamasaydı, fesleğeni sulamayı unutmasaydı, daha çok para kazansaydı, o kadını becerseydi, onları söylemeseydi, bir de kız çocuğu olsaydı, evlatlık alsaydı, denize sıfır arsayı alsaydı, o kadınla beraber olsaydı, o yaşlı kadınla yatmasaydı, daha az yakan bir araba alsaydı...
İnsanların ağızlarından dökülen kelimeler ne denli sıradan imgeler yaratmaya çalışsalar da, gözleri hep ele verdi onları. O ya da bu sebepten akıllara geliverdiğinde, oralardan da dillere düşüverdiğinde, gözleri kor kor oldu anlatıcıların.
HAYAT ANA
Vatan bey ile sıla hanımın ayrılık, hasret, özlem ve vuslat adında dört çocukları vardır. Ayrılık en büyükleridir. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi bitirir, üniversite tahsilini yapmak için sılanın üvey kız kardeşi gurbetin yanına gitmeye karar verir.. Ayrılık yola çıkmak üzere iken diğer kardeşler, hasret, özlem
Önceleri kuş olmak istemiştim, özgürce özgürlüğün tadına bakabileyim diye. Sonraları öğrendim ki en özgür kuşlar, göçmen kuşlarmış ve onlarında özgürlüğü mevsimlerin elindeymiş. Bu acı gerçekle karşılaşınca kendime yeni formlar bulup kurduğum düşlerde sonsuz özgürlüğe erişmek için arayışlara giriştim.
Napıyım, napayım, napayım derken! Aklına bir fikir gelmiş. Kral bu fikrini köylülerle paylaşmış.Güzel köylülerim! Bu ejderhayı yok edecek bir şövalye biliyor musunuz? demiş. Köylülerden biri:
Ben tanıyorum demiş. Kral hemen bu so(şö)valyeyi buraya getirin demiş.
Gece var nârda Nur' u görmez gözün hiç sesi!
Gece var gündüzlerin kundakçısı geceler!
Gece var altı şarta tecavüzün iç sesi!
Gece var beş vakitin varakçısı geceler!
Bahar geldi, ılık rüzgarlar getirdi, mutluluğun başlangıcında.. " Hadi gel! " dedi, götüreceğim hayatın kaynaklarına.. İlgilenmedi. Sonbaharı merak etti, içinden geçirdi: Sancı nedir? Neden vardır?
Onu hatırladı. Üzmüştü. Kendi üzüldüğü için. Bir karşılık gibi. Doğruldu bulunduğu yerde, yapmadığnı yapmıştı. Zihninde kendini kızdıran kelimeler uçuştu. Anladım dedi,
Bütün büyük aşklarda ( Bütün aşklar büyüktür aslında; ve herkesin aşkı da kendisince büyüktür!... Gerçi, Abdülrezzak’ ın içine düştüğü ateş yığınına aşk da denmez ya!... Neyse!..) olduğu gibi bu da karşılıksız bir aşktır aslında… Ve bu aşk yorgun, bitkin, ağır ve can çekişen bir aşktır!... Bütün ağırlığıyla da