"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"

Öykü > Soyut

karışık

Güçlü Zamanların Yorgun Yaratıcısı

Etrafta dönüp duran, çocuksu bir anı gibi, mutluluğu önüne getiren sade bir sevgiydi bugünün resmi. " Kaçma " dedi. " Kaçışın korkularının mağdur bir akışa dönüşmesidir bu kez. " Sen en güçlü zamanların yorgun yaratıcısı olmalısın ! Kendini solgun bir durumdan, yeni anlara taşımalısın.. Gördüklerin yeniden canlanan, mutluluk

nötr

Ece ve Törüngey

Dünyanın bu ilk insanı, nereden ve nasıl dünyaya geldiğini bilmeden Cennet Bahçesinde geziniyor. Pınarların billur gibi sularından içiyor. İstediği meyve ve sebzeyi yiyor. En çok da, olgunlaşmış ve dalında kurumuş incirleri yiyor. İncir ağacının altında oturuyor ve uyuyor.

olumsuz

Abdülrezzak Holding 1

Bütün büyük aşklarda ( Bütün aşklar büyüktür aslında; ve herkesin aşkı da kendisince büyüktür!... Gerçi, Abdülrezzak’ ın içine düştüğü ateş yığınına aşk da denmez ya!... Neyse!..) olduğu gibi bu da karşılıksız bir aşktır aslında… Ve bu aşk yorgun, bitkin, ağır ve can çekişen bir aşktır!... Bütün ağırlığıyla da

olumsuz

Dehliz

Yürüyor... Siyah saçlı, beyaz yüzlü, gözleri koyu, sesi tok genç kız... Ben hiç geçmişe takılmadım diyor, içinden geçirdiği seslerle... Kendimi kapatmadım, sadece birşeyleri hatırlamak istedim... Bir çelişki yaşadım böylece, kalbimin gölgesinde barındım...
Ağladığımda gizlendim, güldüğümde neşelendim... Sakin rüzgarlarda ruhumu oradan oraya gönderdim... Beyaz kağıtlar elimde hiç

olumlu

Tac Mahal'de Med Cezir Manzaraları

Bahçesindeki çiçek tarhları, çakıl taşlarıyla bezenen yol boyunca ortadan ikiye ayrılmış sonbaharın artık kışa yaklaşan bu son günlerinde kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan sabah soğuklarına inat, kırmızıdan yeşile bin bir güzellikteki renk tonlarıyla mevsimlik çiçekler geçip giden yaz günlerinin habercisiydi sanki.

üzgün

Bir Cesedin Elini Tutuyorsun

Şimdi gözlerime bakıyor ve bir kelime düşmesini bekliyorsun dilimden.Eskisi gibi elini tutarken parmaklarımı parmaklarına karıştırmamı,nefesimle saçlarını okşamamı bekliyorsun ama dedim ya gözlerime boşuna bakma sevgili;sen artık bir cesedin elini tutuyorsun ve gözlerimden artık sana da kurak mevsimler...

karışık

Portakal Kabuğu

...sigarasını tam içmedi ve o kızgın alevi söndürdü.iste o anda içindeki tüm huzur gitmisti birden.güzel baslayan bir sabahın bukadar kısa sürecegini düsünmemisti.hemen yatagından kalktı ve ahsap pencerenin önünde durup bordo perdesini sonuna kadar açtı.günesin ısıgı odayı artık tamamen aydınlatmıstı.içinde hissetti parlaklıgı ve penceresini açıp dısardaki bisikletli çocugu seyretti

olumsuz

El Değmemiş Bir Köprü Kurabilmek

Daha fazla kayıtsız kalamazdım içinde bulunduğu duruma,günlerdir tek kelime etmiyordu ve o konuşmadıkça benim canım yanıyordu.Alışmıştım o sesi duymaya,her geceyi sabahlara bağlayan uzun sohbetlerinde hayatı anlatmasına.Ama konuşmuyordu artık;o acısıyla yüzüme dokunduğunda daha da tükeniyordu yarınlarım.

üzgün

Hazan Bakışlı Melek

İçini ısıtan sıcacık gülüşlerinin ardında, güzel gözlerinden taşan anlamlarında hazan saklıydı hep. Çocukça sırnaşmalarında, masum cilvelerinde içten içten bir sırrı saklar gibiydi. Bir gizem, bir tutku vardı yaratılışında.

nostaljik

Çımacı 2

Kimisi gemiden inerken çımacının karadan ona doğru bir ikram gibi sürdüğü köprünün anlamlarında kalakalır, kimisi gemi halatlarının, yüreğin bam telini titreten seslerinde yavaş yavaş çımacılaşır.

karamsar

Manifesto

Ben hiç uyumam.
Beni siz yaptınız, böyle tasarladınız, kardeşlerinizi yoketmek için varettiniz beni.

olumsuz

Sarmaşık

Çalar saatin sesi, sessizliği yararak evin duvarlarına çarpa çarpa dağıldı. Serra gözlerini açmak istemeden saatlerce yatmayı arzuladı, kalkmadan, huzur içinde. İşe gitmesi gerektiğini, geç kalırsa azar işiteceğini bilen insanların bıkkınlığı vardı üzerinde. Neredeyse sürünerek kalktı yataktan. Yüzünü yıkarken aynadaki aksine gülümseyip, sessiz bir günaydın gönderdi.

karamsar

Belleğin Kara Kutusu

Zaman, yitirdiğimizi sandığımız anda karşımıza çıkan bir orospudur, o herkese bir tarih yazar.
O herkesle aynı şekilde yatar, önce belleğini karartır ve sonra üzerinden yaşamın esansını çalar.
Bir rengin yoktur artık tekbaşına ve katılırsın bu karanlık

üzgün

Adını Firar Koydum,istanbul İse Senin Yanında...

Gelmedi İstanbul,bir güvercin göndermedi engin gökyüzünden,sakladı yıldızlarını bulutların ardına ve milyonlarca çiğtanesi düştü gözlerimden ama gelmedi İstanbul sen ellerinden sıkıca tutmuşken.Ve senin adını firar koydum,dudağımda bir kan lekesi ve milyonlarca kırık yıldız düştü gökyüzünden.İstanbul kayıp sen firarlarda...İstanbul hala aranıyor ama adını yalnızlığımı saklayan gölgem koydum ve her gece

nötr

Çımacı

Her çımacı, çımacı değildir iskeleye ilk vardığında; Yavaş yavaş çımacılaşır.

Başa Dön