Ben Bir Otobüsüm
Bir yasanın üstünde çalışıyorum. Anlamlandıramadığım cümleler kuruyorum. Bir otobüs geliyor durağa. ...
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Bir yasanın üstünde çalışıyorum. Anlamlandıramadığım cümleler kuruyorum. Bir otobüs geliyor durağa. ...
Coşkun bir su sesi yankılandı. Kız suya baktığında Hikâyecinin gözlerini gördü, onun da kaşları karaydı.
Her doğum gününde nehir çağladı, herkes Hikâyecinin sesiyle mutlu uykulara dalana kadar…
Her doğum gününde Hikâyecinin sesi duyuldu, yeni bir hikâye başlayana kadar…
Ağlayınca gözleri yosun kokan can...Giderken baktığın yerlerde biten hüzünbaz çiçeklerden anlamıştım dönmeye iç geçirdiğini...Gel ve “kırık gönlün kayığını kurtar!” Geceleri güneşi seyredelim donarak!
Kalbinin her zamankinden daha fazla attığını nefesinin kesildiğinden anladı. Gözlerinden yaş gelmişti. Bütün çabalarına rağmen yutkunamıyordu bile.
Yokluğunu kabullenemeyişimle bitiyordu hayatım;seni gördüğüm songün bu bitişin ilk günüydü,bense bitişle başlangıçların aynı güne sığdığını ilk defa seninle öğrenmiştim.Konuşmam için yalvaranlara inatla susuyordu dilim.Sıkıştırılırken kolu kırılan ve bir daha açılamayan mengeneden farksız çenem,öyle kenetlenmiş öyle kaynamıştı ki birbirine kimi açlık grevinde kimiyse dilini yuttu diyordu ve bir akşam
...Gözlerim oraya kilitlendikçe , kirlenen ruhum özgür kaldı... Temizlenmeye mi gitti -bilinmez- ama beni terk etmişti.. Ben oradaydım... Gözlerim çoktan o siyah noktanın derinliklerinde kaybolmuş, bilinmeyenin gizemini yaşıyordu... Ve ben halen yatağımda
-Ayıbın, ahlakın ve de dinin olmadığı bir yaşam kuruyorum kendime, gelmek ister misin?
Zaman, Korku ve Sevgi her an her yerde. Hangisi ile yaşamaya karar vermek ise kişisel bir tercih.
Galileo der ki: Felsefe her an gözümüzün önünde duran o muazzam kitapta-yani evrende-yazılıdır, ama önce dilini öğrenmeden ve hangi sembollerle yazılmış olduğunu kavramadan anlayamayız onu.
Babası bu duruma daha fazla dayanamamış ,on dakika önce odadan çıkmıştı.Tekrar geriye döndüğünde gözlerine inanamamıştı.Gözlerinden yaş gelerek eşine sarılmıştı...
Bir meleğin ayağı takılıp şehre düşer gökyüzünden;düşerken bulutlara tutunma çabası ve boncuk boncuk terleyişi...Aşk kokusu yayılır o terleyişte,buram buram kokusu girer penceremden içeri ve uyanmışlığım.İlk defa duyduğum o kokunun peşinden gidişim,yaklaştıkça ciğerlerimde bir bayram havası,bir solumuşluk.
Son turna akınının son gününde, son kez bindiğinde balıkçıyla, deniz gözlü, dalga bakışlı küçük oğlu kırmızı kayığa, oynaşamadı kayıkla deniz.
Varoluş olgusunu bütünüyle bir ağaca benzetecek olursak herbirimizin hayatı birer meyve olsa gerek!