..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. -Joe Louis
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Fantastik > Osman KESKİN




28 Haziran 2021
Secret War  
Gizli Savaş

Osman KESKİN


Sarıkamış Harekatının sırlarla, gizemlerle ve yeri geldiğinde kara büyü efsaneleriyle ve hatta Alman-Nazi mitleriyle örtülü karanlık mı karanlık gizli mi gizli sayfalarında geçen gerçek öyküsünü anlatacağım.


:GJ:
genelkurmay-sarikamis-ta-60-bin-asker-sehit-oldu-1143421-488_o


Secret War

Bugün sizlere saklı kalmış ya da gizlenmiş tarih kitaplarında bile yazılmamış bir öyküden bahsedeceğim. Anlatacaklarım öyle ilginç şeyler ki okuduktan sonra çok ama çok şaşıracaksınız.
Bahsini ettiğim olay hepimizin bildiği veya okuduğu tarih kitaplarına Sarı Kamış Harekâtı olarak geçmiştir. Bu harekât başarılı olmak için her şeyi göze almış bir komutanın neleri göze alabileceğinin, kimine göre destansı kimine göre hatalarla örülü öyküsüdür. Ben ise sizlere bu öyküyü; sırlarla, gizemlerle ve yeri geldiğinde kara büyü efsaneleriyle ve hatta Alman-Nazi mitleriyle örtülü karanlık mı karanlık gizli mi gizli sayfalarında geçen gerçek öyküsünü anlatacağım.
Ne derler bilirsiniz, tarih sana göre ve bana göre diye ikiye ayrılır. Bu ayrım her türlü tarihsel olayı kapsar. Birinin askeri dehâlarla dolu dediği bir savaş başka biri için sıradan bir savaştır. Bu ikilik her türlü tarihi olay ve şahsiyet için aynıdır. Bu tip ikilemlerden dolayı bilinen tarihe hiç alışamadım ve güvenemedim. Kendimi bitmemiş öyküler diyarına adayan gizli tarih mitleri üzerine pahalı ve zor bulunan kitap, yazıt, belge vs… bulmak için adamam işte bundan ötürü. ‘Gerçek, gerçekte neydi?’
Şimdi her ne kadar saklı tarih, gizli tarih, kara büyü tarihi üzerine sadece bizim öykümüzü ilgilendirdiği kadar değinecekte olsam kısaca bilinen tarihi anlatmam gerekiyor.

Tarih: 25 Aralık 1914
Yer: Sarıkamış
Eksi 30 derecede dinmek nedir bilmeyen bu soğukta ilerleyen askerler bata çıka ve umutsuz görünüyordu. Uzayıp giden asker sırasında birbiri ardına askerler yere düşüyordu. Düşenlerin çoğu donmuş ayağına hükmedemediği için kalkamıyordu. Rüzgâr ve tipi en babayiğit askeri bile iliklerine kadar üşütüyordu.
Bazı tanıklar ve kaynaklar bir günde 10.000 kişinin soğuktan donduğunu yazıyor. Cesetler, toprak donduğu ve kazılamadığı için kaderine bırakılmıştır.
Köprüköy ve Azap Muharebeleri
1 Kasın 1914 günü Rusların saldırısı başladı. Kasım ayının başlarında 3. Ordumuz Rusları geri çekilmeye zorladı ama uzun vadede bir başarı söz konusu olmadı.
3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa harp sanatı gereği durması gereken yeri biliyordu. Soğuğa hazırlıksız orduyla yarı aç yarı çıplak düşman üzerine gitmemeye karar verdi ve Köprüköy’de beklemeye koyuldu.
Enver Paşa hisleriyle hareket ediyor ve 40 yıldır düşman elinde olan Kars’ın ve Sarıkamış’ın kurtulmasını istiyordu. Bu gerekçe ile harekâtı gerçekleştirmek istemeyen tüm üst sınıf askerleri emekli etmiş ya da istifaya zorlamıştı. Enver Paşa yerlerine kendi adamlarını 10. Ordu Komutanı olarak Hafız Hakkı Beyi, 9. Kolordu Komutanlığına Ali İhsan Paşayı ve 11. Kolordu Komutanlığına Abdulkerim Paşayı Atamıştı. 3. Ordu Komutanlığını da bizzat kendi üzerine almıştı.
3. Ordu gerçekten kötü haldeydi. Erzak yetersizdi. Özellikle kıyafet konusunda ihtiyaçlar vardı. Kılık kıyafet taşıyan gemiler Karadeniz’de Ruslar tarafından batırılmıştı.
Enver Paşanın kuşatma kollarını 15 km kaydırması adamlarının Sarıkamış’a geç ulaşması ve ciddi asker bilgisizlikler harekâtın başarısızlıkla bitmesine sebep oldu.
Şimdi öykümüzün bilinmeyen, gizlenen kısmına geçebiliriz. Enver Paşa Sarıkamış Harekâtından önce Alman Bronzard Paşa ile görüşmüştü. Nazi Almanyasının gizli deneyler yaptığını herkes bilir. Bu etik dışı deneyler 3 kola ayrılırdı. Bunlardan biri askerlerin sağ kalmasını kolaylaştıracak deneylerdi. Hipotermi ilebaşedebilmek için esirler kullanılarak sözde dondurma deneyleri yapıldı.
Diğer bir kol ise Alman askerlerinin sahada karşılaşabileceği yaralanmalar ve hastalıklara karşı çareler bulmak ve Alman askerlerini daha üstün bir bağışıklığa-dayanıklılığa kavuşturmaktı.
Diğer kol ise Almanların Ari ırk dediği mükemmeliyeti yakalamış ırkı yakalamak için yapılan deneyleri kapsıyordu.
Almanlar işi o kadar şizofren boyutlara getirmişti ki, tıbbi deneylerin yanı sıra; boyut atlama, görünmezlik ve zaman yolculuğu yapma deneylerini üstlenen Thule adında gizli bir örgüt kurmuştular.
Thule örgütünün çalışmaları hep bir sis perdesi altında kalmıştır ve bu durum birçok spekülasyonun oluşmasına neden olmuştur. Sizlere bu spekülasyonlardan bahsetmem gerekiyor. Çünkü öykümüzün yönünü belirleyen ana etken buradan çıkıyor.
Thule örgütünün, zamanda yolculuk yapabilen üstün yaratıklarla iletişim kurdukları söylenir. İşte bu noktada Thule’nin en gizli üyelerinden olan ve Enver Paşanın Sarıkamış Harekâtını destekleyen Bronzard Paşadan biraz bahsetmem gerekiyor. Bronzard Paşa, Sarıkamış dolaylarında Dünyanın merkezine hapsedilmiş bir kavmin olduğunu duymuştu. Thule’nin yaptığı bu araştırmaya dayanarak bu kavmi kontrol etmek ve Almanların giriştiği tüm savaşları kazanmak hedefindeydiler. Bu kavmi kara büyü yaparak kontrol altına alacaklar ve askeri bir güç olarak kullanacaklarıd. Yaptıkları birçok deneyi deneme yanılma yöntemine döken bu ezoterik örgüt, Enver Paşaya bu olayı üstü kapalı şekilde anlatmış ve inandırmıştı.
GİZLİ SAVAŞ
Orman, rüzgârın ve fırtınanın esiriydi. Ağaçlar üşümemek için birbirlerine sokulmuş gibiydiler. Enver Paşanın Thule örgütünün verdiği bilgiler doğrultusunda gizemli yer altı kavmini dışarı çıkarma görevi verilen Kazım Ali Paşa dürbünüyle etrafı izlemeye çalışıyor bir yandan da merceğe gelen karları temizliyordu. Vahşi hayvanların sesleri ara ara duyuluyordu. Askerler Kazım Ali Paşanın ıslığıyla gizlendikleri yerden çıktılar. Çevreyi keşfe başladılar. Kazım Ali Paşa cebinden çıkardığı haritayı inceliyordu.
Bazı askerler durumdan rahatsızlardı. Günlerdir sır gibi saklanan bir yeri arıyorlardı. Kazım Ali Paşanın ne aradığını merak ettikleri için büyük bir huzursuzluk hâkimdi. 9.10. ve 11. Kolorduyla olan uzaklıkları, yardıma gelecek kimsenin olmaması fısıltılarla konuşuluyordu. Bir saldırı olursa destek gelmeyeceği için ağır askeri zayiat verileceğini herkes biliyordu.
Eski bir Kafkas askeri ağaçlara bakarak haritada gösterilen yere ulaşılmasına yardım ediyordu. Kazım Ali Paşa bu Kafkas askerine çok ısınmıştı. Ona Kafkas diye hitap ediyordu. Kafkas, Kazım Ali Paşaya bir şeyler anlatıyordu. Ormanın derinliklerinde bir yerdeler. Eski yerler. Halkının buraların lanetli olduğuna inandığını söylüyordu. Onları hissettiğini söylüyordu. Burada olduğumuzu biliyorlar. Diyordu.
Ormanın derinliklerine ilerledikten sonra, belli bir noktada duruldu. Kafkas Havayı kokladı. Burada büyük bir ateş yakılması gerektiğini söyledi. Kazım Ali Paşanın emriyle gösterilen noktada bir ateş yakıldı.
Kazım Ali Paşa, yerin altından çıkacak kavmi Sarıkamış Harekâtında kullanılmak üzere Enver Paşaya götürecekti. Enver Paşanın bilgisi vardı. Bu plan işe yaramak zorundaydı. Diğer türlü Sarıkamış Harekâtı delilikten öteye gidemezdi. Çünkü, askerin ayağında çarık, sırtında palto bile yoktu. Sırf imanlarındaki coşkuyla devlet ve millet uğruna çetin bir kış zamanında böylesi bir görevi kabul etmişlerdi. Tüm askerler delice bir şeyin peşinden gittiklerini biliyorlardı.
Derken dev ateş yavaş yavaş sönmeye başladı. Derinlerden uğultular geliyordu ama henüz onlar bu sesi duyamıyorlardı. Çünkü fırtına ve tipi hiç durmadan devam ediyordu. Sonra büyük bir patlama oldu. Tam ateşin söndüğü noktadan birbiri ardına yarı insan yarı hayvan yaratıklar çıkmaya başladı. Askerler korkuyla ve şaşkınlıkla etraflarını saran bu yaratıklara bakıyordu. Yaratıkların reisi bizi mûhkem bir yere hapsetmişlerdi bizi şimdi kim dışarı çağırdı diyordu. Kazım Ali Paşa kendisine bizzat Bronzart Paşa tarafından verilen lisanını daha önce hiç duymadığı bir el yazmasını okumaya başladı. Yaratıkların reisi derin derin gülmeye başladı ve kaçınılmaz olan savaş başladı. Çünkü Yaratıkların reisi söz dinleyecek yola gelecek bir mahlûk değildi.
Özünde, Almanların Rusları yenmek için çağırdığı şeytani yaratıklar şimdi Türk Askerine saldırma başlamıştı. Hızlı hareket etme kabiliyetine sahip bu yaratıklar diğer tüm kolordu askerlerini de tehdit edebilirdi. Zaten mucizelere bağlı olan harekât çok çok büyük zayiatlarla bitebilirdi.
Çok kanlı bir savaşa tutuşuldu. Yaratıkların reisi akın akın yeraltından çıkan birliklerini ormanın iç kısımlarına çekmişti. Kazım Ali Paşa ise tüm askerli ile ve ağır silahlarıyla saldırıyordu. Savaş çok korkunç geçiyordu. Çünkü yaratıklar yakaladığı askerleri ya parçalayarak öldürüyor ya da donduruyordu. İçlerinden gelen dondurucu nefesi bir kere üflemeleri ani bir ölüm yetiyordu. Binlerce asker donarak ölmüştü.
Kazım Ali Paşa kalan son askerleriyle bir intihar saldırısı planladı. Kafkas dâhil geriye kalan herkes bu ölüm emrini tereddütsüz kabul etti. Tüm askerler üzerlerine bağladıkları patlayıcılarla Allah Allah nidalarıyla yaratıkların üzerine koştular. Askerlerin hepsi vatan ve millet uğruna bu adi pis yaratıkları geldikleri yere gömmek için sırayla pimi çekti.
Büyük ve korkunç bir patlama ormanın derinliklerinden kilometrelerce uzağa kadar yayılan büyük bir ses dalgasıyla son buldu.
Bilinen Tarih
Enver Paşa, basına sansür uygulayarak Sarıkamış Harekâtının başarısızlığını tam 7 yıl gizlemeyi başardı. İhtirasları ve askeri beceriksizliği büyük bir yıkıma sebep oldu.
Thule örgütüyle yapılan gizli anlaşma tarihin bilinmeyen kütüphanesinde yerini adlı. Oraya ulaşmak, o bilgileri elde etmek gerçekten çok zor. Bu tip gizli bilgileri öğrenenlere neler olduğunu kestirmeniz pekâlâ mümkün. Sizlere gerçek tarihin ışığını gösterebilmek adına öğrenebildiğim her şeyi bu kara kaplı kitaba aynen aktarıyorum.
Eric YORGENSEN

Kara bir kapakla kaplı kitabı bitirdiğimde dilim damağım kurumuştu. İçinde yazan şeyleri bir solukta okumuştum. Çok heyecanlıydım. Kafam çok karışıktı. Şu an bu kitabı ele geçirmek için verdiğim uğraşı düşününce değdiğini biliyorum. Benimle aynı gerçeklik kaygısını hisseden bir araştırmacının yazdıklarını okuduktan sonraki ruh halim böyleydi. Onun korktuğu ölüm korkusu beni de sarmıştı ve günlerce de geçmemişti.

Kısa Bilimkurgu Öykü
Yazar: Timur KOHEN



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Osman KESKİN kimdir?




yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Osman KESKİN, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.