"Yazarın yazma cesareti kalmayınca, eleştirmenin cesareti katlanır." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"

Eylül Küllüğü

yazı resim

I

Dinsel mayalanıyordum,
Saat göçe çeyrek vardı.
Olsa olsa Eylül'dü.
Hangi ayın kraterleri böylesine rölyef?
Kanarya aryaları yazdan kalma göçmen suçlarla mektup arkadaşıydı.
Şiirlerin ekolü yoldan raydan çıkmıştı
Sanırım sanrım geldi

II

Şimdi iyiyim
Tepemin tasını kimseye attırmadım
Bizzat ben attım
Çise çise kuyuma
Bir kaç damla sır attım
Geçimsiz bir sırattım
Duyulmamış kıraat, oyuncak arabaları kır at,
Kurmalı bir kır attım
Aristokrat bir aygır
Sırtıma yular diye bir azınlık fuları
Bırakmıştım
Gereksiz, gerekse biz harf oyunu oynuyorduk
Şiirlerin ekolü yoldan raydan çıkmıştı

III

Hep merak ekmişimdir, tek sıra ve tam tekmil,
Kara yazgı biçmişimdir.
Türkmen boyları kısa mıydı?
Mezopotamya ebleh beyinlerde bir hayvanın adı,
Eğitim sistemi formatlardan yalama,
Ve Eylül küllüğü sabırlı
Jaguar guajı çöreklenmiş taşşş fırını böğrüne.
Centilmen,
Kaygımın zincirleriyle başı bağlı,
Balkon çağından kalma kulak kabartmaları
Çakaralmaz beynimin kıvrımları...
Neden Eylül geceleri böylesine pür yaslı?

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön