Çözemiyorum
Yer demir gök bakır yürekler taştan / Kazmak istiyorum kazamıyorum. / Hüzün yüklü bu hayatı sil baştan / Yazmak istiyorum yazamıyorum. / Alın yazısı mı
"Yazmak, bir hayaleti kovalamak gibidir; yakaladığında, aslında kendin olduğunu fark edersin." – Franz Kafka"
"Yazmak, bir hayaleti kovalamak gibidir; yakaladığında, aslında kendin olduğunu fark edersin." – Franz Kafka"
Yer demir gök bakır yürekler taştan / Kazmak istiyorum kazamıyorum. / Hüzün yüklü bu hayatı sil baştan / Yazmak istiyorum yazamıyorum. / Alın yazısı mı
Her mısra bir duruştur, Her kelime bir gölge / Onların sihirli bir gücü vardır / İnsanı mutlu da edebilir,derbeder
Daima Edebiyat Dergisi'nin 30. sayısında "Mizan" adlı şiirim sizlerle beraber! / Kendilerine teşekkürlerimi sunuyor, siz değerli okuyuculara iyi okumalar diliyorum.
KALKIN MALINIZA SAHİP OLUN.” / Allah sağlıklı ve uzun ömürler versin. Erzurum Camii imamlığından emekli olmuştu Ahmet Yıldız hoca efendi. Sohbetlerinin birisinde
İnsanlık tarihi kadar eski bir ırkım, / Tanrı dağlarında kurulup çarkım, / Altay dağlarına dek akın, akın,
"ÇOKÇA ONUR"🇹🇷 / Ahmetbey Kasabası / Mustafa Altıntaş / ARJANTİN – CHACO /
Yine vuslatı hayal ederken / Ve sızlarken burnumun direkleri / Gözlerin, gülüşün geçerken film şeridi gibi zihnimden
Gökkuşağının güneşi teğet geçtiği, / Kuşların şarkılarının hiç susmadığı / Ağaçların tomurcuklarının patladığı, / Yağmurdan sonraki
Güneşin gülümsediği bir şehir, / Dim çayı, Alara çağlayan nehir, / Fethiyesi destan gibi bir sihir, /
Yanima geldin ya bugün / Bahardan konusurken hani yan yana, / Zaten bahar geldi dunyama o anda.
Yanlış ve doğrunun ayrımına varmak istemediğim, / Sınırların ve yasakların anlamsız olduğu yerdeyim. / Bu, titreyen yüreğimin, ellerimin,
Erzurumlu Ketencizade Mehmet Efendi, / Hızır Aleyhisselamı çok görmek isterdi. / Her daim bu aşk ile yanıp tutuşuyordu,
Mayıs ayının eşsiz güzelliğinde / İnzivaya çekildiğim günlerdeyim yine… / Kuşların mütemadiyen ötüştüğü, / Arıların vızıldadığı,
İçimde susturamadığım sensizlikler var / Ve sonra… / Yalnızca göğsüme hapsettiğim, / Hürriyetine ne zaman kavuşacağı
KABAHAT / -l- / Uzun bir bakıştı, / durup durup maziye takılmak. /
O gün, ansızın gözlerinin dipsizliğinde eridim / Kaldım öylece karşında, yüreğim delirdi, / Tüm bedenim yangın yerinde köz oldu
Biliyorum, ben de varım sende / Sanki çok önceden de varmışsın gibi bende / Nasıl bir his bu tanımlayamıyorum
Neden hiçlik değil de bir şey var bu âlemde, / Neden ışık, neden taş, neden bu sonsuz gece? /
Gözlerimin etrafındaki çizgileri seyrederken / gün be gün, / Saçlarıma düşen akların hızına yetişmek de ne mümkün
Saat gece yarısını çok geçe / Yine kalemim elimde, uyku yok gözümde / Düşlerim, umutlarım, cesaretim, cesaretsizliğim
Üretim gücünden gelen / Katılımcı toplumdan yana / Karşılıklı transfer emekten bana / Üreten ilişkiler üzerinde
Daha kaç sabaha karşı, kaç gece yarısı / Söylesene vuslata kaç var daha / Ben mi erkenim sana, sen
\* Almıla; / \* Bugün, / \* Kavuşmak için / \* Çırpınan /
Bu şiirin hikayesi: Kendi kendiyle konuşana deli denir ya! Ben kendi kendime konuşurum. Düşünceyi zihnimde sıralamaya oturturum. Kendi kendime konuşmakla kendi kendimin eytişimsel ateşlemesini başlatırım.
Güneş gösterince gülen yüzünü, / Bahar geldi, sen de gelirsin diye. / Çok özledim bal damlası gözünü,
Münasebetsiz / Tamahkar / Fukara Gözü açlarla; / Akbatur / Gencer