Özetlersek, inançlar ihtiyaca hitap ederken bilimseldirler. “Mülkün bir sahibi vardır. Mülkün sahibi El ‘dir”. Bu bencil öznenin işe karışmasıyla inancı, köleci ilk önerme olacaktı. Ve insanlar hali hazırdaki duruma göre bu sahiplik söylemi içindeki mana atfında kamunun sahipliğini anlıyorlardı.
Siz ne söylerseniz söyleyin, kurnazlığın vukufunda olmayan kişiler bu sözlerdeki özgeciliğe karşı oluşan bencil manayı somut deneyimledikleri kamusal olup bitenlerle birlikte anlıyorlardı. Hilesi düşünülmemiş bu ilk sel “yeni mana” duyumu aşamasında çoğunluğun, kolektif alan dışı başka tür bir manayı anlamaları çok çok zordu.
Masumca söylem gelen birinci soyut önerme mülkün sahibi söyleminin ihsasıydı. Zaman içinde ilk algı oluşup inanç edindikten sonra ikinci önerme birinci önerme üzerine haliyle doğru bir önermeydi!
Eğer “mülkün sahibi El” ise, El mülkünü sana, bana, ona; bize, size, onlara dilediği kadarla dilediği gibi verir” deme önermesiydi. Bu ikinci söylem sel önerme bencil hoşlanmayı çağırışı yordu.
İkinci önerme bencil algılı kişi üzerinde tatlı bir meltem esintisi veren etki sel (büyü sel) düşünceydi. Herkese göre gibi olan bu düşünce kolektifin şefkatiyle eşleşiyordu!
İlk iki önermeye dayalı olan üçüncü tasım sal önermeye göre “El mülkünü dilediği gibi verirken nasıl ve ne ölçüye göre dağıtacağını sana bana danışacak değil ya” deme ile iknacıydı.
Kimine bol verir, kimine az verir, kimine kıt verir, kimine kısar, kimine hiç vermezdi. Bu El ‘in özgür iradesiydi. Ve elbette bu taksimatta bizim bilmediğimiz bir hikmet gizlidir. Sabretmek gerekir.
Kötülüklere gidecek yollar adım adım mana açılımlarıyla döşenmişti. Kamu gücü ve kamu yaptırım hakkı olan mülke; “onun mülküdür diye verilen kişi El ‘di. El bu düşünceyi söyleyen somut kişiydi. Mesajı iletmek, temas etmek için ve uygulama yapmak için somut olmanız gerekiyordu.
Ama bu somutluk içinde düşünceyi söyleyen kişi aracıydı. Aracı El ‘in temsilcisi ve insan içindeki şahıslara yansıyan El ‘in gölgesiydi. Algı böyle oluşturuldu. El ‘in sözü kolektif alan gibi görünmez olan bir gücün ağzında çıkan sözdü.
Algısal olarak El kolektif güç ile yer değişiyordu. Üreten kolektif irade El ‘in irade sel sözü yerine geçerek El kolektif alan etkileri ile eşleştirilen bir anlama ve algıydı. İleride El Üreten El olmak yerine yaratan El olacaktı.
Mülkün sahibi El, İrade sahibi El kolektif alandan esinle bencilce tasımdı. Kısaca bu akıl oyunu veya akıl uslamlaması şöyleydi. “Mülkün sahibi El ‘dir. El mülkünü dilediğine verir. Kolektif alan sahipliği dışında olmayan mülkü verilen de mülkün sahibi olmakla El ‘dir. El kişi olmakla kolektif alan yaptırım gücüne sahip oluyordu.

