"Gelecek, şimdiki zamandan ödünç alınan bir borçtur; faizi ise pişmanlıktır." – Franz Kafka"

Ensemdeki ses

Elara yalnız olduğunu sanıyordu. Ama ensesindeki ses… gitmiyordu. Üstelik sadece bir ses de değildi.

yazı resim

1.Bölüm ENSEMDEKİ SES

Ev sessizdi. Kapılar kilitliydi. Elara evde tekti. Ya da öyle olmalıydı. Kalktı. Bir bardak su içti. Yüzünü yıkamak için tuvalete gitti. Aynadaki garip gülümsemeyi o an fark etti.“Yine başladın.”Mara’nın sesi kıkırdayarak yankılandı. Elara bu sefer yalnızca lavaboya baktı. Ne aynaya baktı ne de Mara’ya. Çünkü aynaya bakarsa kendini değil, onu göreceğini biliyordu.Mara’yı duymamış gibi yaparak odasına geçti. “Beni görmezden gelemezsin. Sana bunu daha önce de söyledim.” Elara aklını kaçırmak üzereydi. Gerçek değildi. Emin olmalıydı.Ama gün geçtikçe bunu kendine söylemek zorlaşıyordu. Uykusuzdu bu yüzden onu görmüştü azıcık uyursa gidecekti. "Sakın uyuma... çünkü uyuduğunda ben gitmem. Sadece yer değiştiririm.”Mara bu sefer gülmüyordu sesinde tehditkâr bir hava vardı. Kapı kilidi çevrildi Mara geri çekildi ama Elara onu hâlâ hissediyordu tam ensesinde sanki bir şarkı mırıldanıyordu. Kapının gıcırtısı bile Elara’yı tedirgin etti. Ailesiydi gelen. Ailesi konuşuyor, gülüyordu ama o Mara’yı hâlâ ensesinde hissediyordu. Şarkı mırıldanması gitmiş gibi oldu ama kulaklarında hâlâ yankılanıyordu. Kendi kendine “Sadece hayal… sadece hayal…” dedi. "ha-yır" Mara yeniden ortaya çıkmış elleri arkasında ileri geri yürüyordu. "Ailen neden bu kadar çok konuşuyor?" Elara koşarak odasına gitti. Kapıyı kapattı. "NEDEN BENDEN SÜREKLİ KAÇIYORSUN.BEN SENİ KORUMAYA ÇALIŞIYORUM!"Elara başını ellerinin arasına aldı. "Sus artık... sus artık sus..." aklını yitirmek üzereydi. Mara sadece güldü, çünkü bu haykırışlar içinde kelebekler uçuruyordu. Elara ileri geri sallanıyor, sayıklıyordu."Hayır...hayır..." Mara artık kahkaha atıyordu. Elara kendini toparladı, elini yüzünü yıkadı, yatağına yattı, uyuyabileceğinden emin değildi ama denemeliydi. Uykusuna yenik düştü sızıp kaldı. Ertesi gün erkendi. Elara çantasını hazırladı, servise bindi ve boş bulduğu bir koltuğa oturdu. Mara’nın sesini duymamak için elinden geleni yapıyordu; bu yüzden kitabına gömüldü. Ama Mara hemen yanında dikiliyordu. Garip, kulak tırmalayan sesler çıkarıyor, sanki sabrını sınamak ister gibi ona bakıyordu. Sonunda sınıftaydı, Duru karşısına oturmuş, tatilde yaptıklarını anlatıyordu. Elara bağırmaya başlayınca sınıf bir anda sessizleşti. Herkes ona bakıyordu. "Sus artık... sus artık, sus!" diye sayıklıyordu. Duru panikle Elara’nın kolunu tuttu. "İyi misin?" diye sordu. Elara cevap veremedi. Nefesi hızlanmıştı. Elleri titriyordu. Gözleri bir noktaya sabitlenmişti—ama o nokta Duru değildi. Mara. Mara hâlâ oradaydı. Sıranın üstüne çıkmış, eğilmiş, Elara’nın gözlerinin içine bakıyordu. Yüzünde o sinir bozucu gülümseme vardı. "Bak," dedi alçak bir sesle. "Artık herkes fark ediyor." Elara başını hızla iki yana salladı. "Hayır..." diye fısıldadı. Öğretmen hızla yanlarına geldi. "Elara, sakin ol. Nefes al," dedi. Ama Elara nefes alamıyordu. Sanki sınıftaki hava bir anda çekilmişti. Mara yavaşça kulağına yaklaştı: "Ben gitmiyorum." Elara gözlerini kapattı. Ve ilk kez şunu düşündü:Belki de gerçekten yalnız değildi.Öğretmen hızla yanlarına geldi. Elara, sakin ol. Nefes al," dedi. Ama Elara nefes alamıyordu. Sanki sınıftaki hava bir anda çekilmişti.

  1. Bölüm YANLIZ DEĞİLSİN Elara gözlerini açtığında ilk hissettiği şey sessizlik değildi. Nefes. Kendi nefesi değildi bu. Ensesinde, çok yakınında… biri yavaşça nefes alıp veriyordu. Gözlerini kapatmak istedi ama yapamadı. Bedeni sanki ona ait değilmiş gibi ağırdı. Tavana bakıyordu ama aslında hiçbir şey görmüyordu. "Sana söylemiştim." Mara’nın sesi bu sefer fısıltı değildi. Daha netti. Daha yakındı. Elara aniden doğruldu. Oda boştu. Perdeler hafifçe sallanıyordu. Kapı kapalıydı. Ama yalnız değildi. Bunu artık biliyordu. Elini yavaşça ensesine götürdü. Soğuktu. Sanki az önce biri oraya dokunmuş gibi. "Bugün daha kötü olacak." Elara donup kaldı. Çünkü bu cümleyi Mara söylememişti. Elara nefesini tutarak etrafına bakındı. Oda hâlâ boştu, ama kalbi deli gibi atıyordu. Bir an için kendi yansımasını görmek için aynaya baktı. Yüzü oradaydı, ama gözlerinin derinliklerinde tanımadığı bir siluet titriyordu. Kalbi hızla çarparken bir ses daha duydu, bu sefer fısıltı değil, neredeyse bir çığlık gibiydi: “Beni dinlemelisin… yoksa…” Elara geri çekildi, ama kaçamıyordu. Ayakları sanki yere yapışmıştı. O anda odanın köşesinden bir gölge hızla geçti, sanki Mara’dan da hızlıydı. Elara yutkundu. Ses geldi: “Senin yanındayım… her zaman…” Ama Elara artık biliyordu: Bu, Mara değildi. Odanın havası ağırlaştı. Perdeler kendiliğinden sallanıyor, masa üstündeki kitaplar yavaşça yere düşüyordu. Elara arkaya doğru bir adım attı… tam o anda bir el ensesine dokundu. Soğuk. Canlı. Ve beklenmedik şekilde gerçekti. “Hayır… hayır…” diye fısıldadı Elara. Ama sesin sahibi gülüyordu. Bu gülüş tanıdık, ama farklı… daha keskin, daha tehditkâr. Elara gözlerini kapattı, derin bir nefes almaya çalıştı… Ve o anda, ensesinde birden fazla nefes hissetti. Bir değil. İki. Belki daha fazla. “Uyan…” diye fısıldadı ses. Sonra bir diğeri: “Artık oyun bitti.“ Elara’nın gözleri bir anda açıldı. Ama bu sefer… Kendi bedenine bakıyordu. Yatağın yanında, hareketsiz duran kendi bedenine. Ve arkasında… Gülümseyen birden fazla siluet vardı.

  2. Bölüm ( Bu sefer yalnız değildi… ve bu, düşündüğünden çok daha kötüydü. )

KİTAP İZLERİ

İnce Memed 1

Yaşar Kemal

Toroslar'dan Yükselen Bir İsyan Ağıtı: İnce Memed Yaşar Kemal'in edebi evreninin temel taşı ve şüphesiz en bilinen eseri olan "İnce Memed", ilk kez 1955'te okuyucuyla
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön