"Sözcükler, elbette, insanlığın kullandığı en güçlü ilaçtır. — Rudyard Kipling"

YKS Ek Tercih Sürecinde Rasyonel Karar Verme: Ölçü, Belirsizlik ve Sınır Analizi Üzerine Bir İnceleme

yazı resim

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonrası tercih süreci, adayların hem nesnel verilerle hem de öznel değerlendirmelerle karar verdiği çok boyutlu bir süreçtir. Burada, ek tercih sürecinde izlenmesi gereken ilkeleri; istatistiksel-metodolojik bir çerçeve ile bilişsel/etik ilkeleri bir arada ele alarak sistematikleştirmeye çalışacağız. Zira tercih kararı, tek bir yılın verisine dayanan sezgisel bir tahmin olmaktan çıkarılıp, çok yıllı verilerden türetilen bir minimum-maksimum aralık modeline dayandırılmalı; bu model de kontenjan, özel şart, ilgi-yetenek ve yaşam koşulları gibi tamamlayıcı kriterlerle desteklenmelidir.

  1. Temel İlke: Puan Sınırlaması ve Aralık Mantığı YKS Ek tercih sürecinin en temel kuralı basittir: bir aday, kendi puanının üzerinde kalan bir yeri tercih edemez; tercih edilecek program ya puana eşit ya da daha düşük bir taban puana sahip olmalıdır. Ancak bu kuralın pratikte doğru uygulanabilmesi, geçmiş yıllara ait taban sıralama verilerinin doğru okunmasına bağlıdır. Burada ortaya konan temel metodolojik uyarı, tek bir yılın verisine bakarak karar vermenin öngörü değeri taşımadığıdır. Bir programın yalnızca bir önceki tercih sürecinde kapandığı sıralamaya bakmak, o sıralamanın yıllar içindeki oynaklığını (volatilitesini) görmezden gelmek anlamına gelir ve bu da yanlış bir güven duygusu oluşturur. Bunun yerine önerilen yöntem şudur:
  2. İlgili programın en az 3-4 yıllık (ideali 7-10 yıllık) taban sıralama verisi toplanır.
  3. Art arda gelen yıllar arasındaki mutlak farklar hesaplanır (yıl n ile yıl n+1 arasındaki fark).
  4. Bu farklar arasından mutlak değerce en küçük olan (minimum dalgalanma) ve en büyük olan (maksimum dalgalanma) belirlenir.
  5. Bu iki sınır değer, tahmin edilecek yılın verisinden çıkarılarak bir aralık oluşturulur.
  6. Elde edilen aralık, o programın kapanabileceği makul sınırları temsil eder; nokta tahmin değil, bir olasılık bandı sunar. Örnek Üzerinden Doğrulama Trakya Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Ağız ve Diş Sağlığı programı verileri üzerinden bu yöntem şöyle işler:
  • 2021: 643.914 → 2022: 667.116 (fark: +23.202)
  • 2022: 667.116 → 2023: 685.581 (fark: +18.465)
  • 2023: 685.581 → 2024: 573.903 (fark: -111.678)
  • 2024: 573.903 → 2025: 483.723 (fark: -90.180) Bu dört farkın mutlak değerleri içinde en küçüğü 18.465, en büyüğü 111.678'dir. 2025 yılı taban değeri olan 483.723 üzerinden:
  • Alt sınır: 483.723 - 111.678 = 372.045
  • Üst sınır: 483.723 - 18.465 = 465.258 Buna göre 2026 yılı için beklenen aralık 372.045-465.258 olarak öngörülmüş; gerçekleşen değer 402.861 olduğunda bu değerin öngörülen aralığın içinde kaldığı görülmüştür. Bu, yöntemin doğrulanabilir bir tahmin bandı ürettiğini gösteren somut bir örnektir. Yöntemin Kavramsal Gerekçesi Bu yaklaşım, "her şeyin bir ölçüyle yaratıldığı" ilkesiyle ("Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüyle yarattık" - Kamer Suresi, 49. ayet) temellendirilmektedir: evrende gözlemlenen her büyüklüğün (kan değerleri, fiziksel sabitler, biyolojik sınırlar vb.) bir alt ve bir üst sınırı olduğu gibi, taban sıralamalar da yıldan yıla belirli bir bant içinde hareket etmektedir. Bu, teolojik bir ilkenin istatistiksel bir sezgiyle (aralık tahmini, güven bandı mantığı) örtüştürüldüğü bir yaklaşımdır. "Gaybın aralığa girmeyeceği, yalnızca tam sıralamanın gayb kapsamında olduğu" ayrımı, istatistiksel belirsizlik kavramıyla (confidence interval mantığıyla) yapısal olarak uyumludur: nokta tahmin (kesin sıralama) büyük belirsizlik taşırken, aralık tahmini daha sağlam bir öngörü sunar.
  1. Tamamlayıcı Kriterler Aralık analizi tek başına yeterli değildir; aşağıdaki unsurlarla desteklenmelidir: Kontenjan büyüklüğü: Bir programın kontenjanı, taban sıralamasının oynaklığını doğrudan etkiler. Düşük kontenjanlı programlarda birkaç kişinin tercih değiştirmesi bile taban sıralamayı ciddi ölçüde kaydırabilir; bu nedenle kontenjan sayısı, aralık tahmininin güvenilirliğini değerlendirirken göz önünde bulundurulmalıdır. Özel şartlar ve barajlar: Başarı sırası barajı, sağlık şartı gibi program-özel kriterler, adayın o programa girme hakkını doğrudan etkileyebileceğinden aralık hesaplamasından önce kontrol edilmelidir. İstenmeyen tercihlerin listeye eklenmemesi: Sırf listeyi doldurmak amacıyla gidilmesi düşünülmeyen bir programın yazılması, hem yerleşme ihtimalini gereksiz yere o programa kaydırma riski taşır hem de tercih sürecinin amacına aykırıdır. İlgi ve yetenek uyumu: Sayısal analiz, adayın program ile duygusal/mesleki uyumunun yerini tutamaz; sayısal olarak "uygun" görünen bir program, ilgi ve yetenekle örtüşmediğinde uzun vadede memnuniyetsizlik ve akademik başarısızlık riski taşır. Yurt/barınma durumu: Yerleşilecek şehirdeki barınma imkânları, öğrencinin eğitim sürecini sürdürebilme kapasitesini doğrudan etkileyen pratik bir faktördür. Ders içerikleri: Program adının çağrıştırdığı beklenti ile müfredatın fiili içeriği bazen örtüşmeyebilir; bu nedenle ders planının incelenmesi, yanlış beklentiyle yerleşmeyi önler. İkinci bir alan olarak açıköğretim veya çift anadal: Örgün bir programı kazanıp okusa dahi, istihdam beklentisiyle ikinci bir alanda (açıköğretim ya da çift anadal yoluyla) yetkinlik kazanmak, iş piyasasındaki rekabet gücünü artırabilecek tamamlayıcı bir stratejidir.
  2. Danışmanlık ve Yeni Açılan Programlar Konusunda Metodolojik İhtiyat Geçmiş verisi bulunmayan yeni açılan programlar veya tek verisi bulunan programlar için hiçbir danışman "garanti" veremez, çünkü tek yıllık veriden bir aralık türetilemez. Bu, yöntemin kendi iç tutarlılığı açısından önemlidir — aralık hesaplaması en az birkaç farkın (dolayısıyla ideali 7—10 yıl olmakla birlikte en az 3-4 yıllık verinin) varlığını gerektirir; tek veri noktası olan bir program için yapılacak her tahmin, tanım gereği metodolojinin kapsamı dışındadır ve bu açıkça "falcılık"tır. Örnek olarak Kırklareli Yeşil ve Ekolojik Bina Teknikerliği için hem 2026 ek tercihlerinde hem de 2027 yılında öngörülen 1.248.044-1.354.580 aralığı, bu programın en düşük sıralamayla kapanan program olması nedeniyle "yükseleceği" beklentisine dayanmaktadır. Diğer yeni açılan bölümlere gelinceyse onların taban sıralamasının bir sonraki yıl yükseleceği kesin olmakla birlikte nereye gideceği, o programlara olan talebin (üniversitenin itibarı, şehir tercihi, bölüm popülaritesi, 2. üniversite kapsamında sınavsız açıköğretim düşünenlerin eğilimleri gibi) çok sayıda öngörülemeyen değişkene bağlı olduğu için, tek yıllık veriden yapılacak sıralama aralığı tahmini mümkün değildir. Yükselecekleri kesindir.
  3. Sürecin Esnekliği Son olarak, ilk tercih döneminde yerleşemeyen veya hiç tercih yapmamış adayların ek tercih hakkından yararlanabilmesi, sürecin tek seferlik ve geri dönüşsüz olmadığını, ikinci bir karar penceresi sunduğunu göstermektedir. YKS ek tercih sürecinde rasyonel bir karara ulaşmanın yolu, tek yıllık veriye dayanan sezgisel tahminden kaçınıp, çok yıllı veriden türetilen minimum-maksimum aralık modelini; kontenjan, özel şart, ilgi-yetenek, barınma ve müfredat gibi nicel-nitel kriterlerle bütünleştirmekten geçmektedir. Bu yaklaşımın gücü, belirsizliği yok saymak yerine onu bir aralık olarak modellemesinde yatmaktadır; zayıf noktası ise küçük örneklem büyüklüğü ve yapısal kırılmalara (yeni program açılması, sınav sistemi reformu gibi) karşı kırılganlığıdır. Dolayısıyla bu yöntem, "kesin bir formül" olarak değil, karar sürecindeki belirsizliği azaltan, ihtiyatlı ve doğrulanabilir bir karar destek çerçevesi olarak değerlendirilmelidir.

Yorumlar

Başa Dön