"Sabahın köründe uyanmak, tanrının bize yazarların ne kadar tembel olduğunu hatırlatma şeklidir." - Douglas Adams"

Dokunma...

Bize hep yasaklandı dokunmalar.

yazı resimYZ

]

Bize hep yasaklandı dokunmalar.

Dokunma çocuğum,yanarsın
Dokunma çocuğum, kırarsın

Oysa dokunarak öğrenecektik kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, ne olduklarını...

Önceleri sobaya, ateşe dokunup yanmaktan korktuk. Sonraları aşk ile yanan yüreklere, bedenlere dokunmaktan. Uzak durduk.
Çünkü biz doğduk, gözümüzü açtık, kulağımızda büyüklerimizin küpeleri. Kendi küpelerimizden önce onların küpelerini taktık ki hala çıkmakta zorlanmakta...

-Dokunma cıs olursun. Yanarsın.

Dokunmadan, değmeden nasıl yaşanılır ya da başaran var mıdır?

Düşünsenize beş duyumuzun diğer dördü oldukça sınırlıyken dokunma duyusu geniş bir yelpazeye sahip. Hatta doğuştan veya sonradan talihsiz bir kazayla diğer yetilerin kaybolması yüksek bir olasılıkken dokunmayı kaybetmek zor olsa gerek.

Ama bizim en az kullandığımız dokunup ta duymadığımız duyumuz; dokunmak...

Zamana göre değişti dokunmayışlarımız...
Bazen suya sabuna dokunmadık, bazen düşeni kaldırmak için dokunmadık, gözyaşlarını silmek için dokunmadık beyaz bir tene.

Velhasıl biz dokunmadık...

Artık steril steril yaşıyoruz ve biz nerdeyse sterillikten ölüyoruz..

14.03.06

KİTAP İZLERİ

Başka Yollar

Enis Batur

Enis Batur'un Zihin Labirentinde Bir Gezinti Türk edebiyatının en üretken ve sınır tanımayan kalemlerinden Enis Batur, okurunu bir kez daha kendi zihin coğrafyasının dolambaçlı patikalarında
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön