** Firakname
Akşamın süzgecinden bir gece daha geçer, Bizi bizden eden, o zamanın kör oyuntusunda.
Ruhumuz yine eksilir bir yanından. Zaman eskimez; biz eskiyoruz.
Ve heran biraz daha eksiliyoruz.
Kader, ömrün biçilen tarafında Ayrışırız... yarım kalanlardan.
Elde kalan; dem-i siyah bir Ay... Sükût eder yansımalara.
Duyulmayan figan kara bir kabuktur; kana yar... Kan kırmızı!
Gecelerin saf siyahını kabul etmek gerekir. O mağrur, azam-ı ahkâm güruhunda hiçliğin.
Ben artık bu vakur yalnızlığın da en açık rengini kabul ettim. Hezeyan gecelerde hicran, hicran… Tuzlar minerallerinden ayrılır, zihinde mükerrer törpüler... Ah hayat! Aslında su gibi şeffaf.
İçimizde duran yok; her yanımız eksiklik kokar. Gün geceden sıyrılır. Bulut maviden… Ömür de ömürlerden geçer
Ve biz, yelesinden kopan bir tel gibi savruluruz.
Eksilmeyi süruru parlayan bir kelam sanma; Senden, benden, bizden başka bir şeyler ayrılır...
Tenden bir su yeşili, bağrımızdan turkuaz geceler...
Dilimiz eksilen bir su damlası. Susuyor muyuz? Susamak başka. Biz bir gülün çevresinde kan kırmızı dökülüyoruz…
Artık zamana ses vermenin hükmü kalmadı; Ses bülbülden, renk gülden geçiyor.
Ve en erken alıştığımız ayrılık bedende; uzun bir ferman gibi.
Hayat kendi gölgesiyle oynar; Sadelik, gölgelerin dansında renksizliği seçer. Eksilen bir nefes; aldatan pirayelerin ışıltısında...
Muştular bir vakit sonra sararır. Sevilmenin ihtişamı kurumuş bir buket güle benzer. Vakti soluk olur, terk etmelerin...
Aşk da sıyrılır kalpten, sıcaklık çekilir mavilere. O nazif endamın, o şah duruşun; pinhani ışıltısı söner, rengi kalır geriye: firak.
Soyunur umut. Bahar yaza, yaz hazana, hazan kışa devrilir. Kış ise hasrete...
Bir Temmuz akşamına darılır Ağustos, sonra Eylül’e küser.
Elbet dünya dönence; sadece döner durur.
Gülüş s-olunca da yüzler yine eskir. Burası eksilenler diyarı...
Flû bir gölgeye bürünmüş zamanın içinde Bana “oldun” deme.
Sadece gel— ayrılığın ertesi...
O beyzâ-yı gülün yazgısını ver bana, solmamış renklerin dilinde.
Hayatın süzgeçinden süzülürken insan.
Tcpassenger_ierdoğan 21.04.2026/Ankara
Ayrılık
Ne zalimdir ayrılık; bir an dertten çıkarmaz.
Bir kere değil, bin kez can alır da usanmaz.
Ayrılık— yadsınmaz kör bir bıçak.
Şu garip gönlümü öleyazdırır;
ama yine de durmaz.
Tcpassenger_ierdoğan 21.04.2019 / Ankara**