Kayboluş yazısı olacaktı... metro istasyonunda keçileri kaçırdığım ve aşk'a dair dalgınlıklar yaşadığım bir günün kayboluş yazısı.Utandım.. Oğlum 12 yaşında babası 41 yaşında,metro istasyonlarında kendini kaybeden babası olduğunu düşünürse ne düşünür diye düşündüm:) ama öyleydi işte.Ben bugün kayboldum.Dogup büyüdüğüm,duraklarını ve sokaklarını ezbere bildiğim şehirde kayboldum.Aşk'a dair bir kayboluştu bu.Hep direnilen ve saklanan ört pas edilen bir duygunun sarhoşluğu idi bu.Bana da ait değildi.Her adamdan kadına,kadından,adama yansıyan ve sınır tanımayan bir duygunun sarhoşluğu idi bu.Sonra düşündüm iyiki kaybolmuşum.Ve oğluma söylemedim ama,iyi ki sevgiyi ve sevgiye doğru yol almışım ben...Ona ne öğretebilirim ki.İnsan olmayı ve sevmeyi
sevilmenin en güzel şey olduğunu öğretmekten başka.Kaybolmak bu ise eğer,Babası 41 yaşında sevgiden kaybolan bu adamım çocuğuda önce bunu öğrenmeliydi.Sevmeliydi o.İnsanlara umutla bakmalıydı.Ve sevginin her zaman
aydınlık bir yol olduğunu bilmeliydi.Allahı sonsuz sevdiğimiz kadar,onun ilahi sevgisinin de ruhtan,ruha yansıyan
en güzel şey olduğunu bilmeliydi.
Bir an düşündüm benim gözlerimdeki parıltıyı,onun gözlerinde de gördüğümü düşündüm.Kayboldum ben,Bildiğim yerde bilmediğim bir durakta indim.Bir çay molası verdim kendime.Seni,beni,aşk'a sevgiye dair her şeyi topladım masama.Bir cigara yaktım.Keyif aldım.Ve sonra dedim ki kendime.Ne olursan olsun sev oğlum,sevmekten vazgeçme benim seni Allahtan sonra sevdiğim kadar...
E.D