tanrı umutsuzları sevmez
bir gün seni terk edib gidenlerin dönmemeyinden sarsılırsın –
yalkızlığında tek olmasan da
ve seninde umutunu doğrmadıkların vardı
soraçaklar hesabını ne vaxtsa
en yaxın bir kesini kader alıp aparanda
dünyanın yabançı olmasına inandın
kendini yüzünde tapmadığın aynalar kibi
bir gün kimiyse atıp gidersen
döneceyine hiç güman olmasa bile
hayat bir açılan sabahla gelecek
bu dünya o kadar yanlış ki...
bütün olacaklar anlayıb bildiklerimizin tezahürüne benzese de
yaşanması çox zor
tanrı umutsuzları sevmez
arkadaşını bir kurğuşun parçasıyla baş-başa koyanda
kendin de ona bir yabançı kimiydin
ve kurşunlar üstüne yağırdısa da
öle bileceyine inanmırdın
arkadaşın da beleydi
omuzlarında can verdiyi zaman
sağ kalaçağına emindi -
göz yaşlarına gülümsemeyinden anlamıştın ...
biz ancak ölümlerle ayıldıq
ve dünya her defa göz yaşıyla xırdalandı içimizden…
en yaxın birini kader alıb aparanda
söykenc bir yerin kalmadı demek ...
tanrı umutsuzları sevmez