Bugün barış istediğinde bulunduğunda barış mı olacak yarın savaş istediğinde ise savaş mı çıkacak? Sen ne istersen hep o mu olacak. Elinde kalaşnikoflu çocuk sana büyüklerinden armağan elindeki bu silah mı ışıldayacak. Sen aydınlık bir dünyayı silahların gölgesinde mi kuracaksın. Sana babandan miras nefret ve şiddet dolu bir yürek mi kalacak. Sen böyle mi büyüyeceksin.Söyle kalaşnikoflu çocuk daha gözyaşını dökmesini öğrenmeden kimlerin savaşında bir nefer olarak kan dökeceksin.
Sana bu masalları kim anlattı. Sana kedi fare oyununu kim anlattı. Annen sana hiç mi acımadı. Boyundan büyük bir silahla gövde gösterisine seni kim kattı. Sana tanımadığın insanlara, belki de iki kelime ettiğinde seveceğin insanlara aynı dili konuşamadığınız için düşmanlığı kim aşıladı. Söyle kalaşnikoflu çocuk yıldızlar bu kadar güzelken, güvercinler havada özgürde uçarken, gökyüzüne doğru ateş açmayı kim öğütledi.
Düşmanlık tohumları topraklarda kök salarken sen ellerinde kalaşnikofunla başkalarını düşman bellerken asla kendinle savaş vermeyeceksin. Hiçbir zaman çıkmaz yolları zorlamayacaksın, engelleri aşmayı düşünmeyeceksin; çünkü hep başkası suçlu olacaktır senin nazarında. Bu yüzden asla ötekileşemeyeceksin; çünkü kendini anlayamadığın ve tanıyamadığın için bir başkasını anlayabilme erdemine ulaşamayacaksın.
Ey kalaşnikoflu çocuk asla yenemeyeceksin. Duygularını anlamlandıramayacağın için ne yaptığını bilemeyeceğin için ve ne gibi yanlış yaptığını anlayamayacağın için yaptığın hareketlerin manasını çözemeyeceksin.
Ey hayatta bildiğin tek cümle “ Beynini dağıtırım.” olan kalaşnikoflu çocuk. Sen başkalarının düşüncelerine asla saygı gösteremeyeceksin. Sen bu dünyada Kürt de olsan, Türk de olsan asla bir insan olmanın dayanılmaz çekiciliğine varamayacaksın. Sen en ilkel duygulardan biri olan avlanma içgüdüsüyle sağa sola saldırmaya devam edeceksin. Ya kan kusacaksın ya da kan kusturacaksın. Bir hastalık gibi var olacaksın.
Seni anne kucağından tuzaklara atan kadın asla anan olamaz. Seni böyle bir kadın doğuramaz. Sen yürümeyi tanklı, tüfekli, panzerli sokaklarda öğrenmemelisin. Sen sürü psikolojisinden güç alarak, elindeki sapanla bataklığa taş atıp onu kurutmaya çalışmamalısın. Deliliği bırakmalısın. Kalkınmalısın.
Savaşmak olmalı elbet ama düşmanını iyi seçmelisin. Bir karanlıkta yaşıyorsan ışığa küfretmemelisin. Şiddet ve hiddet kasırgalarıyla elindeki ışığı yitirmemelisin.
Şu dünyada kar tanelerinin birbirine benzemediğini bilmelisin. Kimseyi kendine benzetmemelisin. Dört mevsim yedi iklim değişen bir dünyanın sana kalmayacağını ve bir anlık öfkenin nelere sebep olabileceğini kestirebilmelisin.
Ey kalaşnikoflu çocuk dostunu düşmanını iyi bilmelisin. Din adamları istedi diye devlet büyükleri istedi diye kimseye kurşun sıkmamalısın. Evet bir insanın vatanını koruması, bayrağına sahip çıkması büyük bir meziyettir. Fakat tarihte devletlerin, ülkeyi idare edenlerin yaptığı hataların bedelini sen ödememelisin.
Bu yüzden indir o silahı kalaşnikoflu çocuk. Bak ben seni seviyorum. Sen de beni sevebilme cesaretini gösterebilmelisin.
Bir başkasının yaşam hakkına sahip çıkmalısın. Çünkü bilmelisin ki bir yerde can güvenliği yoksa orada insan hakları da olmaz. Senin elinden hakkını ben almadım o zaman gökyüzüne doğru uzattığın kalaşnikofunla çok sevdiğim güvercinlerimi ürkütmemelisin. Davanı başka yerde yerde görmelisin.
Kalaşnikoflu Çocuk
Bugün barış istediğinde bulunduğunda barış mı olacak yarın savaş istediğinde ise savaş mı çıkacak? Sen ne istersen hep o mu olacak. Elinde kalaşnikoflu çocuk sana büyüklerinden armağan elindeki bu silah mı ışıldayacak. Sen aydınlık bir dünyayı silahların gölgesinde mi kuracaksın.