"Sabahın köründe uyanmak, tanrının bize yazarların ne kadar tembel olduğunu hatırlatma şeklidir." - Douglas Adams"

yazı resim

]
Dudaklarım ateş

sen yorgun bir uçakla
benden havalanırken gökyüzüne
ben,
kuşlara,
mektubumu teslim ediyordum
bulutlarda okuyasın diye

mektubumun içinde
dudaklarımı gönderiyordum
öpsün,
mutluluktan boğsun diye

şimdi,
sevda zamanı
şimdi mutluluk
lakin,
yokluğunda,
şarkılar avutmuyor
dakikalar,
ha bire birbirini yavrulamakta
gökyüzü,
hep karanlık,
hep
güneş bir ağaçta sallanmakta
bulutlar yağmur bile dökmüyor
korkusundan dem tutmakta
bense,
yokluğunu avutuyorum
aç, viran
ıslak bir çilekeş zaman diliminde
ve kimseler duymamakta

sen yorgun bir uçakla,
benden havalanırken gümbür gümbür
ben bir mektubun içinde kaynıyordum
hüngür hüngür

dudaklarım ateş fısıltısı
dudaklarım kıyamete eş
ve sabaha uyanırken güneş
ben seni giyiyordum üstüme
çiçek dallı,
yürek allı
yar kokulu

bir yarım buse sana
uzaktan uzağa
sevgilim,
kalbime usul usul,
kimseler görmeden yerleş
ve dudaklarım,
ateş

Kibar Tavasav

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön