Yıldız Yalnızlığı
Usulca kırılır gökyüzünde aynalar / Işıltılı bir semazen / Flu boşluklarla savrulur / geceye söz,
"Bu kadar çok hayranım varken, neden hala bu kadar yalnızım? Ah, evet, çünkü hepsi ölü." - Edgar Allan Poe"
"Bu kadar çok hayranım varken, neden hala bu kadar yalnızım? Ah, evet, çünkü hepsi ölü." - Edgar Allan Poe"
Usulca kırılır gökyüzünde aynalar / Işıltılı bir semazen / Flu boşluklarla savrulur / geceye söz,
Seni seviyorum haberin varmı? yanıyor yüreğim, ben, küle döndüm / Gül boyun bükmüş, bağban ne yapsın, Gül'den ayrı kalmış, Bülbül' e döndüm
ben karanliktayim / içimi aydinlatan ışık / yağmurun arkasında / surat düşmüş,gözler devrik /
Yağmur damlası olup bir garibin gözyaşına karışmak isterdim / Onu anlamak için / Sonra toprağa düşmek isterdim
Seni hatırlayamasam da iyi ki senin evladınım. / Sevgili babam... / Birlikte yürüyemediğimiz yolları, / Tutamadğım ,öpemediğim ellerini hayal ediyorum zaman
Yorgunum hayat / Teslimim sana / Kuru bir yaprak misali / Savur beni ... /
Ugrıdan, yatdan el çek ogıl. / Yavızdan, suktan kek sakla. / Yir Sub idisi Tengri ermiş; /
Biz bu hikaye ile yaşam boyu onur ödülü alamayız arkadaşım. / Uzatmaya lüzum yok, kaybettik işte... / Ne şiirlerimiz
Her hayat kaybolur / Başka hayatların içinde anlara bölünerek / Anlar yaşayın anlatmaya değer anılar yaşatacak /
ŞEHR-İ SOYTARI: BÜYÜK OPERASYON / Kapatın o ışıklı sahneleri, perde insin bu düzene; / Şehr-i soytarı bir panayırda, neşter
Öyle bir sevdaya düştüm ki, / Adı vuslat değil, adı yıkım. / Tadı damağımda bir idam urganı,
ARADIM BULAMADIM / Yine elimden düştü kalemim ile kâğıt / Yüreğime kan ile yazdım tüm hasretini /
Gecemin rıhtımında / Yalın ayak, / Acı varsa ki / Acının / Tavanında
\*\*•Meftunu oldum o efsunlu, zehirli bakışların, / Lal eyledi dilimi, kalbime inen o hilal kaşların. / Ben sende tutuklu
\*\*Neşteri vurdum bugün bu şehrin sahte yüzüne, / Bir çıkmaz sokakta çöktüm, kendi leşimin dizine. / Ben bir sevda
Çocukluğumuzun acı- tatlı hatıralarını oluşturan yegâne temel taşıdır çocukluk arkadaşlarımız… / Kanayan dizimizin merhemi, çocukluk oyunlarımızın yoldaşı, çocukluk aşklarımızı anlattığımız sırdaşlarımız; hayal
Cebimiz Değil, Sesimiz Boştu / Babam derdi ki: / “Tek derdimiz para olsun.” / Çünkü paranın
Yolcu! / Heybende neler var? / Sevgi ile vefakârlık! / Başka? / Ahlak
KIRIK IŞIKLARIN VİCDAN REÇETESİ / Evvelâ dik dururdu, koltuğunda bir değnek, / Mendil satar, şeref satmazdı bu genç yürek. / Elazığ’ın rüzgarı vururken sinesine, /
Uçup gidiyor günler / Ölü zamanlar kalıyor ardında / Ruhları bugüne yankılanan / İzleri bugünde yaşayan
Müebbet yemiş basit bir sevdadan / Oysa en fazla bir yıl olmalıydı bu dönem / Aşkın bedeli
Bu gün nə qəm nə kədər. / Dünya yansın, yer titrəsin, / Arxanızca yerisin dənizlər! /
Her akşam boş hayallere sarhoş olmak, / Olmayan cennetin tanrısı, / Uçamayan meleklerin hikayesi, / Anlat
Belki vakit tamam, gidiyorum ben, söylemem kimseye,sessiz giderim / Ne gel diyen oldu, kal diyenim yok, sitemim olmaz ki, kime ne deyim
MAHŞER-İ MATEM / Bak pas tuttu anahtarım / Kilitli kaldı yar kapılarım / Sensizlikte esir, hasretinde
Bilirdim seni, gözlerinden, / Okyanus gibi bakardın, / Dibe çökmüş hazineleri, / Nasılda koynuna takardın,
Bulut olup şu âlemde gezinsem, / Kuş gibi rüzgârınla yarışsam, / Gün olup şol semayı kucaklasam, /
Her yanım ağrıyor. Yirmi dört saatin iskeleti, peşimde bir korkuluk gibi dolaşıyor. Üstünü örtmediğim acılarım, kışın yarattığı soğukluktan ayrı bir buz kesiyor. İsimsiz bir dönemeçteyim;
Seni gördüm bugün, / Renkli bir fotoğrafta. / Ayrılmamışız henüz; / Tanışmamışız, /
Göç mevsimi başladı, / Kırlangıçlar ne zarif, / Güneş mevsimlerde azalırken, / Yaz bana baharları,
Bir korkuluğu gibi bir tarlanın / rüzgarına, mevsimine / yeşiline, sarısına durur bakışın uzak/ / Bir
Bunca derdim varken, derman aramam / Benim derdim, derde dermanım olmuş / Gönül yarası bu, merhem saramam
Özledim seni, / Uzaklardan geliyor kokun, / Dumansı leylaksı, vanilya gibi, / İnceden ve derinden geliyor
Uzun soluklu bir şarkıyım ben, / Anı yaşatırım ya da anılarını, / Duygularının bazen bam teli, /
İÇİMDE BİRİKEN ŞEY / Bazı şeyler vardır, adı konmaz. / Kırgınlık değildir dersin; ama kırar. /
RUHUN OTOPSİSİ: SON KESİK / Siz "aşk" dediniz, ben ise "açık yara", / Neşteri vurduğum yer, tam da itirafın
GÜNCEL KADAVRA / Eski bir yara bu, biliyorsun, hiç kapanmadı ki, / Sadece üzerine yeni dertlerin döküldü tuzu.
Görünmez Eşik / Dünya omuzlarımda, ağır bir yükün altındayım, / Cebimde dertler birikmiş, çevre yanım toz duman.
CAM KIRIKLARI VE GİZLİ YARA / Dün gibi taze, sızın dinmeyen, kanayan bir yara, / Kabuk bağlamaz gönül, hep
Bir kırık gitar... / Sahi ne çok şeyi anımsatır; / Tükenmişliğe dair, / Bize dair...
özlemeyi bilirim, hasret benim kardeşim / Hiç sevenim olmamış, yalnızlık sadık eşim / Demek bilmemişim, ölümmüş gidişin
ALTMIŞI AŞMIŞ BİR ADAM ARIYORUM / (Lynda Lemay’a selamla) / Altmışı aşmış bir adam arıyorum. /
Haydi bre gacılar, / Yürekleri hop hop eden bacılar! / Haydi bre gacılar! / Kırdığınız cevizlerin hesabını, / Tutar gökteki martılar. /