"Yeterince uyuyamadıysanız, her gün 15 Ocak gibi hissettirir." - Franz Kafka"

Eurydike

Abderalı Çocuk

Biliyorum,bir serzenişten daha buruk bir şey senin iç çekişin.Hayallerinden vazgeçip, bütün varlığını “gözle görülemeyecek kadar küçük ve mutlak” parçacıklara adamanın pişmanlığını mı çekiyordun, açıkçası emin olamıyorum.

Sıkıntı, İki Başlı Kadının Kapısını Çaldı

Göz kapaklarım yavaş yavaş beni kendi karanlığımla beraber bırakmaya başladığında, ilerden cızırtılı bir radyo sesi geliyordu. Radyodaki şarkıya eşlik etmeye çalışan mırıltılı bir ses, dışarıdaki aç kedilerin mırıldanmalarına, arabaların telaşlı homurtularına karışıyordu.

Tanrı, Karga ve Kırmızı Mum

Mumun ışığı iç içe geçmiş üç halkadan oluşuyordu.En dışta sarı,içinde daha açık bir sarı ve onun içinde de mavi...Mavi huzme, ruh muydu yoksa huzur mu, yoksa Tanrım o sen misin?

Mezar Taşları

Kötü yaşadı:kurnazca,yakıp yıkarak ve aldırmayarak.Ama iyi öldü dediler.İyi ve masumca…Söylediklerine göre ölmeden önce bir çocuğunki gibiymiş hareketleri…Yağmurda zıpzıp zıplıyormuş..
Bilmiyorum, bunun tarifi nasıl olur.İnsan kendi canına kıyma noktasına geldiğinde benim de ümitlerim bitmiş oldu.İlk katil Kabil,ilk maktul de Habil’di…Peki ilk kim yaşadı hem katilliği hem de

KİTAP İZLERİ

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin

Bir Ulusun Doğuş Sancısında Bir 'Çalıkuşu'nun Kanat Çırpışları: Reşat Nuri Güntekin'in Ölümsüz Eseri Üzerine Türk edebiyatının temel taşlarından biri olan ve yayımlandığı günden bu yana
İncelemeyi Oku
Başa Dön