Senin ellerin diyorum, şehrin en çıkmaz sokağı
Gülüşün yakamda unutulmuş bir sardunya lekesi
Ben seni durup dururken bir akşamüstü sevdim
Saatler hep seni vuruyordu, bütün kuşlar tedirgin
Gökyüzünü ikiye katlayıp cebine koymuştun.
Ne zaman baksan bana, bir deniz silinirdi haritadan
Masada çay bardakları kendi kendine ısınırdı
Adını hecelesem, ağzımda kırık dökük bir alfabe
Gözlerin diyorum, en çok perşembelere benziyordu
Biraz eksik, çokça ihtimal.
Sonra bir otobüs biletine sığdırdın bütün gidişleri
Sen gittin, üstümde bol gelen bir yalnızlık kaldı
Şimdi hangi sokağa çıksam, gölgen kesiyor bileklerimi
Ayrılık, uzun saçlı ve taranmayan bir kelime artık
İçimin istasyonlarında, hiç kalkmayacak trenleri bekliyorum.












