Neden hiçlik değil de bir şey var bu âlemde, Neden ışık, neden taş, neden bu sonsuz gece? Akıl sorar durur kendi derinliklerinde, Sessizliğin içinden yükselen o ilk hece.
Her varlık bir sır taşır kendi bağrında, "Niçin varım?" diye sorar yıldız da, insan da. Yokluğu düşünülebilir çünkü her şeyin, Hiçbiri zorunlu değil var olmakta.
Güneş doğmayabilirdi ufukların ardından, Sen olmayabilirdin, ben de olmayabilirdim. Bu sözler, bu düşünce, bu geçen zaman; Başka türlü de olabilirdi, olmayabilirdi.
Değişir her şey durmadan bu akış içinde, Yıldızlar söner, dağlar aşınır, nehirler çekilir. Her doğuş bir başlangıçtır zamanın elinde, Her son yeni bir kapıya sessizce eğilir.
Vaktiyle yoktu muhdes olan ne varsa, Sonradan geldi sahneye, görünür oldu. Öyleyse sorulmalı her birine açıkça: Kim çağırdı yokluktan, kim varlığa doldurdu?
Sebepler zinciri uzar gider ufuklara, Her halka bir diğerine dayanır durur. Ama hiçbir yerde denmez açıkça: "İşte burada kaynağın kendisi bulunur."
Sonsuz gerileme cevap değil gecikmedir, Soruyu başka sorulara bırakmaktan ibaret. Zincirin tamamı havada asılı kalır, Temelsiz bir köprü gibi, dayanağı nihayet.
Öyleyse olmalı zincirin dışında biri, Varlığı kendinden olan, başkasına muhtaç değil. Yokluğu düşünülemez; çünkü yokluğu dahi Kendi hakikatine aykırı bir ihtimal değil.
Tektir; çünkü iki olsaydı ayrılık gerekirdi, Her ayrılık bir sınır, her sınır eksiklik taşır. Bağımsızdır; zira muhtaç olanın varlığı Kendi üzerine değil, başkasına dayanır.
Binlerce mümkün varlık toplansa bir araya, Yine de kendinden var olan ortaya çıkmaz. Muhtaçların toplamı muhtaçlığı silmez, Eksiklerin birliğiyle tamlık kurulamaz.
Evren ne kadar büyük, ne kadar görkemli olsa da, Kendi kendinin açıklaması olamaz. Karanlık karanlığı aydınlatamaz çünkü; Işık başka bir kaynaktan doğmadan yol bulunmaz.
Akıl buraya kadar gelir ve durur eşikte, Bir kapı görür önünde, fakat içeri giremez. Der ki: "Bir Zorunlu Varlık olmalı elbette," Fakat adını, sıfatını tek başına bilemez.
İşte o noktada vahiy konuşur insana, Aydınlatır aklın ulaşamadığı yeri. Der ki: "O Allah'tır; Rahmân'dır, Alîm'dir," Tamamlar eksik kalan anlamı ve değeri.
Akıl açar kapıyı, vahiy gösterir yolu, Biri işaret eder, diğeri hakikati bildirir. Biri "Bir İlk Kaynak var" der, durur olduğu yerde, Diğeri "O Allah'tır" der ve kalpleri diriltir.
Bu bir zorlamadan çok bir açıklamadır; En tutarlı, en kapsamlı, en kuşatıcı olan. Varlığın tamamına bakıldığında görünür: Allah'ın varlığıdır en sağlam açıklama olan. Neden hiçlik değil de bir şey var?
Çünkü var eden vardır; varlığı kendinden gelen. Çünkü zorunlu olan, mümkün olana kaynak olur. Akıl bunu fark eder, vahiy derinleştirir; Ve insan, hakikatin izinde yürür.





