son
belki sonsuzluk
belki göçebeyiz arkaya bakmayan
belki gelişler yavandı
ağlıyorum
neye ağladığını bilmeden
belki
aşka
dön
sırtına yazıyorum bir kitabın hikâyesini
sen uzandığın zaman
küçük mum ışıkları sönük
hiç düşünmüyorum başka şeyleri
senin uykun geldiğinde
sokulsun göğsüme üşüyen omuzların
ay ışığı ıssız
uysal nehir değilim ki durulayım
gömleğini parçalarken
benim uykumun yanına
cam gözlü kedi seyrediyor
tırnak çiziklerimi
saçım dağılınca
cebindeki kuş ölüyor
aynalar siyah
dokun tenime avuçların açıldığında
duruşum eşit yansıma bak
kirli bir ampulün altında
çarşaf ıslak
hacimli bir kanama
biliyor musun?
senin uykun geldiğinde
dışarda güzel bir yağmur yağar
hoşçakal der gibi şarap içmeli
ben şimdi korkuyorum
kendi çiziklerimden
ölümcül yok oluş
ben şimdi çok korkuyorum
sen uyurken
ya da bir boşluğa düşerken
ben şimdi sırtındaki çiziğe karıştım
radyoda müzik
neden sevişmeyeyim seninle
varlığın dururken orada
niye dudakların soğuk senin
uyudun mu yoksa
düşlerinde yıldızlar kayıp
şeytan çoğalıyor sana bakınca
biliyor musun atlarım yok
yelelerini rüzgâr biçti
neredeler şimdi
çiziklerine sakladım
nerede su içiyorlar
çiziklerine gönderdim onları
gece örtüsünü kuşandı
kirlenmiş bir dünyadan kaçarken kadın
kayboldu
uyuyor musun?
uyurken kanattım
kanatırken seviştim seninle
her şeydi
hiçlikti...
Aysu