Hicrandır o
Aşk mı dedin? / Sahi, / Böyle ayrı mı yazılır? / Hicrandır o, / Hicran... /
"Umut, iyi bir kahvaltıdır ama akşam yemeği olarak çok hafif kalır." - **Terry Pratchett** (kurgusal alıntı)"
"Umut, iyi bir kahvaltıdır ama akşam yemeği olarak çok hafif kalır." - **Terry Pratchett** (kurgusal alıntı)"
Aşk mı dedin? / Sahi, / Böyle ayrı mı yazılır? / Hicrandır o, / Hicran... /
Kaç mevsim, kaç bahar geçti / Bilmem sen hangi mevsimin yorgunusun? / Nadirdin evelik gibi / Bilmem niye bataklık gülü sorgunusun? /sorulursun? / Hükmü geçene
Her zaman yalnızdım yalnız, / Sadece iyi günümde yanımdaydınız. / Hep tek kaldım bu alemde. /
İnsan bu neticede…! / Hissettiği yerde; Durduğu kadar / Sustuğu kadar/Yazdığı kadar… / Kimsenin Haddinden haberi
Biliyorum sitemlisin bana, / Fırsat buldukça esiyorsun kuzeyden, / Üşütüyor ciğerimi biliyor musun! / Üzerime giysem
Kaç kez söyledim, az sevmeyi bilmem ben / Yine ağlarım el sallarken, veda edip giderken / Ömrüm hasretle geçti,
Kabuğumu kırdım, / İçinden civciv çıktı. / Oysa aslandır yatan, / Ortaya civciv çıktı.
Geçtim Gidiyorum / İnsanı sevdim. / Yüzünü değil, yüreğini sevdim. / Kırılganını, eksik yanını, suskunluğunu sevdim.
\*\*Zaten hasretin çökmüştü, dağ gibi omuzlarıma, / Nefes alamazken, bir de bu kanser düştü kanıma. / Söyle, ne gerek
Gençken zaman hızlı akan bir nehir gibidir. / Koşarız. Yetişiriz. Kurarız. / Hayat hep ileri doğru akar. / Sonra bir gün fark ederiz ki, /
Bazı yıllar insanın üstünden geçmez. / İçinden geçer. / Takvim yaprakları değişti ama o yıl içimde kapkaraydı. / Bir zifiri karanlık gibi. / Gitse aydınlatacak,
Hiç kimsenin olmadan, / Gönülleri kırmadan, / Gözyaşlarımı akıtmadan, / Yalnızca senin olsam. /
Hava eksi otuz derece. / Bazı evlerde sular, / Bazılarında ise camlar, kapılar donmuş. / Yolda
Aşkı seninle tatmadan, / Ruhunda bir iz bırakmadan, / Ateşlerde yanmadan / Çekip gitmem buralardan.
Susarım, yâr incinmiş derler; / Mecnun’dur, yolları bağlanmış derler. / Kor ateşlerde yanmış derler, / Bir
İki gün önce bir rüya gördüm.Tanıdığım bir insanın cenazesi bir köprünün üzerinden geçiriliyordu.Aslında Tabuttaki kişi ben miydim yoksa tanıdığım kişi miydi bilmiyorum .Belki de ölmüştüm
Şehirlerimiz / Sokaklarımız / Umutlarımız / Hepsi hayat sarkacı... / Kırmızı huylu ama
Vurun neşteri, kanasın ruhumun en ücra yeri, / Dönmem artık, yemin ettim; yıktım geçtiğim köprüleri. / Bir yanda sahte
Alçalıp yükseliyordu deniz. / Dudaklarında, / Kuruyup kalmış bir damla tuz; / Gözlerinde erimiş mavisi,
Gül'ler nasibini sendenmi almış, bilmen Gonca'mısın, Gül' müsün yarim / Yanakların, al, al, gözlerin sürme, yoksa petek'misin, Bal' mısın yarim
Oysa bir kuş cıvıltısı / Bir kedi mırıltısında / Bi küçük merhaba'ydı mutluluk / Bir kahve
isimsiz / bir akşamüstüydü. / ev sessizdi, / içim dağınık. / masada iki
Merhamet sandığın, aslında bir pusu, / Kurudu vicdanın o berrak suyu. / "Çekmesin" dediğin yokluk değil bu,
Öyle bir kördüğümle bağladın ki elimi, / Öyle bir yangının ortasında bıraktın ki beni; / Artık ne seni sevebilecek
işte tam / zamanında / anda oldu / bitti her şey / geç
Neye "Amin" dediğini, / Bilmeyenler gördü bu göz! / Bir ömür nefes alıp da, / Gülmeyenler
KENDİNİ ARAYAN ADAM / Kime durağandır kime şahane / Her günü evle iş ve kahvehane /