"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, 'Bugün ne giysem?' dercesine bir çığlığıdır." – Virginia Woolf"

yazı resim

ve
bir kar düştü.
üşüttü baharı
kan koktu etraf
sonrası temâşa...

Görüntünün bakı uzantısında kendisi sanması gibi aslını, ötelerde duran bulunmuşlukların adı gibi. El verdiklerinin aslında terlemelerle dışlanması atılmasıdır avuçta kalan ve biraz da kalkıp bağırmaktır dalgalı topraklara.. Diyorlar ki kadınlar, kalplerindeki bıçakların acısını ölene dek unutmazlar, Peki ya kalp bıçağı tanıyormu, saplanan bir bıçağın kalpte bıraktığı iz nasıl ki silinmezse, sessiz bir ölüm de yine kahrını bırakmaz bedene..
Teninde uyuyup, italik uzanan bacaklarına sürtünerek burdayım işte kol kanadın, kanattığım her noktanda bir benim dercesine italik ...
öpülecekse en soluksuz öpülmelidir.
kar düşsede, üşütsede baharı, kan kokusu közde yanmadıkça gitmez...

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön