**Bahar-sızım.
Ayazı yüklenir omzuma kör şehirlerin Kayıp bahçelerimin buğusuna iniltisi seherin
Beyazı erguvan zamanlarından süzülmüş perçemimin pervazına Tel tel dökülen ince bir sızı düşer kirpiğime asılarak...
Yokluğunu bildiğim sözcükler dilime gelmezdi gelmedi de Toygun zamanlar ötekileşti bu şehir toy
İstemli ya da istemsiz Seni arıyorken; yakalanıyorum ** Her sokağının başında kendime
Ayak yanılması yolların sonunda endam ediyor Sefilliğim...
Ey sevgili...
Tüllerini giyinmiş saat ve zaman Tüm gazellerimizin altında kıyam-ı müstakim Üstümüzde bir dolunay sükuneti de geceye feveran
Hepsini terk eden koynumda, dünden kalan ne varsa iğretisi serden seriliyor. Çok çıplak bir an aklı selim geceye soyunarak gülüyor
Gümüş derelerin suyuyla yoldan yola maviliklere gidememek... ...gitmeye çalışan, tüm her şeye... "Gitme" diyememekle devleşen o ifade... Yolumuz kesişiyor çırılçıplak sabahla...
Vuslatın dar sokağındayız. Mor salkımlı bahçeler söyleşiyor kendi kendine Uzak zamanların iniltisiymiş duyduğumuz Kulağımızda yine aheste bir perde, pesten nağmeleniyor...
Yırtılan bir atlet yankısı kadar Göğüs kafesim aralanıyor Hüznün mai yüzü Gerçeğin sıcaklığı kırmızı Uzanırsan uzan ve ört üstümü Mor matemin makamından güneşime sen de örselen.
Yaşlanıyor yalnızlığa çoğalan zaman. Kaç zamandır yalnızız
En çıplak arzunla geri döndün, döndüm aynalara...
Mor salkımmış gözlerimize sarılan...
Dönüp de bulamadığımız... o.
Elde kalan yüreği zorbalayan bir kuru salkım.
Tcpassenger_ierdoğan 01.08.2026/Ankara
Duyguinşaasıdiyelimmütemadibağımızaramızdakalsın
