"Yarınlar hepimiz için bir muamma; ama bugün, en azından kahvemizin soğuk olmadığı kesin." — Douglas Adams"

Kadırga’nın Öteki Yüzü

"Nasıl bir zor denge, birbirimizin sıratından geçişimiz. Benim bin katilim var, senin bin eşkalin: Eşit sayılırız." Küçük İskender

yazı resim

Yavaşça arabasından indi. Alnından düşen bir kaç damla terin bu kez farklı bir nedeni vardı. Güneş şefkatli bir anne gibi göğü kolaçan ederken, kıyafetini düzeltip öne doğru sakin ama kararlı bir adım attı. Tam karşısında ona doğru gelen adama bakarak yavaşça konuşmaya başladı,

-- ‘’ Bütün erkekler aynı’’ sözünü ilk kez pazarda eşini kaybedip ararken Çinli bir kadın söylemiş, biliyor muydun?

  • Ya bilmiyordum, güldürdünüz beni özledik müdürüm, nerelerdesiniz ? Buyurun, sizi bahçeye alayım.

-- Evet, Kerim, yoğunluktan gelemedik haklısın da,  biliyorsun meşgulüz şu ara.

Poyraz Müdür, nihayet o hafta sonu ailesiyle birlikte Ilıksu sahilinde kahvaltıya gelmişti. Biraz soluklanmanın ve birkaç saatliğine de olsa uzaklaşmanın iyi geleceğini düşünmüştü. Deniz kenarında yeşilin ve mavinin iç içe geçtiği, adeta dalga sesleriyle düet yapan Karadeniz’i hissettikleri saklı bir bahçedeydiler. Zonguldak Kadırga yokuşundaki herkesi meşgul eden meşhur cinayetin soruşturması tüm sıcaklığıyla sürüyordu.

Çocukların keyfi yerindeydi, doğanın içinde olmanın tadını çıkarıyorlardı. Sıcak çay eşliğinde güzel havanın keyfini çıkararak kahvaltıya başladılar. Tam o sırada Poyraz Müdür'ün telefonu ısrarla çalmaya başladı. Sessiz geçen günün bozan tek şey buydu. Telefonu açtığında, günün yine sürpriz gelişmelere gebe olduğundan habersizdi.

-- Müdürüm, Şefik ben günaydın. Rahatsız ettim ama önemli bir gelişme var. Maalesef bir cinayet olayımız var yine. Ben şu an olayın gerçekleştiği evdeyim, gelir gelmez ilk sizi aradım.

--Bir kişi kapı girişinde, yaşlı bir kadın yatıyor ve ölüm gerçekleşmiş ex olmuş kadın. Bir saniye müdürüm ev dağınık biraz içeride bir kişi daha var o da kadın. Bakıyorum nabız atmıyor bu da ex müdürüm. Odalara bakıyorum hızlıca. Yatak odası tarafında, bir erkek daha var yerde,  nabız yok. Bu da ölmüş müdürüm.

  • Ne diyorsun Şefik, şunu bir tane tane anlat. Dur sindireyim üç ceset mi ? ikisi de kadın mı ? Olay yerini bekle dokunma daha fazla. Giriş kapısında zorlama, boş kovan var mı onlara bak bak bakalım.  Konum at bana geliyorum ben şimdi.

    Dedektifler suçla mücadelede, her gün yeni ve farklı yöntemlerle güncellenen suç dünyasına karşı, hızlı ve pratik soruşturma yöntemleri geliştirmek zorundaydılar. İnsan var oldukça iyi de kötü de hep var olmuştu. Bitmek tükenmek bilmeyen kıyamete kadar sürecek bu yarışta, onların da her an kendini yenileyerek mücadele etmesi kaçınılmazdı. Şimdi Karaelmas diyarının üstünde dolaşan Azrail'in, bu gri şehirde epeyce mesai harcadığı karanlık günler yaşanıyordu.

    Şeytan da aşkla başlayan bu hikâyelerde, belki de bir köşede oturup aşktan intikam alırcasına seyrederek avuçlarını ovuşturuyordu. Bu üç harfli sihirli kelimede hem ilahi aşka giden bir yol,  hem de cinnet haline dönüşerek cinayete kadar uzanan görünmez bir patika vardı. Bu patikanın taşlarını da aşk nimetine olan susuzluğunun ve açlığının hırsıyla yine şeytan döşemişti.

Yorumlar

Başa Dön