"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"

Entel Perspektif

Eski tarihli gazetelerdeki köşe yazılarımdan.

yazı resim

Entelektüeller vardır. Mürekkep yalamış aydın geçinen insanlar. Onlarla sohbetin ayrı bir lezzeti vardır. Genelde ilme saygılı, fakat ilmi gerçeklere meydan okurlar. Bilmedikleri anlamadıkları hiçbir konu yoktur. Uzmanlık ya da ihtisaslaşma onlar için pek önem arz etmez. Kanarya yetiştirmekten tutun devlet yönetimine kadar her konuda fikir beyan ederler.


Bir kısmı ne siyasi ne de futbol takımı tutmazlar. Tarafsızdır. Olayları objektif olarak değerlendirdiklerini iddia ederler. Modacıdırlar. Ateist olanları vardır. Etnik özgürlüklerden dem vurur, ahlaki hiçbir sınır tanımazlar. Barlarda piposunu tüttürüp, viskisini yudumlarken, hükümet kurar, hükümet düşürürler. Eşitlikten bahseder, insancıl portreler çizerken insanlara tepeden bakmayı da ihmal etmezler. Bir de ideolojik enteller vardır. Bunların bir kısmı pamuk elli mirasyedilerdir. Hayatında hiç çalışmamıştır. Fakat çalışanların haklarını savunurlar. Nerede mi? Kokteyl salonlarında, beş yıldızlı otel lobilerinde...


İçki masasında dini sohbetten zevk alan enteller de yok değil hani. Bunlar milli ve manevi değerleri savunurlar. Dava ehli olmakla beraber davayı yaşamazlar. Eleştirmeyi ve parlak fikirler ileri sürmeyi çok severler. Karşı oldukları için, siyaseti kendilerinin farklı yaptığına inandıkları lokallerinde yapar, oturdukları yerden ülkeyi yönetmeye kalkışırlar. En güzel yaptıkları şey dedikodu ve fitnedir.


Bir gün değerli bir hoca efendiyi bir köye davet ederler. Hane sahibi hoca efendiyi meyve bahçesine götürür. Orada genç bir veteriner hayvanlara aşı yapmaktadır. Hoca efendi ile veterineri tanıştırırlar. Veteriner; — Hocam, camızla hoca hikâyesini bilir misin, der. (Hani bir hikâye anlatırlar, bir bahçeye bir hoca ile bir camız girmişte bahçe sahibi adamlarına camızı bırakın önce hocayı çıkarın demiş.) Hoca hiç cevap vermemiş yürümüş gitmiş. Bir süre sonra yemekler hazırlanmış, sofraya oturmuşlar. Hoca efendi, orada bulunanlara tek, tek kimin oğlusun ya da kimlerdensin diye sormuş. Cemaatten birisi veterineri göstererek, "Hocam bu arkadaşı sormadınız" deyince hoca efendi, "Biz onunla bahçeden tanışıyoruz" demiş. Bunun gibi bir de ukala enteller vardır ki, en çekilmezi de bunlardır.

Celal Odabaş

Yorumlar

Başa Dön