"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Çay Hikâyesi

yazı resim

Suya gamzesi çavar billûr nazlı perinin.
Elif parmaklarından naz sızar cerenlerin.
Demliğe naz gülünü işleyen aşk erinin,
Efsanesi virdidir her demde erenlerin.

Bir buğulu akşamın haz tüten hikâyesi.
Ateşin türküsünü anlatır hep devrana.
Beste yapan ustanın naz tütsülü gayesi.
Semaverin nefesi ibrişim ağ her ana.

Kanat olur ellere dudağa değen dilber.
Hüzün makamlarının kanatları kırpılır.
Ve başlar dudaklardan yıldızlara has sefer.
Suya değen kanatlar yine suya çırpılır.

Leylanın ellerini özler mecnun dudağı.
Kavrulan zamanların adı efsaneleşir.
Bulutların özünü kavrayınca aşk ağı.
Tutku dolu çeriler dem dem divaneleşir.

Bir turna katarının menzili sevda çağı.
Nazeninler elinde dürülür gülden devran.
Semaverin sinesi kıskandırırken dağı.
Billûrdan bakışlarda tazelenir eşsiz an.

Sudan sebepten değil ateşin teranesi.
Buğulu bakışların albenisi bedelsiz.
Dem dem saraya döner hazanın viranesi.
Ve çayın hikayesi dudaklarda kalırız…

Ankara,20.09.2011 İ.K

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön