"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Modern Çağın Sahte Resulleri: "Danışmanlık" Kisvesi Altındaki Sazan Avı

yazı resim

Türkiye'de son yıllarda hızla büyüyen bir sektör var: belirsizliği satın alınabilir bir kesinliğe çeviren "danışmanlık" endüstrisi. Hukuki danışmanlık, emlakçılık, beslenme ve diyetetik, sağlık danışmanlığı, üniversite tercih danışmanlığı, gayrimenkul danışmanlığı ve finans danışmanlığı — görünüşte birbirinden bağımsız bu yedi alanın ortak bir DNA'sı var: İnsanın en zayıf anında, en büyük korkusunu parayla değiştirebileceği vaadini satmak.
Belirsizlik Nefreti ve Beynin Zaafı
İnsan zihni, olasılıksal düşünmeye pek yatkın değildir. Bir öğrenci için gelecek, bir yatırımcı için birikimi, bir hasta için sağlığı söz konusu olduğunda, ortada aslında yönetilmesi gereken bir risk ve olasılık gerçekliği vardır. Ancak insanlar bunu duymak istemez. Zihin, "%70 ihtimalle iyi gider" gibi bir cümleden çok, "Kesinlikle iyi gidecek" cümlesine tutunur. İşte bu psikolojik açık, danışmanlık sektörünün en verimli av sahasıdır. Bu yıl özellikle yapay zeka araçlarının da devreye girmesiyle, bilgi asimetrisi üzerinden kurulan bu pazar daha da genişledi. Danışman, aslında halkın erişebileceği verileri sanki gizli bir formülmüş gibi sunarak "çağdaş büyücü" rolüne bürünüyor.
En Bereketli Üç Av Sahası
Üniversite tercihi: Bir öğrencinin yıllarca biriken net sayısı ve sıralaması artık sabittir — değişmez bir gerçekliktir. Ama "garantili yerleştirme", "sistemin açığını biliyorum", "en doğru tercih listesi" gibi ifadeler, ailelerin kaygısını ve pişmanlık korkusunu paraya çevirir. Oysa tercih danışmanlığı olsa olsa mevcut sıralama çerçevesinde seçenekleri optimize edebilir; sıralamayı değiştiremez, mucize oluşturamaz. Sınavda yüz bininci olan biri, "mükemmel" bir tercih listesiyle on binlik dilime taşınamaz. Burada ödenen para bilgiye değil, sorumluluğu bir başkasına devretmenin verdiği sahte rahatlığa gider.
Yatırım ve finans: "En iyi yatırım aracı", "kesin kazandırır" söylemi, doğrudan belirsizlikten nefret eden beyni hedef alır. Piyasa dinamikleri özünde tahmin edilemezdir, ama danışman bu gerçeği "ben bilimsel verilere göre en iyi yönlendirmeyi yaptım, piyasa beklenmedik tepki verdi" cümlesiyle örtbas edip sorumluluktan sıyrılabilir.
Diyet ve sağlık danışmanlığı: "En doğru diyet", "mucize formül" vaadi, uzun ve sabır isteyen bir alışkanlık değişikliği sürecinin zorluğunu sihirli bir reçeteyle gizler. Metabolizma da tıpkı piyasa gibi beklenmedik tepki verebilir — ve danışman yine aynı hukuki sığınağa kaçabilir.
Neden Ceza Almıyorlar?
Bu sektörün en çarpıcı yanı, hesap verebilirlik asimetrisidir. Bir mimar bina yapar ve bina çökerse, sonuç nettir: ceza alır. Ama bir finans, tercih ya da diyetetik danışmanı, "elimden gelenin en iyisini yaptım, sistem/piyasa/metabolizma beklenmedik davrandı" dediği anda hukuki sorumluluktan kolayca sıyrılabilir. İlanlardaki "en iyi" ifadesi de hukuken somut bir taahhüt değil, soyut bir reklam söylemi sayıldığından suç kapsamına girmez. Devlet bile, sırf "danışman" sıfatı taşıdıkları için, hata durumunda onlara müeyyide uygulamaz.
Satılan Şey Aslında Ne?
Burada satılan gerçek ürün bilgi değildir. Satılan şey, "sorumluluğu bir başkasına devretmenin getirdiği sahte iç rahatlığı"dır. İnsanlar acı gerçeklerle ("daha çok çalışmalıydın", "daha az harcamalısın", "bu hastalıktan kurtulmak zaman alacak") yüzleşmek yerine, kendilerine sihirli bir formül sunan kişiye güvenmeyi tercih eder. "En doğru diyet", "en iyi yatırım aracı", "en iyi tercih stratejisi" gibi ifadeler, modern çağın kutsal reçeteleri haline gelmiştir.
Değişen Biçim, Değişmeyen Öz
Dünya ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, insanın karar alma mekanizması hâlâ ilkel dürtülerle çalışır: hırs, belirsizlik korkusu ve sorumluluktan kaçma arzusu. Bu üç dürtü var oldukça, "sazan avcılığı" da biçim değiştirerek — dün astrologlarla, bugün danışmanlarla — varlığını sürdürmeye devam edecektir. Günün sonunda kesinlik vaat edilen her yerde bir aldatmaca, mucize vaat edilen her masada ise faturayı ödeyecek bir "sazan" vardır.

Yorumlar

Başa Dön