"Akıl, kendi kendini cilalayan bir ayna gibidir; ne kadar çok bakarsan, o kadar az görürsün." - Stanisław Lem (Kurgusal)"

Yarım Yamalak

Bir şeyler fısıldıyorum, duymasınlar diye. Duymuyorlar. Rüzgar, çay bardağımın içine doluyor. Savruluyor çaycının düşleri. Savruluyor gemilere takılmış bakışlarım.

yazı resim

Bir şeyler fısıldıyorum, duymasınlar diye.
Duymuyorlar.
Rüzgar, çay bardağımın içine doluyor.
Savruluyor çaycının düşleri.
Savruluyor gemilere takılmış bakışlarım.
Güneş ağlasa söner miydi?
Sönüyor karşı evdeki loş ışık.
Nietzsche ağlıyor.
Dağılıyor ucuz bir uhuyla yapıştırdığım kemiklerim.
Tanrı yaşıyor.
Dans edebilir mi, bilmiyorum
Dans edebilir misin kendinden geçerek.
Ben dans edemem.
Kırmızı bulutlar.
Lösemi çocuk ölüyor.

Bakma öyle.
Ben şarkı söyleyemem .

Ne var?
Hepsi saçmalık.

Ben savaşamam.
Uğrunda öleceğim bir şey yok.
Bir şey.
Her şey.
Her şey saçmalık.
Her şey sana benziyor.

Dökülen sonbahar yaprakları değil.Bu sefer
Dökülen benim tırnaklarım.
Ceza sadece benim.
savaşamadım.

Yarım yamalak dokunduklarım
Yarım yamalağım.

Bakma bana öyle.
Acımıyor canım.
Öyle de kalmalıyım.

KİTAP İZLERİ

Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt’un Vasiyeti: Kapadokya’da Bir Umut Destanı Bir yazarın son eseri, genellikle edebi bir vasiyetname niteliği taşır; kelimelerin ardında bir ömrün birikimi, son bir mesaj
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön