"Bütün ölüler gibi, ben de yaşadım. Ama ne işe yaradı?" ― Samuel Beckett"

yazı resimYZ

Gönlümün Mihrabı

Ey gönlümün mihrabı, ayrı kalınca senden,
Cehennem oldu bana, olmadığın bu diyar.
Ruh nasıl ayrı kalır, yaşadığı bedenden,
Nehirler mecrasından, tersine akar mı yar.

Mehtabın ışıkları dağları yardığında,
Hırçın kış rüzgârları, toprağı kardığında,
Vuslata eren kalpler yârini sardığında,
Gözlerin benden gayrı, birine bakar mı yar.

Yıldızlardan taç yaptım, yürekteki sözlüme,
Martıyla haber saldım, benim güzel gözlüme,
Nihavent şarkı yaktım, dilleri bal özlüme,
Şarkımız çaldığında, içini yakar mı yar.

Uzaklara gittin ya, günlerdir perişanım.
Kalbimi de götürdün, sanki öldü bir yanım.
Sen varsın damarımda, inan akmıyor kanım.
Ölümsüzdür bu sevdan, gönlümden çıkar mı yar.

Büyür sana özlemim, bulutlara karışır.
Yaş olur gözlerimde, yağmurlarla yarışır.
Yorgun düşer bedenim, hasretinle barışır.
Düşündükçe içinde şimşekler çakar mı yar.

Gül peri'nin gönlüne, taht kurduğundan beri,
Hicranın, mutluluğu bana vermiyor geri,
Şimdi vuslat zamanı, bir adım at ileri,
Bülbül sevdiği gülden, usanıp bıkar mı yar.

]

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön