Tek Taş
Bu yıl sevgililer gününde ben de tek taş istiyorum.
-İki tane alsam olmaz mı?
-Ben çok ciddiyim.
-Ben değilim.
-Herkes sevgililer gününde hediye alıyor.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bu yıl sevgililer gününde ben de tek taş istiyorum.
-İki tane alsam olmaz mı?
-Ben çok ciddiyim.
-Ben değilim.
-Herkes sevgililer gününde hediye alıyor.
Şeyma Hanımın tıp fakültesinden arkadaşı Dr. Boğaç Beyin Çatalcadaki köy evine 40 dakikalık bir yolculuktan sonra nihayet geldik.
Şeyma:
-Sen de gel otur bizimle- dedi.
-Ben seni arabada beklerim abla sen işini hal et gel ama beni de burada çok bekletme!- dedim.
Nevruz günleri unutturularak, futbol geliştirilmeye ne demeli bilemem.
Türkiyenin batıya yönelmiş kültürü içinde, köklü törelerimizden Nevruz
bayram olarak benimsenmemişti. Türkiyedeki Kürtler tarafından Newroz
adıyla bayram coşkusuyla kutlamaktadır. Dünya futbolünde Avrupa
Grubunu seçmemiz, Asyadaki Türk kökenli devletler tarafından coşkulu,
Su arkının boyunca ip incecik yolda ilerlerken, kafasındaki düşüncelerin çarpışması yavaşlar gibi oldu. Bu denli düşünce yoğunluğuyla hâlâ ayakta olmasına kendisi de şaşırdı… Bir temmuz gecesini tüm ağırlığıyla omuzlarında hissediyordu. Hava öylesine durgundu ki, yaprak bile kımıldamıyordu… Gece tam uykudaydı adeta. Herkes de uykunun tatlı saatlerini uyumaktaydı… Yolak,
Doğduğumuz dünya elbette bu değildir. Bu dünyaya bir meta gibi satılmak için, özelleştirilen taşıma araçlarının arkasından
koşmak için, yıkılan çatılar altında ezilmek, bozulan insan yuvalarının oy uğruna fede edildiğini görmek için gelmedik.
Saygılar.
Balkon küpeştelerine dizilmiş, pembe, vişne çürüğü, beyaz, kırmızı, ebruli sakız sardunyaları, pür dikkat şimdi. Yaprağına elin değmeye görsün, çığlıklar atarlar, buram buram sakız kokarsın.
Bu ıssızlığı giyinip, dinginliği ve erinci kuşanıp, deliliğini saklayıp üstüme üstüme gelme gece… Gelme.
Şaşırırım, yolumu sapıtırım, yiter gider, deliririm
Geçim, seçim derken son günlerde cepheden gelen haberler de bir hayli moralleri bozdu. Bir onlar saldırıyor, bir biz saldırıyoruz. Ama hala bir netice elde etmiş değiliz. Hükümet işi sıkı tutuyor. Allaha şükür, şimdilik yiyecek sıkıntısı çekmiyoruz. Fırınlar gece gündüz ekmek üretiyor. Marketlerde reyonlar ağzına kadar dolu. Üstelik ithal
Çocukluk yıllarında geçirdiği çiçek hastalığı sonucu gözlerini kaybeden Bahtiyar Mutlu ile aynı mahalleden çocukluk arkadaşı Münasip Münasebettar, iflah olmaz iki domino oyuncusuydular. Bahtiyar Mutlu, Münasip in çalıştığı fabrikaya engelli kadrosundan girmişti. Aynı mahallenin çocukları olduktan başka bir de mesai arkadaşı olmuşlardı sonradan. İki rakip olarak türlü iddialar ortaya
Yaşayarak tecrübe ettim.!
Darwinin fiziksel anlamda ki dönüşüm manifestosu evrim teorisini kökten reddediyorum fakat; İnsanların düşünsel anlamda ki evrimini de görmezden gelemiyorum.
İnsanların maymundan türemediği gerçek ama, maymun iştahlı oldukları kesin.
Ay, kucak gelişmez karakavakların ardına gizlenerek usul usul ilerlerken gölgeler uzuyor, gölgeler uzadıkça çevre şekilden şekile dönüşüyordu… Uyuz Ümmet, karakavakların gölgesinden yürüyerek, gürül gürül akmakta olan suyu atlayarak geçti. Su arkının boyunca uzayıp giden ip incecik yolağa düştü. Geceleyin yürürken, neyin nerede önüne çıkacağını eliyle koymuş gibi biliyordu.
O gün öğleden sonra tam cinlerim tepeme üşüşmüşken seni aradım. Birisiyle konuşmaya çok ihtiyacım vardı. Büyük bir ihtimalle sen o gün, o saatte elmalar almıştın pazardan. Mavi poşetin içinde kırmızıları cam gibi parlıyordu. Satıcı az önce yanından geçtiğin kadına yalan söylüyordu. Bahçe domatesi bunlar abla. Kestiğim domateslerin içine
Niye öyle ısırıyorsun, bak suyu benim suratımdan akıyor. Bir annesinin yüzüne bir elindeki domatese baktı. Az önce taze domates kokusu dolu burnu şimdi üzüntü ve biraz da korku ile sızlıyordu.
Bu yüzden Doktor sana, her yemek sonrası, çene ve ağız kaslarını güçlendirmen için, günde üç kez ‘’yaygara’’ yapmanı yazmış reçetene.’’
Kastettiklerimiz hayata dair herşey yaşadıklarımız doğup büyüdüğümüz o ev değerlerimiz...
Mutluluğun kutusuna doldurulup paketlenen yalancı ayrılıklar yeniymiş gibi satılıyordu kırmızı halılı tezgahların üstünde ve halıların üstündeki o kırmızıların bir önceki hatıralardan kalan son emanet olduğunu bilemezdi daha önce bu yolu kullanmayanlar.Oysa ayrılıklar daha çok yaşıyor insanın toprağa sevdasından.Bu yüzden toprağın son emanetini güller taşıyor hemde en kırmızısından...
Böyle zamanlar da her ne hikmetse yerlerde bezene yapraklar ilgimi çekerler. Oysaki bir zamanlar onlar ağacın, dalın vazgeçilmez zenginlikleriydi.
Kolpa-Böyle ayrılık olmaz şarkısını bir hafta boyunca dinledikten sonra yazdığım öykü.
Pastırma yazının bugünlerinde serin ve sakin bir yer bulmuş olması onu mutlu etti.Bu güzel ağacı diken ve yetiştirenleri tanımadığı halde sevgiyle andı.Şöyle bir çevresine bakındı.Karşıdaki narenciyenin duvarı soğuk soğuk yüzüne bakıyormuş gibi geldi,ama aldırış etmedi
Söylentiler birbirini takip etti. Kimileri gece yarıları beyazlar giymiş ak sakallı bir ihtiyarı gördüğünü söylediğinde mahalle sakinleri iyice bir paniğe kapıldı. Hemen herkes bir şeyler söylüyordu. Bazıları bu olayın kıyametin bir habercisi olduğunu iddia ederken , kimileri artık yatırın ayağa kalkma zamanının geldiğini tartışmaya başlamıştı. Bu dedikodular yüzünden