"Herkes bir roman yazabilir, ama kaç kişi yazdığı o romanı okuyup da hâlâ kendi zekasına güvenebilir?" – Dorothy Parker"

yazı resim

Rahmet onaydı, mağfiret onaydı,
Yüzü suyu hürmetine yaratılmıştı,
Arz mahzundu, beşer kaybolmuştu,
Karanlık ve küfür satmış, kuşatmıştı.

Şefkat ve merhamet terki diyar etti,
Adavet ve zillet, durmadı hücum etti,
Zavallı biçareler, merhamete hasretti,
Tuğyan ve nisyan zihinleri mekân etti,

Akil sahipleri aranıyordu, bekliyordu,
Nefsi, zevki, belayı daim terk ediyordu,
Şer zafer kutluyordu, toprak kusuyordu,
Sabi kız çocukları sürekli ağlaşıyorlardı.

Kadın, azgın nefsin, tatminin uşağıydı,
Yiğitlik askıdaydı, şirret meydandaydı,
Hurafe, sihir, büyü, her an pazardaydı,
Cehalet bestesi, zirve yapmıştı kulaktaydı.

Su isyandaydı, taharet dahi unutulmuştu,
Şarap şaha kalkmıştı, midelere akıyordu,
Helva, nimet olmaktan uzaklaştı, putlaştı,
Beşeriyeti, garip bir hal aldı şeytanlaşmıştı.

Rahmetin güvencesi, şefkatin temsilcisi,
Eminliğin yek pare, arzı mekân temsilcisi,
Öksüzün, yetimin, mazlumun ve kızların,
Tevhitle buluşmasını gerçekleştirmiştir.

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön