"Bugün ne güzel bir gün! Dün sabaha uyanamamaktan korkanlar içinse, şüphesiz daha da güzel." – Woody Allen"

Eylüldür İşte...

yazı resim

Eylüldür işte!
Usulca yakar canımızı.
Hâlâ ağustosun havai, umursamaz, ılık son günleriyle oyalarken kendimizi, hiç de farkına varmadan geçiveririz eylülün sarıdan kızıla dönüşen kederine.
Nafiledir direnmeler sonbaharlara…
Hani baharı nasıl karşılamışsak, ayazlardan geçip gelen yüreğimizi tazeleyerek,
nisanlarda nasıl vurmuşsak gözlerimizi birden yeşeriveren badem ağaçlarına,
törensel bir geçiş için günlerce nasıl aklayıp paklayıp ipek tüller içinde sermişsek güneşin ilk ışıklarına yüreğimizi...
Daha serinken akşamlar, önüne geçilemez bir coşkuyla nasıl salmışsak kendimizi Karanfil Sokağında çay bahçelerine hafiften ürpererek…
Böyleyse baharı karşılamak.
Uzunca bir zaman yolları gözlenmiş sevgili gibi yani, biraz törensi, biraz masalsı…
Uçurum kenarında dans etmek, bir kıvılcımın ateşinde gönüllü tutuşmak gibiyse yani baharı uzun hazırlıklarla karşılamak…
Bile bile, uçuk sevinçlere ve eskisinden beter kederlere yeniden açmaktır içimizi aynı zamanda…
Sonbahar ise aksine bütün bunların, hiç farkına varılmadan, aniden geliverir işte. “hani uyandım bir sabah” gibi kendimizi buluveririz güz yağmurlarının serinliği içinde. Çoktan dökülmeye başlamış yapraklar usul usul savrulur rüzgarıyla bu şehrin…

Biz; nisanla gelen sevdaların yenilgisini kabullenmeye vakit bulamadan gidenler çoktan gitmiş, o binbir isimle taçlandırdığımız yürek atışları çoktan derin bir ıssızlığın koyuna eski bir bohça gibi atılıvermiştir…

O zaman baharın yalancı yüzünü, eylülle geliveren hazırlıksız kederlerin yürek burkan, keskin bıçak ucuyla açılmış yaralarına gömmeye çalışmak nafiledir biliriz… Biliriz ki, bir ömür taşınacak yük almışızdır omuzlarımıza. Sevdalı olmanın o neşeli, o en dayanılmaz kıpır kıpır, pervasız hallerinin bedeli, ödenecektir mutlaka.

Ya yeni bir nisan gelinceyedek bohçasında,
kıvrımlarına yeni kederler gizlenmiş tekrar sevdalarla,
ya da
her mevsim eylüldür artık nasılsa…

KİTAP İZLERİ

Mai ve Siyah

Halid Ziya Uşaklıgil

Bir Neslin Gözyaşı: Halit Ziya'dan "Mai ve Siyah" Bir klasiği, üzerinden geçen bir asırdan fazla zamana rağmen canlı kılan nedir? Sadece türünün ilk örneği olması
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön