"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"

Lebbetü'l Arz

“Lebbetü’l Arz”, kırık kelimelerin, ağır sözlerin ve yorgun bir ömrün içinden geçer. Gençliğin ezildiği, anıların sızladığı, dilin zehre dönüştüğü bu şiirde buhran; sis, yağmur ve zincirlerle büyür. Yine de bir oğula, güne ve hayata karışma çağrısı yükselir. Ankara parklarının kokusuyla tamamlanan metin, acıyı lirizm ve güçlü çağrışımlarla taşır.

yazı resim

Lebbetü'l Arz

Basitçe dökülüyor kelimeler

İki leb bir lebbetü'l arz

Kırdığım, kırıklıklarımdan

Eziliyor gençliğim

Akşamdan kalma bu sabahlar

koca zamana kocamış tebessüm kırıntısı

Sırtıma yük ettiğim

koskoca prangadır,

Duyduğumdan ettiğim acı sözler

Değirmen taşına kaşınıyor ömür yanım

Ömür törpüleniyor kötü sözlerin aksında

Taşırıyor buhran buhar sis yağmuru

Göz gözü görmüyor ağzıma gelen gibi

Yüreğimin kafesi,

göğsün derdim

üstelik.

İncinir yürek bir basit sözle

zincirlenmiyor dilim

Zehir kusar içimin yılanı

Azalıyor görülecek iklimler

Mevsimler değiştikçe

İnsan tevekkülü bilir gibi oluyor

Zelzelesi ağır sözlerden

Ne zaman otursam,

yorgun oluyor bir yanım

Ne zaman hatırlasam

bir anım ağrıyor

Güne karış,

karış karış be oğlum

Düne arşın arşın

gizli bir bakış

oğul veriyor lebbetü'l arz.

Yakamıza yapışıyor çilek kokusu

Ankara parkları ise hep Japon elması

Sen de aslında gerçekten yoksun

Tiz ama dingin kelimede

Ait değiliz hiçbirimiz bu sözlere

Biz de bir kötü söz değiliz

Bir kere sevdin mi şu hayatı, düşünerek!

Elin armut mu topluyordu?

Ağzına hep bir sivribiber süresim var

İsmail Erdoğan (tcpassenger) 16.08.2026 / Ankara Çilekli Balkon

Yorumlar

Başa Dön