"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

yazı resimYZ

bilincim, fikrim ve ben / değerlidir; saklarım zulamda / zümrüt yeşili,
çıkmaz koynumdan mahremin yüksüğü...
kül misali savrulsa da yangının ardında;
közünde dem tutar asaletinden.
tekrar tekrar demlenirken nasıl doğar?

çürümeye yüz tutmuş arzular, eteklerimde uçuşan pişmanlıklar,
giz olan yaşanmamışlıklar,
öykünür içinde hak ile yeksana.
yer gök haykırsa da arzularımı heybemde dargınlıklar,
gönlümde suskunluklara revan olur,
saklanırlar kaf dağı ardına...
Zümrütü Anka misali küllerinden nasıl doğar?

topraktaydım, göğerdim, filiz oldum,
yeşilin en güzeliydi kırçıllarım,
yüz sürdüm güneşin namlusuna;
kavruldum / savruldum...
bir kavılca tanesiyken;
una döndü bedenim,
sapla samandır yüreğim.
bir başak saplarından nasıl doğar?

harmanı kursan da ırmak kenarına;
akışında kaybolurum / sakınamazsın.
bir alabalık gölgesinden geçerken hislerim;
tüy misali akar giderim üstünden /
tutunamazsın.
belki bir tay yalağındadır özlemim /
anlayamazsın.
bir saman yem olmuşken nasıl doğar?

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön