Bulutların kızıla boyandığı bir akşamdı. Rüzgâr, boş sokağın arasında sessizce dolaşıyordu. Şehir normal görünüyordu… Saat 19.30’u çoktan geçmişti.
Mahalledeki eski, kapısı aşınmış ve pencereleri tahta parçalarıyla kapatılmış evin içinden bir çığlık yükseldi. Ses yüzünden mahalledeki herkes evlere koşturuyordu, kimse çığlığın sebebini merak etmiyor, kendi canlarını kurtarmak için kaçıyorlardı. Geceyi rahat çıkaramayan mahalle sakinleri kendi aralarında konuşup anlaştılar ve polise gittiler. Ancak polis olay yerinde hiçbir ipucu bulamadı; ne bir ceset vardı ne de geride bırakılmış bir iz. O sırada bürosunda dizlerini kendine çekmiş, zihnindeki sorularla boğuşan Cole, merdivenden yükselen ayak sesleriyle irkildi.