..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yalnızca hava, ışık ve arkadaşın varsa hiç üzülme. -Goethe
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > İlişkiler > Vildan Sevil




15 Haziran 2011
Benim Güzel Şiirlerim ve Şiirde Eytişim// Yazınsal Yaratı Üstüne Fikir Uçuşmaları (Iıı)  
Duyguyu üfleyen, ozandır. En kadim şamanlardan, kamlardan, büyücülerden el almıştır. Şiire, şiir denmediği, şairin doğmadığı zamanlardan gelir.

Vildan Sevil


Çünkü, çiçek, böcek, göğün mavisi, derenin şırıltısı, yaprakların hışırtısı, erguvanlar, bitip tükenmez yarım aşklar, deniz ve dalgalar, kır çiçekleri, içki şişeleri, şişelerin dibi, dibinin dibi/camın içi, martılar...Hayır, tüm bunlar, ozanın özündeki sınırsızlığı doyuramayacaktır. Sınır, ozanın doğasına aykırıdır.


:AGCG:
İlk ergenlik çağıma kadar, ben de şiir yazmıştım. Arkadaşlarım bir yerlerden yürüttüğümü düşünür, benim yazdığıma inanmazlardı. Şiir sipariş ederler, “Yaz bakalım, gerçekten yazabiliyor musun?” diye sınava çekmeye kalkarlardı. Ben de, kendimi kanıtlamak için canhıraş siparişleri hazırlardım. Çocukluk işte...

Lise çağına geldiğimde, bir daha hiç denemedim. Şiirden anlamaya(!) başlamış olmalıyım.

Her nazım, şiir değildir, deriz.

“Şiir ve Şair’den
Duyguyu aramam, farklıyım;/Elimde sözlük,/Ve kırık dökük birkaç kelime;/Yazarım alt alta,/Olursam anlaşılmaz,ustayım derim/Önemli mi şiirin rengi,sesi sedası?/Dizilsin de kelimeler...”
bonheur/Edebiyatdefteri.com

Günümüz şiirinin genel görünümünü bu dizelerle dillendirmiş genç şair. Şiirin tümü, günümüz şiirine güzel bir taşlama, bir özeleştiri.

Şiir; öncelikle duygudur. Ama olgun, iyi şiir, duyguyla düşüncenin harmanlandığı değil, yoğrulduğu, tümleştiği şiirdir.

Şiir; sesdir, müziktir. Onlarca sözcük, ayrı bir sazdır. Sözcükler, tahta ve bakır üflemeli, vurmalı, yaylı/telli çalgılardır.

Anlam, bu çalgıların oluşturduğu, duyguyu en iyi yansıtan orkestra aracılığıyla iner yüreğe ve vurur.

Duyguyu üfleyen, ozandır. En kadim şamanlardan, kamlardan, büyücülerden el almıştır. Şiire, şiir denmediği, şairin doğmadığı zamanlardan gelir.

Şair, çağı imgeler. O, maestrodur, kuyumcudur.

Şiir; resimdir, fotoğraf değil. Oranları, perspektifi, geometrisi vardır. Saz olmuş sözcükler, renklere, biçimlere bürünür.

Şiir; en arınmaz kiri bile dillendirse, kirlenmeyi anlarız, kokuyu hissederiz ama şiirin kendisi pis kokmaz, kirli değildir.

Şiir; en iğrenç sahneleri anlatsa, midemizin bulandığını hissettirse de kendisi iğrenç olamaz. Bu durum; şiirin, duyumsayan, tiksinen ozandan çıkan soluğun, şairin emeğiyle, ustalığıyla, güzelduyuya (Estetik) kavuşmuş biçimidir.

İşte benim güzel şiirlerim böyledir, sevgili okur.

Ozan, yüreğinin inebildiği derinliklerinden soluğunu üfler. Şair, BİLGİSİNİ, YETENEĞİNİ ve EMEĞİNİ devreye sokar. Alır o soluğu, bir kuyum işçiliğine durur, çalgıların uymunu sağlayan maestro olur. Şiir oluşur.

Okur; bilgi birikimi, deneyimi kadar müziği, resmi, anlamı algılar, içine çeker soluğu, kendi derinliklerine savurur.

Soluklar nerelerde kesişir, örtüşür, bilinmez. Bu gizemdir. Evren gibi. Bir aşktır başlar, zamane aşklarına asla benzemez, ölümsüzdür. İhanet yoktur, sadakat sonsuzdur.
Hayır, yanlış oldu sevgili okur. Eytişime uymadı. İhanet vardır, aşk da biter.

