"Yazarlar, çoğu zaman, ne kadar az bildiklerini göstermek için sayfalar doldururlar." – Umberto Eco"

Bir rüyanın ardından

Bir düş peşinde, kendini sorgulayan yazarın iç dünyasına tanık oluyoruz. Köprüden geçirilen cenaze, belki kendi sonunu mu gösteriyor, yoksa yeni bir başlangıcın habercisi mi? Fırtınalar sonrası sakinleşen ruh, yazma eylemiyle kendini ifade ediyor. Samimiyeti edebiyatın önüne koyan bu içten satırlar, yazmanın iyileştirici gücünü ve kişisel dönüşümü anlatıyor.

yazı resim

İki gün önce bir rüya gördüm.Tanıdığım bir insanın cenazesi bir köprünün üzerinden geçirildi.Tabuttaki kişi ben miydim omuydu belki de sanki ikizimmiş.Belki de ölmüşüm de kendimi izliyorum.
Bu tuhaf rüya bir uyanış çağrısı mıydı kimbilir. Eskiyi geride bırakmak.Yeni bir bene uyanmak. Uzun bir fırtına sonrasında kıyıya ulaşabilmiş yorgun fakat sakinleşmiş biriyim artık.Sanki karmik bir bağdan özgürleşmiş gibi...

Aslında buraya bir daha yazmayacaktım.
Lakin okunmasa da buraya yazmak bana iyi geliyormuş.
Yazmaya devam...
İçim neyse dışım da o .Yazım da öyle galiba...
Çok edebi olmasa da içten.
Başka mahlasa gerek yok.Bir tanesi yeterli... Hislerimi buraya mühürledim...

KİTAP İZLERİ

Kaplanın Sırtında: İstibdat ve Hürriyet

Zülfü Livaneli

Kaplanın Gözünden İktidar: Livaneli’den II. Abdülhamid’e Cesur Bir Bakış Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının usta kalemi Zülfü Livaneli, son romanı "Kaplanın Sırtında: İstibdat ve Hürriyet"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön