"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"

özlem evrim torun

Dokunuş

Her şeyi nedenlerinden arındırır, hayatı kemiklerinden ayırır ve nedensizliğe gömebilirdi aklı. İlla bir sebep soruluyorsa tek heceli kelimeleri seviyordu. Dilin en değerli hazineleriydi tek hamlede söylenen kelimeler: yapılandırmadan, çekimlendirmeden, cümleler oluşturmadan kendini anlatmak istiyordu.

İz 'Düşüm'

Kana kana kanadım, duyuramadım. Kavramları silkeleyip atarken bir kenara silkinip atıldığımı duyumsadım, engel olamadım. Kendi Tanrıcılığımı oynarken kendimi deneysel süreçlerimin deneği yaptım. Hırpalandım.

Gölge

Varoluşsal dönüm noktalarını ve sorgularını ilk gençlik yıllarında bıraktığını düşünüyordu. Oysa şimdi yeniden başlaması gerekiyordu. Kendini sorgulaması, yargılaması ve bir kısmını asması gerekiyordu. Kalıba sığmayan kolunu kesmesi, bacaklarını geriye çekmesi gerekiyordu. Normlara yaklaşması ve normlara ulaşması ve onaylanan olması gerekiyordu yine. Yine sıkışıyordu, yine çevresinde bir uğultu ki,

KİTAP İZLERİ

Olduğu Kadar Güzeldik

Mahir Ünsal Eriş

Kusurlu Güzelliğin Dokunaklı Şarkısı Mahir Ünsal Eriş, "Olduğu Kadar Güzeldik" adlı öykü kitabıyla, sıradan insanların hayatlarındaki çatlaklardan sızan o hem buruk hem de aydınlık ışığı
İncelemeyi Oku
Başa Dön