Şiir, evrene doğru yol alırken bir önceki şiire ihanet eder. Yeni bir şiir aşkıdır o aşkı bitiren. Çünkü onu aşan karşıtı doğacaktır.

Gerçek ozan/şairin yaradılışındaki bu sınırsızlık dürtüsü, onu çoğunlukla bedensel, tinsel ve değişken aşklara koşturur. Ne var ki, içsel yaratının sınırsızlık dürtüsü, bu aşklarla yetinemez; onun için şair, süregen bir doyumsuzluğa mahkum olur, kısır döngüye düşer çoğu kez, kendini yinelemeye durur. Çağlar boyu yaşayabilen ozan/şairler, bu döngüden sıyrılmayı başaranlar, bu zinciri kırabilenler, yapamadığında şiiri bırakanlardır.

Duygu ve düşüncelerin özgürce dillendirildiği dönemlerde yaratı, evrenselliğe daha rahat yönelir. Ozan/şairin taşkın ve aşkın duyguları, yurdunun, gezegeninin, evrenin dört bir yanını daha özgürce gezer, şiirini yaratır. Temalar çeşitlenir, çoğalır, zenginleşir, renklenir, iç dünyayla evren arasında daha bir yakınlaşma oluşur. Ama bunda da bir görecelik vardır. Çünkü şiir, sınır tanımaz, özgürlük, hep görecedir onda.

Toplumsal baskı dönemlerinde, ozanın magmasından fışkırmak isteyen aşkın ve taşkın lavlar, can korkusuyla içeri tıkıştırılır. Ozan/şairin doğasında var olan arayış itimli bunalımı iyice derinleşir. “Sophie’nin Seçim”i gibi bir seçimdir dayatılan. Ya da kırk katırla kırk satır.

Ya biat edecek, saray şairi olacak, padişaha methiyeler düzecek, caize almasa bile kelleyi kurtaracak, ya kalemi bırakacak ya iyice sözcüklerin anlaşılmazlığında yitip kendini kandırmanın sancılı ağırlığıyla yaşayacak, o ağırlığı anlaşılmaz sözcük oyunlarıyla atmaya çalışacak, belki intihar edecek ya da sınırlarını açmak, aşmak için savaşıma girecektir. Edebiyat tarihi, her seçenekten sayısız örneklerle doludur.

Çünkü, çiçek, böcek, göğün mavisi, derenin şırıltısı, yaprakların hışırtısı, erguvanlar, bitip tükenmez yarım aşklar, deniz ve dalgalar, kır çiçekleri, içki şişeleri, şişelerin dibi, dibinin dibi/camın içi, martılar...Hayır, tüm bunlar, ozanın özündeki sınırsızlığı doyuramayacaktır.

Sınır, ozanın doğasına aykırıdır.

Burada, şairin doyumsuzluğu ve sınırsızlığına ilginç bir örnek vermek isterim.

XIX. yüzyıl Avrupa’sı, Fransa. Kilisenin yüzyıllar boyunca aklın önüne ördüğü duvarlar hızla yıkılmakta. Aydınlanma doludizgin yaşanıyor. Ama büyük ozan/şair Baudelaire sembolizme sığınmış, haykırıyor Albatros’ta.

Neden? Yüzyıllarca zincire vurulmuş olan akıl, şimdi kurtulmuş zincirlerinden, doludizgin ortalıkta koşturuyor, meydan onun artık. Karanlık çağ, akıl-sezgi/duygu dengesini iyice bozmuş, her ikisini de zincire vurmuş. İkisi bir olup isyan ettiyse de o tarihsel dönemde, en sıkıştırılmış olan akıl, kurtulduğunda, gemi azıya iyice almış.

Akıl, öyle bir koşturmada ki, duyguyu, sezgiyi yok sayıyor, ezip geçiyor. Her nen, salt aklın terazisinde tartılmakta artık. Deney en gözde yöntem. Ama evren, salt, insanın pek azını kullanabildiği aklıyla mı sınırlı?

İnsan aklının ürettiği deneylerle evrenin gizemini çözmek olası mı?

Büyük Baudelaire bunu seziyor işte ve isyanda.Baudelaire kilisenin bağnazlığını mı özlüyor?.. Aklı mı yok sayıyor?.. İsyanı, akla karşı değil, aklın duyguyu ezmesine. Çünkü, ozan yüreği akıldan daha yakın evrene. Dışlanma, acı çekme pahasına isyandadır Baudelaire.

Ozan, geminin güvertesine düşen, göklerin egemeni, özgürlüğün simgesi, koca kanatlı Albatros’tur artık.

Yüreğindeki kızgın magmanın ateşiyle kavrulan ozan, bu kez de aklın zincirine vurulmaktadır. Kim durdurabilir bu isyanı?..

Baudelaire’yi bugün de severek okuyoruz.
“Albatros’tan
İşte,o yüce bulutlar prensine benzer Ozän,/Fırtınayla sarmaş dolaş, okçuyu umursamayan,/Yeryüzüne sürgün, bağrış ve çağrışlar arasında,/Engeller adım atmasını o devden kanatları.”

Kötülük Çiçekleri, Charles Baudelaire // Çev: Hulki Can Duru- İzedebiyat.com

Bir başka örnek de bugünden:

"Bütün Sanatçıları Susturun'dan

“Bütün sanatçıları susturun,/Hatta öldürün,/Bedenlerini yakın,/Ve küllerini betondan,/Devasa yalanlarımızın temellerine,/Gömün!”
Umut Salih Tiryakioğlu// İzedebiyat.com

Böyle haykırıyor, ülkemizden bir ozan. Elbette başkaları da var haykıran.

Okura gelince...O da seçimiyle başbaşa sevgili okur.

Ya bugünde kalacak ya da çağları aşacak olan ozanının ve şiirinin ardından koşacaktır.

Ayrımında olalım olmayalım, yaşamımızın her anı bir seçimi dayatır bize. Seçeriz, sürekli seçim halindeyiz. Ayrımında olsak da olmasak da...

Şiire, ozan/şairlere, okura sevgiyle...

15.06.2011
Vildan Sevil

.Eleştiriler & Yorumlar

:: :))
Gönderen: Vildan Sevil / , Türkiye
16 Haziran 2011
Teşekkürler Tülünay. Gülsarı'yı yanında görmek çok mutlu etti beni. Selamlarını da götüreceğim giderken. Sevgiler..

:: değmelerden korkmadan,bu gizem diyarında
Gönderen: TÜLÜNAY / , Türkiye
16 Haziran 2011
Beethoven'ın Goethe'ye övgüleri ve teşekkürleri geliverdi aklıma. Değdiğimiz herşeyde yakalayacak bir ısı,bir sır oluyor yaşamda.Değdiğim ve ardından duyduğum "Gülsarı.."yı hergün içimden tekrarlıyorum.. "Şiir evrene doğru yol alırken,bir önceki şiire ihanet eder." "Sınır,ozanın doğasına aykırıdır." Yüreğe sağlık ve Ayvalık'a özlemli koca bir selam ile..

:: :)
Gönderen: Vildan Sevil / , Türkiye
16 Haziran 2011
Yüreklendiriyorsun sevgili Aysu.Bu gidişle, zorla eleştirmen olacağım galiba:))

:: Şiire, ozan/şairlere, okura sevgiyle...
Gönderen: Aysu / , Türkiye
16 Haziran 2011
her ozan şair ayrı bir dünya ayrı bir derinlik ama görmesini bilene,sen rüzgarsın şiirlerin derinliğine doğru..




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İlişkiler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ozan/şair> Şiir> Okur// Yazınsal Yaratı Üstüne Fikir Uçuşmaları (Iı)
Evren - Zaman - Hız ve Hız Tutkumuz Üstüne
Sadakat
Bir Kadın, Sinsi Bir Şiddet ve Bir Yanıt
Senden Bir Şeyler İsteyeyim Mi?.. Ne Dersin?..

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Okurun Sevinç Çığlığı ve Yazarın, Kitabın Çilesi
İpek Nehir, 1 Mayıs, Vay İstanbul...
Yine Tecavüze Uğradım!.. Yine Tecavüz Ettim!..
Sen Kaç Kere Doğdun Sevgili Okur?..
Konuğum Var: Cengiz Akın, Post - Modern Edebiyatta "Zaman" Kavramı, Zaman - Bilinç İlişkimiz
Ant Olsun ve Şart Olsun ki Umursamayacağım!.. Nerde Benim Şu Cımbızla Ayna?..
Kassandra'nın Güncel Kehaneti
Poetika// Sanatsal Yaratı Üstüne Fikir Uçuşmaları (Iv)
Ahhh İstanbul... Çekme Beni Böyle Kendine Kendine... Yorgunum...
Kırk Katır mı, Kırk Satır mı? Mutluluk, Onur ve Bölünmek

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
Dedem Düşlerime Giriyor [Öykü]
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına [Öykü]
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey [Öykü]
Dolunayda Uyku Tutmaz [Öykü]
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın [Öykü]
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde [Öykü]
Ben Ölürken [Öykü]
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben [Öykü]
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!.. [Öykü]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Vildan Sevil, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.