2001
Sevgili Kızım,
Yazını aldım, okuduktan sonra özet çıkardım.
1- Tiyatro Bölümünü Başlatışın
2- Kütüphane'deki Görevin
3- Senaryo'nun Çalınması
Konularında sorunlar var ve sen depresyondasın.
İstanbul'a gelerek bunu -senin tabirin ile- kutlamak istiyorsun.
Öncelikle burası, İstanbul Ocağı değil; Baba Ocağı ve ya Baba Evi'dir.
Yazdıklarının tümüne tek tek değinmeyeceğim; aklımda kalanlardan biri, kız ile erkek arasındaki fark.
Yaradılış gereği "erkek aktif, kızlar pasift"ir. Erkek beğenir, kızlar ise beğenilmek ister. Erkek mantığı ile, kızlar -ilgili hormonları gereği- duygusallığı ile ön plana çıkar. Beyin dolayısı ile duyu organlarındaki hücre kütleleri de farklıdır; yarısı su dolu bardağı boş görmek gibi...
Herkes yaşamı boyunca gerek çevreden, gerekse kendisinin oluşturduğu bir takım krizlerden içe girer ve çıkar. Bu hayatın gerçeğidir.
Detayları umursamadan, hayatı hazmetmelisin.
Benim kızım, her krizi kendi menfaatine kullanabilmeli. Burada duygusallığa ve sinirlerinin yıpranmasına gerek yok. Mazoşist ya da menopoz dönemine girmiş hanımların alabileceği tavırları taşımamalısın, çünkü şu an içlerini doldurmuyorsun.
Sana bakamayacağımızı nereden çıkardın anlamadım; bizim değerlerimize saygı gösterdiğin ve sana biçilen misyonda (tek amacın olan, okulu zamanında ve başarılı olarak bitirmek) taviz vermediğin sürece, burada her sevincini ve ya üzüntünü paylaşabileceğin, bizler fani olana dek bir Baba Evin var. Senin.
Kimse ile "konuşmamak" ve ya "konuşacak durum görmemek" bunlar farklıdır mıdır? Birine sen karar verince, kimileri sözüm ona cezalanır mı?
Bunu, büyük psikolojik bir sorun olarak mı algılamalıyım, senin için?
Zorluklar, başarısızlıklar, hayal kırıklıkları, beklentilerin gerçekleşmemesi, rekabet hissini harcayacak yer bulamayışın, umutlarının kırılması, olan rekabetin de adil olmayışı,
seni giderek olgunlaştıracaktır.
Yukarıda değindiğim gibi; ya bunlardan faydalanıp kendi menfaatlerini optimuma çekeceksin, ya da masanın altına girip ağlayacaksın...
Sana 75 milyon TL gönderiyorum, gelip gelmeme kararını sen ver.
Seni özlemle öpüyorum.
Baban