Dindar Kızın Kendini Arama Çabaları
Kurgu Boku Yok.
Yaşadiği Aci Gerçekler.
Aci Gerçekleri̇mi̇z Var İşi̇n İçi̇nde.
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Kurgu Boku Yok.
Yaşadiği Aci Gerçekler.
Aci Gerçekleri̇mi̇z Var İşi̇n İçi̇nde.
Üç beş arkadaş, Balata muhabbete çağırmıştı bizi Buradaki her şey bugün bana yabancı geliyor Yaptığım ve yapacağım her fiil de anlamsız Henüz nedenini bilemediğim sebepler yüreğimin sıkılmasına, hayallerimin donuklaşmasına, vücudumun hareketsizliğine sebep oluyor Niye böyleyim? Onu da bilmiyorum
Bir yağmur damlasıyla başlayan bu dokunaklı öykü, siyah bir kedinin doğum yapma mücadelesini ve sahibiyle yaşadığı gergin anları anlatıyor. Kedinin kayboluşu, sahibinin endişesi ve sonunda yavrusuyla geri dönüşü, insanla hayvan arasındaki karmaşık ilişkiyi yansıtıyor. Şiirsel bir üslupla yazılmış metin, pişmanlık, sevgi ve bağlılık duygularını ustalıkla harmanlıyor.
Kadın:
\- Execuse me, (Affedersiniz) dedi.
Muhtara dönüp:
-Kadın İngilizce konuşuyor. Yabancı sanırım, dedim.
Karanlıktan ve uzak mesafeden göremediğimiz için kadının kucağındaki minicik köpeği ancak o zaman fark ettik.
Bir yolcu ve ev sahibi Seher arasındaki derin dostluğun başlangıcını anlatan içsel bir monolog. Yazar, misafir kaldığı evde düşüncelere dalarken Seher'den ayrılacak olmanın hüznünü yaşıyor. Gündelik nesnelere bile anlam yükleyen bu sessiz bekleyiş, Seher'in beklenmedik yakın temasıyla son buluyor. Bu sıcak an, erkek-kadın arasındaki dostluğun masumiyetini ve özel
Umut’du adı, Lösemi hastasıydı. Sevgi anne Acı içindeki kalbine. Kararlılıkla direniyordu, Acısını, biricik oğluna hissettirmiyordu…
Şemsiyesini açan, yüzleştiğim içimdeki can dostuma: Sevgilerden yağmur damlalarının küçük dokunuşları
Taksi o ara geldi. Vedalaştılar. Cemil son kez Ökkeş selfini bol bol gönder ki senden haberdar olayım. Bakarsın hatıra denen şeyi canlı tutarız. Ökkeş anlamıştı ne dendiğini. Yeri ve zamanı geldiğinde selfimi eksik etmem. Ama anıları hatırlamak için biraz kuvvetli bir sese ihtiyaç var. Haydi yolun açık olsun.
Bir genç kız delikanlıya sorar:
"Benden hoşlanıyor musun?"
Delikanlı;
"Hayır" diye cevap verir.
Kız sorar:
"Sessiz Çığlık", Anadolu'nun kalbinde yaşayan Numan ve Safiye çiftinin sıcak hikâyesini anlatıyor. Kırşehir'in Ürün Köyü'nde, sevilen ve sayılan Numan Bey ile dört kız annesi, beşinci çocuğuna hamile olan Safiye Hanım'ın mütevazı ama mutlu yaşamları resmediliyor. Köy hayatının içtenliği, aile bağları ve geleneksel Anadolu yaşamının güzelliklerini yansıtan dokunaklı bir
Ben yazarım, benim işim insan, kötü hava koşulları beni etkilemez, insanları zor durumlarda gözlemem gerek, zor durumda yaşayanları bilmem gerek, bu insanların dışarıda ne halde olduklarını anlatmam, yazmam gerek..
Bir gün; hiç tanımadığınız yabancı bir ülkede bulunduğunuzda, paranız çalınıyor ve siz dilini dahi bilmediğiniz bu ülkenin insanlarının gözü önünde, yüzünüzü kızartacak bir durumda kalıyorsunuz...
Ne kadar geniş bir otlaktı burası. Neredeyse diz kapaklarına dek yükselen otlar arasında iki kardeş, bir birlerine baka kaldılar. Vakit bir hayli geç olmuştu. Çiftlik evine dönmekle, önlerinde güneşin battığı yöne doğru uzayıp giden çayırlığı keşfetmek arasında ikilemde kalmışlardı. Gittikçe kuvvetlenen esinti, yemyeşil çimenleri bir oraya bir buraya
Ayşecik in babası sarayın sütçüsüydü. Saray yakınlarındaki bir kasabada küçük bir çiftliği vardı. Her sabah saraya taze süt götürürdü. Çiftliklerinden saray rahatça görülüyordu. İki yıldır Ayşecik arada sırada, Baba ben de seninle geleyim. Sarayın nasıl bir yer olduğunu çok merak ediyorum der dururdu. Fakat babası Ayşecik in kaybolacağından
Bu öykü denemem can dostumun söylediği bir paragrafla başladı. Sonra kelimeler içimden aktı. Şiirimsi deneme- öykü karışımı bir yazı ortaya çıktı. Can dostum bana bir artı daha kattın. Yine içimdeki saklı kelimelere çıkan yolu açtın. İyi ki varsın. Postacı bir mektup getirdi. Üzerinde ismim yazılıydı. Gönderene baktım. Sevgilimin
Ama balıkları tutarken, ağızlarından demir çengeli çıkarırken, babamın ameliyatlarda gösterdiği özeni gösteriyor, acıtmamaya dikkat ediyordum. Ve onları, asla çıkamayacakları , üstü kesilmiş su dolu, plastik bidonun içine atarken hiçbir şey düşünmüyordum, onların biten hayatları dışında. İçeri tıkıldıklarında, bir süre kurtulduklarını düşünürler, azalan oksijen ve değişmeyen görüntü onlara her
Balıkların yaşamaları da insanoğlu gibi tehlikelerle doludur. Sağı solu belli olmayan denizlerde her an savunma halindedirler. Dellenmeye görsün bir kez deniz, dalgalarına aldı mı tutar en uzağa savurur balıkları hatta çoğu zaman kıyıya fırlatır atar. Sürekli bir mücadele, hayatta kalma savaşı verirler. Zaman zaman takılır bir avcının oltasına
her geçen gün sakladığım takvim yapraklarını
teker teker yakacaktım zamana inat
senin dudaklarından içecektim şarabı