"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"

Arz-ı Mekâna Atfedilen Feryat Edebi Sukuttur!

yazı resim

Kulak çeperime
Deveran dalga dokunuyor
Zihnime nüfus ediyor, şuurum dağlıyor

Çarptıkça
Ahenkli dalgalar hali alıp
Düşlerime doğru sürükleyip götürüyor

Kavuşmak
Belki hiç buluşmayacağız
Yanacağız, solacağız yekte gam olacağız

Bir şarkı da
Devasa çınarın altında
Sema da, umman da, hayalin kolların da

İyi ki kuşlar,
Yapraklar, çiçek, arılar var
Hiç değilse onlar, revanıyla buluşuyorlar

Koklaşıyorlar,
Yarışıyorlar hep kaçışıyorlar
Bir âlemi bizler anlamasak ta paylaşıyorlar

Sahilin
Sessizliğini, deniz dalgaları okşar
Ağaç benliğine mekân tutan kuşlarla kavuşur

Her bir
Yerden bir çubukla yuva oluşur
Mazinin ibretini, atiyle idrakte buluşturuyorlar

Bülbülün,
O gülün dahi hüznün feryadını
Zevkine yaşayan anlamaz hazla divaneleşmeyi

Aşk sürurdur
Vuslatta buluşur, koklaşır
Hakk yolcuları, meşakkatte aşkı solur hayrolur

Bülbül sesi
Neyin hüzün ile güfteyi nefeslenişi
Su sesi, dalın yapraklarıyla yelpazesi, ud nağmesi

Hicranın
Arzı mekâna atfedilen feryadıdır
Ancak bunu hissedenler sevdalılar suhuleti bilir

Mustafa CİLASUN

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön