Küçük Itfaiyeci
Annesi, lösemiyle savaşan altı yaşındaki oğluna bakarken dalıp gitmişti. Kalbi, acı içinde olmasına....
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Annesi, lösemiyle savaşan altı yaşındaki oğluna bakarken dalıp gitmişti. Kalbi, acı içinde olmasına....
Resim yine aynı yerinde duruyordu. Ağaç bir direğe çivilenmiş yağlıboya bir erkek portesi. Gelen gidenin pek seyrek olduğu bir sokakta kaderine terk edilmiş bir halde tek başına. Zavallı ne kadar ızdırap içindedir kim bilir.
-Kim olduğunu bilirmisin? Elim fotoğraf makinesinin çekme düğmesine tam dokunmak üzereyken duyduğum
Çok sevdiği dolaylı yeğenlerini gören Çise, öğle tatili arasında lahmacun yemeye gittikleri dershane arkadaşlarından ayrıldı.
Bu yazıyı yazdıgımda hep şunu sormuştum kendime... bu yaşamın kıymetini bilemeyecek kadar zavallıyız. ister şehirli,ister modern. önemli olan sadece saglık aslında...
Bir atla dostluk kurma arzusu ve insan ilişkilerindeki hayal kırıklıkları arasında paralel çizen bu metin, sabır ve kararlılık temaları etrafında dolanıyor. İnsanın içinde biriktirdiği acılar, terk edilme duygusu ve bu duygularla başa çıkma yolları üzerine düşündüren, hem hayvanlarla olan bağımızı hem de kırılgan insan ilişkilerimizi sorgulayan derin bir
Odasına yalnız ben girebilirdim,yüreği gibi odası da açıktı bana...Tüm parfümlerin inadına ayva kokardı odası,sandığında ayva olurdu her daim... / şimdi ayva kokularında onu bulduğum bu yüzden / Perdeleri kapalıydı esrarengiz hanımın...En son geldiğinde ayva getirmiş babası Kağızman’dan... Kapalı perdelerin ve hanımın tüm esrarı buydu...Babasını hapsetmişti içeri, aslında ayvada
Ailenin en küçük kızı Ece'nin yaşamından bir kesit. Anne, oğlu ile iş kurma hayalleri kurarken, oğlunun beklenmedik şekilde asi bir kıza aşık olması tüm planları değiştirir. Umutlar ve gerçekler arasındaki çatışma, anne-oğul ilişkisindeki dönüm noktasını anlatıyor. Bir ailenin beklentiler ve gerçeklik arasında yaşadığı duygusal yolculuk.
12-13 yaşlarında ailesin zoruyla zengin bir ailenin yanında yaz tatili boyunca evin hanımına yardım edecekti Serap. Serap o yaz tatili boyunca o ailenin yanında yaşamanı sürdürürken hep ilkleri yaşadı, bir çok görmediğini, tatmadığını, giymediğini ve yapmadığını yaptı.
Genç adam gecenin karanlık örtüsünde ruhunun hazin yankısı çığlık kopartarak sahilde yürüyordu. Dilinde dökülen özlem ve söylemler uzaklığın kanlı deresine itilmişti. Dişinde sıkışan kırgınlıkla hayallerinin fotoğrafı karanlığı ısırmıştı.
Parkın çıkış kapısına yönelirken,güneşte ardında bıraktığı kızıllıkla kayboluyordu...
Bir yolunu buldu ve büyüdü sarmaşık. Bahçe duvarının dışında, asfalt kenarında Evi sandığı karanlık, nemli, rutubetli yerde doğmuştu ve dünyası o karanlık yerden ibaretti ilk başta. Ama sonra büyüdü ve uzadıkça boyu; gördü bahçe duvarının ardındaki dünyayı. Burası bir evin arka bahçesiydi.
Gramofondan yayılan müziği duydu.
sedef kakmalı bıçağıydı amcamın; dilime sapladığım yalanyeşil pullu şahmaran...yılana tapınan birinin çizdiği bir resim,ve çocukların gece masallarından
Artık perdelerimi ardına kadar açıyorum ve ruhuna hayran olduğum eşsiz sokak manzaralarına ,ilk doğduğum günkü kadar yaşlı ve sevdiğimi bildiğim sürece huzurlu yaşıyorum
Eğitim alanında olsun, dinlenme saatlerinde olsun, hep yalınız ve düşünceli görünen bir asker sürekli dikkatimi çekiyordu. Memleketini özlüyordur geçer dedim. Günler geçiyor onda hiç değişiklik yoktu.
kol düğmelerini saklamıştı beyaz gömleğinin üzerinde ve kemerini ve en sevdiği pantolonunu …sanki her an gelecek, üzerini giyecek bir yerlere gidecekler gibi… çorapları, ayakkabıları en güzel yerinde hazırda bekliyordu odasının ve dört duvar dört çerçeve gülümsüyordu resimleri…